Futbolun doğasında kazanmak kadar kaybetmekte vardır. Kaybetmeyi sindirmek tabii ki zordur ve bende dahil bir çoğumuz bunu çok zaman başaramayız. Galiba hayat bizim camiaya bir oyun oynuyor. Ne zaman daha kötüsü olmaz desek daha kötüsünü yaşıyoruz, ne zaman bir şeye sevinsek ardından sevincimiz kursağımızda kalıyor. İyi de bunların bu akşamla ne alakası var?

Bu sene ilk defa maç kaybetmedik, daha farklı kaybettiğimiz maçta oldu. Ama bu kadar göz göre göre , bu kadar bile bile hiç kaybetmedik. Kaybedeceğiz elbette ama böyle değil! Karagümrük maçında biraz tecrübe çokça da hakem kurbanı olduk.Adana Demir maçında ise erken yenen goller tüm ayarı bozmuştu. Bu akşamki maçta ise biz maçı Altay’a hediye ederken, Altay ise kazanmak için bizden bir tık daha hevesliydi.Altay bizden takım kalitesi olarak geride bir takım bence. Hücumda oldukça etkili ama oyundan çabuk kopabilen bir hücum hattı var Altay’ın. Savunması ise aslında evlere şenlik! İşte beni en çok üzen bu evlere şenlik savunmaya gol atmayı geçtim zorlayamamış olmamız. Biz bu akşam kötü oynamadık sadece, aynı zamanda kötü koştuk!!!

Biraz daha saha içine girelim.Musa Araz isimli kanatta oynayan bir oyuncu vardı. Erzurum maçında nasıl oldu da 90 dakika sahada kaldı diye düşündüğüm Musa bugünde 68 dakika sahada kaldı. Musa’ya ilk yarıda yaptıklarını devre arasında gösterebilseydik Musa kendi isteğiyle devrede çıkardı.

Anıl Karaer’e gelelim. İlk golde rakip santrafor gelip kafayı vururken stoperimiz uyuyordu.İşin enteresen kısmı Anıl’ın savunma anlamında takım oyununa katkısı da büyük tartışma konusu.Gerek defansif anlamda gerek topu kullanma anlamında tüm sorumluluğu Diarra aldı. Takipçiliği golü de bulan Diarra maçın en iyi isimlerinden biriydi. Anıl’ın aldığı topları nasıl kullandığı konusunda bir istatistik olsa çok iyi olabilirdi.

Bir başka sahada saklanan oyuncu bence Aykut Akgün’dü. Ama Hoca Aykut’u gerçekten çok kilit bir oyuncu olarak görüyor sanırım. Bu kanıya ulaşmamın temel sebebi ; orta saha performansı süper ligde bile oldukça beğenilen Shehu’dan sıradan bir sağ bek yapmak pahasına Aykut’a merkezde yer açması. Shehu gerçekten kötü bir günündeydi.Yediğimiz goldeki hatası üzerine maçın sonunda topu şişirmeyi bile becerememesi ciddi sıkıntıydı. Shehu’nun kaptırdığı top maçın son 3 dakikasının bizim sahamızda geçmesine neden oldu.

Bugün Özer cidden çok verimsizdi.Peki niye sıra ona geç geldi? Çünkü o denedi ve yapamadı.Yukarıda bahsettiğim arkadaşlar denemeye bile korktular.Hiç bir şey denemeden sorumluluk almadan toptan kaçarak maçı bitirdiler. Latovlevici’den bahsetmiyorum bile her maç hepimizi yormaya üzmeye devam edecek herhalde! Bir tane uzaktan gol atıp 10 maç saç baş yolduracak gibi duruyor.

Yalçın Hoca’yı bu satırlarda takdir ettiğimiz zamanlar olduğu gibi tenkit edeceğimiz zamanlarda olacak. Bugün sanki maçı fazla izledi Yalçın Hoca! Gerek değişiklik, gerekse saha içi rotasyon konusunda bir şey göremedim. Üstüne üstlük takımda en ufak bir mağlubiyete isyan yoktu. Hoca’nın da oyuna isyanını pek anlayamadım açıkçası. Altay’dan yenilebilecek 3-4 gol tipinden ikisini yedik zaten. Hücum anlamında ise ne ürettik birileri anlatmalı. Zira ben herhangi bir hücum organizasyonunu sahada göremedim.

Sözün özü bugün umutsuz yazı yazmamızın, bir hafta boyunca moralsiz olacak olmamızın sebebi sahadaki ruhsuz ve umursamaz oyundur. Biz bu sene şampiyonluk adayıyız. Daha da önemlisi bu sene çıkmaktan başka şansımız yok! Oyunun keyfi, oyuncu kazanmak gibi önemli futbol özellikleri bizim ikinci planda. Bunu oyuncu grubunun, teknik heyetin ve yönetimin benden daha iyi biliyor olması gerekiyor.

Son söz olarak kadro planlaması (varsa tabii) kimin tarafından yapıldıysa tebrikler (!) Potansiyeli düşük kanat oyuncusu, bir sürü stoper ve bir sürü defansif orta saha. O zaman 6 numara Burak kanada geçer, 10 numara Musa ve Özer kanat oynamaya çalışır. 8 olan Emirhan 6,5 tan 10 oynamaya çalışır. İşte biz de buna global futbol diyoruz…