Malumunuz üzere geçen sene TB2L’den TBL’ye yükselen Bursaspor Basketbol takımımız 2016-2017 sezonu başında hem sponsor hem de bir çok yeni oyuncu ile anlaşma sağladı. Buna bağlı olarak basketbol tarihimizin ilk yabancıları kulübümüze imza attı. Dejan Borovnjak ve Karlo Vragovic. Bu röportajımızda konuğumuz tribünlerimizin yeni gözdesi, hırs küpü, basketbolu konuşturan adam, içimizden biri olan Karlo Vragovic… Onu bir gün sahada üçlü çektirirken, bir gün tribünde canım feda diye bağırırken, bir gün taraftarla kahve içerken, başka bir gün futbol oynarken görebilirsiniz. Tam bir Bursa aşığı olan Bizim Karlo ile Bursa’yı, Bursaspor’u ve buradaki yaşamı hakkında konuştuk.

-Evet Karlo, önce seni biraz tanıyalım. Nerede, ne zaman doğdun? Kaç yaşında basketbolla tanıştın?

13 Mayıs 1989 tarihinde Hırvatistan’ın Zagreb şehrinde doğdum. Basketbolu çocukluğumdan beri seviyorum. Babam, ben küçükken benim için bahçeye küçük bir basketbol potası yapmıştı ve tüm gün orada basketbol oynardım. 5-6 yaşlarında basketbol için çok küçük olduğumu düşünüp beni farklı bir spor dalı olan yüzmeye yönlendirdiler. Yüzmede genç kategoride ülke şampiyonluğu elde ettim ama 11 yaşına geldiğimde bu branşı bıraktım. Sebebini ise biliyorsunuz, basketbol. Benim en büyük aşkım!

-Basketbol kariyerinden bahseder misin? Hangi takımlarda ve liglerde mücadele ettin?

İlk kulübüm mahallemin de takımı olan Dubravo Zagreb’ti. 11 yaşından 20 yaşına kadar bu kulüpte oynadım. 15 yaşında A takımda ilk maçıma çıktım. Takımın o zamana kadar ki en genç oyuncusu bendim. Dubravo’dan sonra, aynı şehrin takımı olan Cibona Zagreb’e transfer oldum. Burada Euroleague’te de mücadele ettim. Genç yaşta dünyanın en iyi liginde oynamak benim için muhteşem bir tecrübeydi. Burada 2 sezon oynadıktan sonra kulübün finansal problemlerinden dolayı KK Zadar’a transfer oldum. Sonraki sezon ilk defa yurt dışında bir takıma gittim, Bosna Hersek şampiyonu Şiroki Brijeg. Daha sonra İtalya ligi takımı Montegranaro’ya imza attım. Geçtiğimiz 2 sezonda ise Makedonya’da KK Feni Industries’te forması giydim. Son olarak da Bursaspor.

-Gelelim Bursaspor defterine, Bursaspor’a geliş sürecinden bahseder misin?

Makedonya’da son sezonumda en iyi oyuncu seçildim. O sezondan sonra dünyanın her yerinden ve bir çok takımdan teklifler aldım.(Almanya,İtalya,Polonya) Bir gün menajerim beni arayıp Türkiye’den bir teklif olduğunu söyledi ama detayları tam konuşamamıştık. Bir kaç gün sonra tekrardan arayıp takım hakkında bilgiler verdi ve takımın koçu Şemsettin Baş’ın benimle konuşmak istediğini bildirdi. Şemsettin Baş ile tanışıp konuştuktan sonra, neyi istediğimden ve neye ihtiyacım olduğundan emin oldum. Güzel şeyler hissediyordum ve şimdi o duyguları hissetmekle ne kadar haklı olduğumu söyleyebilirim.

-Gelmeden önce bilgiler edindin mi?

Gelmeden önce Bursaspor’u biliyordum, fakat bildiklerim futboldan ibaretti. Tarihte ve coğrafyada iyi olduğumu söyleyebilirim, bu yüzden şehir hakkında da bilgilerim vardı. Ama şunu söylemeliyim ki İstanbul’da yaşayan arkadaşlarım bana çok yardım etti ve Bursa’da her şeyin mükemmel olduğunu söylediler.

