Canım feda olsun sana, hiç bir şeye değişilmez senin sevgin bu dünyada!

Bu röportaj başlıksız olsa dahi röportajı kiminle yaptığımızı bu girişten anlayabilirsiniz.Tribünlerimizin abisi, Duka reisi konuğumuz oldu. Öyle içten bir röportaj gerçekleştirdik ki yazılara dökmek bizim için çok zor oldu. Tribünlerimizin korkusuz savaşçısı abimizle gerçekleştirdiğimiz röportajı sizlerle paylaşıyoruz. İyi anlamalar!

Mesut Ulusoy kimdir?

Mesut Ulusoy 1979 yılında Gülbahçe’de doğmuştur. Doğma büyüme Bursalıdır ve Bursasporludur.

Bursasporluluk nereden geliyor?

Bursasporluluğum aileden geliyor. Babam ve dayımlar sürekli maçlara götürüyordu. Ondan sonra zaten kendi başıma gitmeye başladım. 13 yaşında -belki de daha erken- Özal’ın öldüğü sene Ankara deplasmanına gittim ve deplasman hayatım böyle başladı. İçerideki ilk maçımı hatırlamıyorum, biraz hafızada sıkıntı var. 5-6 yaşlarında olmalı.

“Duka” ismi nereden geliyor?

Duka ismi aslında çok enteresan şekilde gelişti. İsmet amcam ben ufakken  saçlarım kıvır kıvır olduğu için, o zamanların meşhur ismi Zico’ya benzetiyor ve sürekli bana Zico diyor. Zico’dan iş Duka’ya nasıl döndü onu ben de bilmiyorum… Zico’yu net hatırlıyorum ama iş nasıl Duka’ya döndü hatırlamıyorum. 5-6 yaşlarındayken Zico’ydu, 16-17 olunca ne alakaysa Duka’ya nasıl döndü cidden bilmiyorum. (Gülüyor)

Tribün yılları, Teksas dönemin ve daha sonraki TSC kuruluşu devamındaki dönem nasıl gelişti, neler oldu?

Aslında TSC bir oluşum değildi, spontane gelişti. Askerden gelmiştim, Selim Abiyle (Selim Kurtulan) bir münasebetimiz olmuştu, beni çok kızdırmıştı. Daha sonra biz hemen Teksas’ın kenarında durmaya başladık. Bir süre sonra ben ve birkaç arkadaşım biraz daha uzaklaştık. Bizi tanıyan arkadaşlar sürekli “Duka hayırdır? Hayırdır abi?” diye sormaya başladı. Biz de orada bulunmak istemediğimizi söyledik. 20-30 kişiyle başladık bu işe. En son sayımız kaç oldu tabi bilmiyorum. Bu işi tek ben yapmadım, arkadaşlarımızla beraber yaptık. Aklımızda grup kurmak yoktu tabii ki, büyümeye başlayınca mecburen grup oluyorsun. Doğduk Teksas, büyüdük Teksas… Bu yüzden de adımız Teksas Taraftarlar Kulübü oldu. O zamanlar bu işlerden anlayan arkadaşlarımız Teksas Supporters Club dediler. Böylece grup kuruldu. Çok şükür her şey güzeldi, bu tribünlere bir şeyler katabildiysek TSC adına ne mutlu bize.

TSC dönemindeki taraftar profili, öncesi ve sonrası nasıldı?

Şimdi şöyle bir durum var; bizden önceki jenerasyon da çok iyiydi. Ama her geçen sene Bursasporluluk kötüye gidiyor. Samimiyetimizi kaybediyoruz. Şimdi çok aktif olmasam da tribündeyim. Eskiden takım mağlup oldu mu, yemeden içmeden kesilirdik, ağlardık, üzülürdük. Günümüze bakarsak takım 3-1, 2-0 gibi skorlarla yeniliyor, gençler gülüyor eğleniyor. Eski zamanların samimiyeti yok. TSC zamanlarında bizim kemik tayfamız vardı. Biz toplantılarda kararları bu kişilerle alırdık. Şimdiki gençler böyle değil ve Bursasporluluk bu kadar basit olmamalı! Bizden öncekileri hatırlıyorum. Onlar bizden 100 kat samimiydiler. Ne bedava bilet ne otobüs böyle şeyler yoktu, herkes kendi imkanlarıyla bir şeyler yapardı. Onlar efsaneydi. Dediğim gibi her sene bu samimiyet duygusu düşüyor. Bilhassa şampiyonluktan sonra, bu duygu kayboldu.

Şampiyonluk zamanındaki birliği neye bağlıyorsunuz?

