Hayli zaman oldu yeni bir haftaya umut dolu, mutlu ve enerjik başlamayalı.

En son hangi kırılma maçını kazandık, en son ne zaman topu ısıracak gibi oynadık, en son ne zaman böylesine istekle pres yaptık, ne zaman beklentilerimiz karşılık buldu? Hatırlamak zor.

Kadrolar açıklandığında gördük ki eldeki kadronun maksimumu sahadaydı. Adana Demirspor’un hücumcularına göre şekillendirilmiş bir kadro yerine kendi oyunumuzu oynayacağımızı belli edercesine bir 11 vardı sahada.

Maç başladığında orta saha üstünlüğünün bizde olacağını tahmin etmek güç değildi zira Shehu-Burak Altıparmak ikilisi bütünsel anlamda bu ligin en iyi ikililerinden biri. Beklerin ekstra performansına ihtiyacımız vardı ki özellikle Tayfur bu konuda müthiş bir sorumluluk aldı keza Keremcan’da dirençliydi. Volkan Şen ve Erkan Zengin topla buluşmak için çoğu zaman orta sahaya kadar gelmek zorunda kaldılar ki bu da bizim için en iyi senaryoydu maç içinde.

Sahanın her noktasında pres yapan, sertlik gösteren çelik gibi bir Bursaspor vardı sahada. Bu noktada oyuncu ayırt etmeksizin takımı kutlamak gerek ancak özellikle de Sedat, Tayfur, Shehu, Burak ve Traore’nin mücadelesini ayakta alkışlamak lazım. Sedat’ın Bursaspor formasıyla en iyi maçını çıkardığını söyleyebiliriz. Dileriz daha çok kişiyi utandıracak, kendini geliştirerek çok daha iyi seviyelere çıkacaktır.

Karakter ile yeteneğin birleştiği bir takımı izlemek hepimize keyif verdi.

Bilen bilir Koşukavak’ın oynattığı futbolun bu şehrin genlerine aykırı olduğunu çokça dile getirdim, İbrahim Üzülmez ise bu ligi iyi bildiğini, şehrin ne istediğini anladığını net şekilde gösteriyor tüm camiaya. Saha kenarında işini iyi yaptığını, futbolcularını sahiplendiğini, yeri geldiğinde övgü ve yergiyi orantılı şekilde kullandığını görüyoruz ki bu bir teknik direktör için hayli kıymetli, tebrik etmek gerekir.

Bir kırılma maçını kazanmak, taraftarın yoğun ilgi gösterdiği bir maçı böyle güzel bir oyun ve galibiyet ile süslemek muazzamdı. Sonraki maçlar için umut aşılamak, formanın ağırlığını hissettirmek muhteşemdi.

Maç içerisinde eleştirilebilecek iki isim ve husus vardı ona da değinmek gerek zira bu güzel galibiyet yerine bir yıkım da yaşayabilirdik. Yevgen Seleznov ve Özer Hurmacı sahada kalmayı denemeli, sahada kalma ihtimallerini de hakemin inisiyatifine bırakmamalı. Özellikle Özer’in kazanma hırsına büyük bir saygım var ancak yol ve yöntem bu değil. Her iki oyuncunun da uyarılması elzem.

Maçın hakemi Koray Gençerler ne yazık ki güzel oyuna ve futbola gölge düşürecek kadar kötüydü, verdikleri ve vermedikleri ile iki takım adına da önemli hatalar yaptı. ADS’de Adil ve Volkan’a kırmızı çıkmalıydı vermedi.

Sonuç olarak süper ligin 5 şampiyon takımından biri, Anadolu’nun son şampiyonu hepsinden de öte Türkiye’nin en büyük şehir takımı olarak bu ligde bulunmamız, bazı taraftar grubu ve camiaları aldatmış olmalı ki denklik ilişkisi kurmaya gayret ediyorlar.

 Satın alınmış kulüpleri ile sosyalizm ekolünü kovaladıklarını, işçi, emekçi olduklarını iddia eden çok takımlı taraftarlara verilecek her cevap züldür esasen. Ancak yine de Bursaspor’un bu ligde geçici olduğunu, -attan inip eşeğe bindiğini- söyleyerek özetleyebiliriz konuyu. Atlar tepişir olan eşeklere olur. O yüzden fazla da şey yapmamak lazım…