-Ailen bu transfer hakkında ne düşündü? Türkiye konusunda senin ve ailenin endişeleri var mıydı?

Ailem bugüne kadar benim her zaman yanımda oldu ve daima desteklediler. Onlar olmadan bu başarıları elde etmem zaten çok zor olurdu. Onlarla Bursaspor hakkında konuştuğumda ise bana “Karlo, eğer bunu gerçekten istiyorsan, kararından eminsen, her zaman olduğu gibi yine seni destekleriz” dediler. Fakat dürüst olmalıyım ki, Avrupa’nın çoğunluğu özellikle son bomba saldırılarından sonra Türkiye hakkında olumsuz bir görüşe sahip. Ama ben kararımdan emindim ve şu an gerçekten  çok mutluyum.

-Bursaspor’a imza attıktan sonra şehre alışma sürecin nasıl oldu?

Bursa’ya ilk geldiğimde şehirde çok iyi insanlar olduğunu ve problem yaşamayacağımı gördüm. Belki de en büyük problem dildi. Çünkü Türkçe hiçbir şey bilmiyordum ve şehirde de çok fazla insan İngilizce bilmiyordu. O yüzden ilk aylarda insanlarla iletişimim ilginç ve komikti. Ama şu an iyi durumdayım ve hiçbir problemim yok.

-Takım içinde arkadaşlık ne seviyede?

Takım arkadaşlarım adaptasyona dair her konuda bana yardımcı oldu. Bir şeye ihtiyacım olduğu zaman her an yanımdaydılar. Sadece kulüpten olan insanlar değil, herkes için güzel kelimelerim var. Biz mutlu bir aileyiz ve bunun tüm sezon boyunca süreceğini umut ediyorum. İyi sonuçlar için iyi bir ortam çok önemli…

-Şemsettin Baş ve teknik ekip hakkında düşüncelerin neler?

Herkesin kulüpte yapabileceğinin en iyisini yaptığını düşünüyorum. Teknik ekibinden, koçuna herkes en iyisini istiyor. Güzel bir ilişkimiz olduğunu düşünüyorum. Parkedeyken profesyoneliz, dışarıda ise çok iyi birer arkadaş. Bu çok önemli. Buraya gelmemin sebeplerinden birisinin Şemsettin Baş olduğunu söyleyebilirim. Ona gerçekten saygı duyuyorum. Herhangi bir konu hakkında görüşmek istediğim zaman her an yanımda oluyor. Her konu hakkında konuşabiliyoruz. İkimiz de kulüp için en iyisini istiyoruz, bazen daha iyi işler yapabilmek için birbirimizi incittiğimiz de oluyor. Onun gibi bir koça sahip olduğumuz için mutluyum.

-Taraftarlar koçun agresif bir hoca olduğu görüşünde, bu durum saha içinde sizi nasıl etkiliyor?

(Gülüyor) Evet herkes bana bunu soruyor. Ama ben onu anlayabiliyorum. Karakterlerimiz aynı. Bazen maçlarda bizim çok konuştuğumuzu görebilirsiniz. Bazen kavga ettiğimizi (gerçek anlamda değil), bazen de bana bağırdığını görebilirsiniz. Bizim hedefimiz her zaman kazanmak, bu durumların sebebi budur. Koç oyuna kendisinin 1000% ‘ini veriyor ve başka hiçbir şey düşünmüyor.

-Taraftarlar geldiğinden beri sana özel bir sevgi gösteriyor, ilk taraftarın önüne çıktığında neler hissettin?

Dürüst olup daha önce böyle bir şey tecrübe etmediğimi söylemeyelim. Kendimi, ne yapabileceğimi ve ne kadar iyi olduğumu biliyorum. Oyundayken her şeyimi veriyorum, kazanıp kaybetmenin bir önemi yok. Sadece insanların bunu ne kadar çabuk görebildiğine şaşırıyorum. Beş aydır buradayım ve insanlar beni çok seviyor. Bunu gerçekten görebiliyor ve hissedebiliyorum. Beni günden güne daha iyi olabilmem için motive ediyorlar. Bu yüzden onlara minnettarım. Burada oynamaktan keyif alıyorum. Bunun yanında, bence Bursasporlular Türkiye’nin en iyi taraftarıdır.