Şampiyonluk zamanı sportif başarı insanları bir araya topladı. Bursa tribünleri hiçbir zaman birlik olmadı, olamaz da. Biz de çok mücadelesini verdik.
Bir Trabzon maçını hatırlıyorum. “Teksas TSC birleşsin!” Eyvallah, birleşelim. Tak biri çıkıyor o birlikteliği bozuyor. O sene sportif başarının etkisi insanları bir arada tuttu. Sporcusundan yöneticisine, şehrin dinamiklerinden taraftarına, herkes bir aradaydı. Ama bunun tek sebebi sportif başarıdır. Bursa’da kolay kolay birlik olunmaz.

Şampiyonluk anında bir anınız var mı?

Şampiyonluk anında tribünde yoktum. Gittiğimiz bir mekanda Fenerbahçe- Trabzon maçını izledik. O gece 5 yaş yaşlandım ben! Maçın son 15-20 dakikasını yerde seyrettim. İnsanlar bana bakıyor, oradan Egemen’e “Bas!” diyorum, Onur’a bağırıyorum. Maçı yaşıyorum o an. Bu yüzden keşke o gün tribünde olsaydım diyorum, ömrümden ömür gitmişti. Trabzon’un o maçı kazanması imkansızdı, nitekim de maç öyle gelişti. 3 topçu haricinde kimse oynamadı. Sakın ha, demesinler sizi Trabzon şampiyon yaptı! Sakın ha!

Şampiyonluk sonrası Bursaspor nasıl yönetildi?

Şampiyonluk sonrası doğru olan bir şey yoktu, en başta bunu söyleyeyim. Bir gün arkadaşlarla Tahtakale’de oturuyoruz. Sürekli şampiyonluktan bahsediyorlar. “Çıkın şu şampiyonluk kafasından! Şampiyon olunca bitti mi hedeflerimiz? Her şey bir şampiyonluksa kapatın o zaman kulübü.” dedim. Bizi bu hale getiren bu kafa yapısıdır. Mali durumdan bahsedersek, büyük vurgunlar yapıldı. Bunları hep dile getirdik. Kimler alındı? Nunez’ler, Steinert’ler ve niceleri… Ne paralar döndü bu kulüpte. Şampiyon olmuş bir camianın 3-4 sene sonra 200 milyon borcu oluyor. Nasıl bir yönetiliş bu? Arkadaşlara dedim, “Şampiyonluk bitti, uyanın artık bu rüyadan. Çıtayı nereye çıkaracağız bunun hesabını yapmaktansa dibe vurduk. Yapılan yanlış seçimler bizi bu duruma getirdi. Paraya kıyamadı beyefendiler. Şampiyonluk sonrası efsane yaptığımız adamlara ağzını açamayanlar bugün kulübün bu halde olmasının sorumlularıdır. İyi yönetilseydik, biz bugün nice hegomanyalara son verirdik! Yani o efsanelerin(!) oyunları olmasaydı… Her sene geriye attık, her sene… Bak şimdi dibe vurduk. Neymiş? Rahmetli para bırakmış da gitmiş! Bırakıcaksın tabii. 200 milyon kazandı bu kulüp. Sanki kendisinin parası. Bursaspor tribünlerinin çoğu gazetelerden ibaret. Bakıyor, ne yazıyorlarsa böylemiş deyip susuyorlar. Bursasporluluk böyle bir şey değil abi! Ne durumdayız biz böyle! Silkelenmemiz lazım.

Atatürk Stadı hakkında görüşleriniz neler?

Başta bu “Yıktırmayız!” diyen kardeşlerimi anlamıyordum. “Niye bu kadar üstünde duruyorlar?” diye düşündüm. Yıkılışını görünce anladım her şeyi… Çok kötü oldum. İnanılmaz duygulandım. Şuan bile tüylerim diken diken oldu. Biz neler yaşamışız burada? Her gün geçiyorum buradan ve her geçtiğimde daha da kötü oluyorum. Kendimde bir eksiklik hissediyorum, yeni stada ayaklarım gitmiyor yemin ediyorum. Haz alamıyorum, samimiyet yok. Ama burası öyle miydi? Burada herkes iç içeydi, çok samimiydi. Canımızı almışlar bizim, canımızı… Hayatımız burasıymış meğer bizim.

Peki Atatürk Stadı projesi hakkında görüşleriniz neler?

Bence söylenen projeyle burası bu şekilde kalmaz. Değerli bir yeri yeşil alan olarak bırakmazlar. Nasıl öncesinde kandırdılarsa, yine bir kılıf bulunur. Oteller bir metrekare yer için kapışıyor. Burayı bırakacaklar mı? Hadi oradan! İnşallah olmaz, böyle kalsa da razıyız.

