Bodoslama bir giriş…

Olayları karmaşıklaştırıp ortaya bir iki gizemli kelime sıkıştırınca senden iyi futbolu bilen olmaz. Bir half space bir penetrasyon bir iki de plonjon falan ekledin mi otomatik olarak futbol otoritesi oluyorsun.

Kick off falan da kullanmaya yeltenebilirler ama bunun f…. off ile karışma ihtimali onları ürkütecektir.

Shehu’yu sağ beke çekip orada genç ve dinamik İsmail’i kulübeye hapsetmek, ön liberoya belini döndüremeyen bir adam koymak onu da üçüncü bir stoper gibi oynatmak modern futbol olarak lanse ediliyor bize. Keza yarı sahana hapsolup yana ve kaleciye pas konusunda çığır açmak da öyle. Topla en çok buluşan oyunculardan biri kalecin ise modern futbolun birinci kuralını yerine getirmiş oluyorsun. Bundan sonraki adımlar çok önemli değil zira. En önemli kısım bu, tamamen bu kısma odaklanmak gerek.

Yalçın Koşukavak, geldiği dönem itibariyle bize umut vadetse de ilerleyen haftalarda defoları fazlasıyla ortaya çıkmaya başladı. Adam yönetimi zayıf. Forma adaleti ne yazık ki tartışmaya açık hale gelmiş durumda. Daha da önemlisi oyun planı tekdüze ve alabildiğine sığ. Pas oyunu oynamaya çalışmak alternatif hiçbir planının olmayacağı anlamına geliyor sanırım Yalçın Hocaya göre.  

Önde basan her takım bizim oyun sistemimizi kilitlediği gibi, galibiyete de yakın olan taraf haline geliyor. Adana Demir ve Altay maçları örneğinde olduğu gibi. Bugün de ilk yarı önde basan Balıkesirspor Bursaspor’u oldukça bunalttı, hataya zorladı. Uzunca bir süre rakip sahaya geçmekte zorlandık. Sahada gezinen Recep Aydın, son haftalardaki kötü formunu sürdüren Emirhan ve Latovlevichi gibi isimler de Balıkesirspor’un ekmeğine yağ süren isimlerdi.

Tüm bu koşullar altında teknik direktörümüz takımın ilk yarı performansından memnun olacak ki müdahale etme gereği duymamış. İkinci yarı kurduğumuz kısa süreli baskılar sonuç vermeyince sonuç da kaçınılmaz oldu. Nereye kadar sürecekti ki zaten bu oyun anlayışıyla, bu kadar şans ile?

Yalçın Hoca tüm hafta rakipleri izlediğini söylemişti hatırlarsınız. Tüm rakipleri hafta boyunca izleyip her takıma deplasmanda ya da evinde aynı sistem ve oyuncu yapısı ile çıkmak nasıl bir bilgeliktir onu da ayrıca düşünmek gerekir.

Normalde basın toplantısında Yalçın Hocanın bir iki alengirli futbol terimi sonrası, rakibin yıllardır beraber oynadığı, birbirini tanıdığı yahut da transferleri erken tamamladığına dair yorumu ve son kısımda kendilerinin transferi geç tamamladığı buna bağlı henüz fizik olarak hazır olmamasına dair bir yorumu olurdu. En az Çağlar’a yapılan geri paslar kadar alışmıştık buna da. Balıkesirspor’un durumunu biraz gözden geçirince bu kez vazgeçmiş sanırım pozisyon var gol yok demekle yetindi. Hangi pozisyonlardan bahsediyorsun Hocam demiyoruz tabi ki.

”Yapıcı bir tenkit, akıllı insanları güçlendirir…

Yapıcı tenkitleri göz ardı etmenin kişileri nereye sürükleyebildiğinin onlarca örneğini canlı gözlerle gördük. Sanırım bir tanesini daha acı bir şekilde tecrübe edeceğiz ilerleyen süreçte. Umuyoruz buna şahit olmayız ama yapılan yeni otoyolların yolculuk sürelerini kısaltması bu ihtimali açık tutuyor ne yazık ki.

Tabelaya bakanları da kaybetmek üzeresin Hocam. Burası Bursa. Lodosu arkana değil de karşına alırsan her şey alabildiğine zorlaşır. Bir anda Ümraniye ve İstanbulspor maçlarını ne kadar hak etmiştik ki düşüncesi beliriverir zihinlerde.

Sonuç olarak, Yalçın Hoca artık kenardan sahaya bağırmanın dışında bir şeyler yapmalı, yapmalı ki umutlarımızı daha fazla kırmasın, yormasın çapraz bağlarımızı, kalbimizi penetre etmesin. Spekülatif düşerimize spazm uygulamasın.