-Bir futbol karşılaşmamızı kale arkasında izledin, neler yaptın ve hislerin nasıldı ?

Evet maçı Teksas’ta izledim ve bundan inanılmaz hoşlandım.Futbolu çok seviyorum ve bunun yanında koyu bir Dinamo Zagreb taraftarıyım. Hırvatistan’dayken her maçına gidiyordum. Burada da vaktim oldukça futbol maçlarına gidiyorum. Takımımıza, Bursaspor’umuza destek vermek istiyorum. Stadyum atmosferini seviyorum ve bazen oradayken her şeyi unutup keyfime bakabiliyorum. Orada yaptığım şey ise tüm Bursaspor taraftarları gibi tezahürat etmek oldu.

-Seni basketbolun Pablo’su olarak adlandıranlar oluyor, bu konuda ne düşünüyorsun?

Futbolda Pablo, basketbolda Karlo! Bunun gibi her gün kaç mesaj ya da fotoğraf aldığımı hayal bile edemezsiniz. Gurur duyuyorum çünkü insanların Pablo’yu ne kadar sevdiğini biliyorum. O burada efsane ve onunla kıyaslanmaktan keyif alıyorum.

-Basketbol dışında ilgilendiğin spor dalları var mı?

Tüm spor branşlarıyla ilgileniyorum ama en ağır basanı futbol. Bütün ailem de spor ile ilgileniyor ve bu yüzden evde sürekli spor kanalları açıktır. Sporu çok seviyoruz.

-Bursa’da maç ve antrenmanlar dışında neler yapıyorsun?

Tüm hayatım basketbola odaklı. Bu yüzden ya antrenman ya da maçlar için dinleniyorum. Bazen kitap okuyorum, müzik dinliyorum. Bunlar beni rahatlatan şeyler. Günde 2 antrenman yapıyoruz ve bu çok yorucu oluyor. Sadece yemek yiyip dinleniyoruz. Bu bizim için çok normal, neredeyse tüm günlerimiz böyle geçiyor.

-Bursa hakkında ne düşünüyorsun?

Bursa’yı gerçekten çok seviyorum. Buradaki her şeyi seviyorum. İstediğiniz her şeye sahipsiniz. İnsanları, doğası, atmosferi, yemekleri, kültürü… Beş aydır buradayım ama evimde gibi hissediyorum. Bursa benim için şimdiye kadar gördüğüm en güzel şehir.

-Türkçe öğrenme arzunu görüyoruz, yeniklere oldukça açık birisin. Öğrendiğin Türkçe kelimeler var mı? Anlaşılabilir düzeye geldin mi?

(Gülüyor) Bildiğim tüm kelimeleri yazacak kadar vaktim yok çünkü fazlasıyla öğrendim. Şu an problemsiz bir şekilde konuşabiliyorum. Gramer biraz zor ama onu da öğreneceğim. Özel ders alıyorum ve belki de bunları sezon sonu Türkçe söyleyebileceğim.

-Sevdiğin Türk kültürü ve yemekleri neler?

Favorim ve her gün içtiğim çay, çok seviyorum. Yemeklerden ise köfte ve İskender. Tatlıları da çok seviyorum, bunda favorim ise trileçe. Yemeklerin %80’i bizim yemeklerimize benziyor,bu konuda adapte olmakta zorluk yaşamadım.

-Son olarak taraftarımıza söylemek istediğin bir şey var mı ?

Tüm Bursasporlulara ve hayranlarıma teşekkür ediyorum. Onlar bizi motive ediyor ve güç veriyor. Bunu yapmaya devam edin. Sonunda kutlamalar yapacağımıza söz veriyorum. Sizi mutlu etmek zorundayız ve bunun için her zaman her şeyimizi vereceğimizden şüpheniz olmasın. Bu büyük takımın bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyum. Hastag yaptım ve gerçekten böyle hissettiğim için bununla bitireceğim. #BURSASPORFAMILY

-TEŞEKKÜRLER BİZİM KARLO !