Yeni stat ve açılışında olanlar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bursaspor taraftarı var mıydı o gün? Bildiğim kadarıyla taraftar yoktu herhalde. Sabah işe gidiyorum. Tam oradan geçiyordum. Stadın önü otobüs dolu. Ne maçı vardı burada diye düşündüm. Deplasmana gelmişler herhalde. Çıkalım bence bu konudan, hiç iyi olmaz. (gülüyor)

Yeni stadın konumu ve taraftarın stattaki konumu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Statta tek doğru yapılan iş, tek katlı Teksas tribünü! Biliyorsundur Maraton’da Cenk’e, Cem’e bir ağabey tavsiyesinde bulundum. Orada bütün olmalarını isterdim. Ama TSC’nin kurulmasındaki etkenler halen sürdüğü için bu durum zannımca olmayacaktır hiçbir zaman.

Çoğu taraftarımızın isteği tribüne geri dönmen. Peki Duka geri dönmeli mi?

Akıllı insanlar biliyorlar işi ama bizim de bir ailemiz işimiz gücümüz var. Tamam yapalım ona bir lafım yok. Mehmet ağabeyle (Mehmet Güzelsöz) yeni kanundan faydalandık. Ya o kanun olmasaydı? İşimizden ailemizden olacaktık. 7 Mayıs’tan sonra olanları gördük. Herkes kendi canını düşündü. Fazlası olmadı. Gittiğimiz adamlar “Aman Mesut!” dedi. Ne amanı oğlum? Bu elli delikanlı kim için, ne için orada yatıyor birisi bana söylesin! Bu çocuklar formanın hakkını verdiler ve bu şehir, kulüp, bu kişilere sahip çıkmadı. Yazıklar olsun. Diyorlar reis çık, çıkarız çıkmasına korktuğumdan değil ama bu bir bayrak yarışıdır. Sene başında geldi Enes’ler, ağabey böyle böyle yapacağız, dediler. “Hele şükür!” dedim. Bu tribünün devamını sağlamamız lazım. Gençlerin önünü açmamız lazım.

Peki tribünlerin kanayan yarası Passolig için neler düşünüyorsunuz?

(Gülüyor) Başta almadılar şimdi kıvırmaya başladılar değil mi? Siz de almadınız aslında, benim sormam lazım size ama ufaktan bir fikrimi söyleyeyim. Bu da bir siyaset mesela çok konuşmaya değmez. Ağabey nasıl ayrı kalabiliyorsunuz? İnsan sevdiğinden nasıl ayrı kalabilir? Ben Bursaspor maçına gitmedim mi hastalanıyorum! Ben anlamıyorum. Antep’e kadar gelip maça girmeyenler şimdi giriyor, siz de gireceksiniz. Mecbur gireceksiniz. (Gülüyor) Kendinize boşuna zulüm yapıyorsunuz. Mesela ben basketbol aşığıyım. Siz orayı kovalıyorsunuz diye gelmiyorum. Hadi kovalayın, orası da sizin olsun! Nasıl sabrediyorsunuz cidden anlamıyorum, yazık valla… Bizim canımız yıkıldı. Burada kim önleyebildi? Biz kimiz ki böyle durumlara karşı çıkabileceğiz? Kendinize eziyet etmeyin kardeşlerim, boşverin.

Kongre süreci ve şartları nasıl olmalı?

Ben olsam kongre sürecinde 500.000 tl hibe edecek adama adaylık hakkı tanırım! Öyle önüne gelen de aday olmayacaktır böylece. Ticaretini büyütmek için bu süreçleri kullanırlar. Ne ara Bursasporlu olup başımıza geçiyor bu insanlar? Her gelen Bursasporluyum diyor. Bursasporluysanız öncesinde niye birbirlerinize destek olmadınız? Niye biliyor musunuz? Demin de söyledik, herkes kuyu kazma peşinde. Kimse kimsenin başarılı olmasını istemiyor. Onlar Bursasporluysa bizler neyiz? Çapulcuyuz, sinyalciyiz, çatlak sesiz! Bir hiçbir şey değiliz, en büyük Bursasporlu onlar. Ne iyi insanlarmışsınız be…

Bursaspor basketbol ve basketbol kültürünün tribünümüzdeki yeri sizce ne durumda?

Bizde basketbol kültürü yok. Bu yüzden tribünlere sürekli olarak insan çekmemiz çok zor. Ancak kritik maçlarda salonları doldururuz. FB maçlarını izliyor musunuz? Takım kaliteli ve bir kültür mevcut. Çok ayrı bir dünyaları var. Geçende Tofaş-FB maçına gittim, orada da bu kültürü gördüm. Elit bir sporu, çok güzel bir şekilde lanse ettiler. Bizde böyle olması çok zor. Futbol tribünlerini basketbol tribünlerine taşırız ve yine sevilmeyen o sevimsiz çocuklar oluruz… Geçen kulüpteyim basketbol şubesine her şeyiyle talibim dedim. Erhan abi gülüyor bana. Sakarya’da 12 sayı farktan eşitliği yakaladı rakip. Kendimden geçtim. Çok uyardım Şemso’yu mola al diye. Bunları bilmiyor musunuz arkadaşlar? İç saha maçlarına arada gidiyorum. Çocuklar da tribünü tam yapamıyorlar her şey bağırmak değil. Doğru yerde doğru tezahüratı yapmak… İnşallah o kültür oluşur.

Unutamadığın deplasman anısı?

Telekom dönüşünü unutamam. Vatan hainleriyle yolda karşılaşmıştık. Tabii karşılaşmadan önce telefon gelmişti. Yolu kesmişler. Telekom’a gittiğimizden hazırlıklı değiliz. Yaklaştık, yol harbiden kapalı. Kesmişler yolu. Arabalar gitmiyor. Biz de bir hışımla dört kişi haydi aşağı! Takım otobüsü de bu arada benzinlikte bekliyor. Bizim otobüste de çekirdek kadro var. Otobüs aşağıya indi. Başladık çatışmaya. Piçler mermi atar gibi taş atıyorlar. Allah ya, bir kişiye taş gelmez mi! Cenk’in onların üstüne koştuğunu gördüm. Arbede yaşandı. Yaralananlar oldu. Daha sonra jandarma girdi devreye. Bu anı yaşadığımız en değişik anıydı. Sonra döndüm, topçuların otobüsüne girdim. Var mı sıkıntı, merak etmeyin hepsini belledik, rahatınıza bakın, dedim. Ömer Aysan bir röportajında da bu olaydan bahsediyordu. Böyle bir olayı ömrümde görmediğini söylüyordu… Daha çok anı var da unutuyoruz be, yaşlandık artık…

En sevdiğin beste nedir?

“Bir tanem Bursaspor”u çok seviyorum. Ama tribünlerimiz, onun nerede nasıl söyleyeneceğini anlamıyorlar. Salonda o tezahürat müthiş oluyor. Futbolda golden sonra tüm stat girmeli o tezahüratı. Yazıcam böyle bir kitap, yeni nesile ilham olsun! Bir şeyler yapmamız lazım, genç nesiller öğrenmeli.

Yaşadığın en güzel atmosfer?

Beşiktaşla çıktığımız seneki ilk maç… O atmosferden çok korkmuştum. Stada girip, tribünün önüne geçmiştim. Millet pirana gibi beni bekliyormuş zaten! Kafamı bir kaldırdım, Allah’ım Beşiktaş’ın yardımcısı ol, dedim. Herkes ateş ediyordu. Kazara yenilsek sonrasını düşünemiyordum…

Sence efsanemiz kimdir?

Oğlumsun Belluschi! Uzun zaman kalsaydı onun üstüne efsane olmazdı. Benim efsanem o. Ben onun geçmişini bildiğim için geleceğine bile inanmamıştım. Geldiği günden beri aşığım ona ama aldılar elimden oğlumu, aldılar benden! Efsanem bir tane değil tabii. Balic, Vidalov… Ama mesela Biyediç topçuluğunda da büyük efsanelerdendir. Pablo’ya kırgınım, çok kırgınım. Benim böyle takıntılarım var. Önceliğim kulüptür isme takılı kalmam. Ama Pablo da kulübün efsanelerindendir. Böyle büyük topçuları izlediğim için çok mutluyum.

Bursaspor’da en iyi takım?

Şenol Güneş zamanındaki takım neydi öyle kardeşim? Ben böyle bir takım, böyle bir futbol görmedim 30 senelik hayatımda. Herkes saldırıyor, nasıl bir durum abi bu! Şimdi insan öyle bir futbolu gördükten sonra bu takımı niye izlesin. Abi bu sene çabuk bitsin, nefret ettim futboldan. Nefret ettim vallahi…

Taraftara son sözün nedir?

Şimdi mavi boncuk dağıtmaya gerek yok. Kötü, her şey kötü kardeşim. Herkesin yüzüne söylüyorum, bu mevcut durumu nasıl kaldırabiliyorsunuz? Bu duruma nasıl ses çıkaramıyorsunuz? Bu saatten sonra bizler mi duruma el koyalım? Pankart gitmiş kimse sorumluluk almıyor.
Bir tane Bursaspor var, sahip çıkın!

#DukaReisOnurumuzdur