Futbol için konuşulan çok benzetme vardır. Örneğin Bill Shankly’nin “Futbol bir ölüm kalım meselesi değildir. Ondan çok önemlidir” cümlesi bizi m içinde bulunduğumuz duruma uygun sayılabilir. Evet eğer olaya bir savaş olarak bakacaksak bu bizim camiamız için tam bir Kurtuluş Savaşı olacaktır. Kurtuluş savaşımızın kırılma noktalarından biri (ki bir çok kırılma noktasından sadece biri) düzenli orduya geçişti. Direniş kuvvetleri düşmana zarar vermesine rağmen ilerlemelerini durduramıyorlardı. Burada düzenli orduya geçiş elzemdi. Tabii ki direniş güçleri de milli mücadelenin başlangıcında önemli rol oynamıştı.

İyi de bu tarihsel girişin bizim için anlamı ne diye soruyor olabilirsiniz. İlk 3 hafta rakibi bozan planlarımız önemli ölçüde tuttu.Eskişehirde ise yine futbol şansı ile kazanırken bazı taşlar oynamıştı. Diğer taraftan dün akşam gerek hafta içinin olumsuz etkisi, gerekse erken yenen goller her şeyi alt üst etti. Savaş konusuna geri dönersek uzun süren savaşlarda tüm cepheleri kazanmanız pek mümkün değildir. Bazen kaybedersiniz ama savaşa devam edersiniz.

Peki savaşı kazanmak gereken ilk şey nedir? İyi silahlar mı ? Kalabalık bir ordu mu? Yoksa iyi bir strateji mi? Ben her zaman iyi bir plan ve stratejinin tüm faktörlerin değerini arttırdığını düşünürüm. Dün akşama kadar rakibi bozma stratejimiz tüm maçlarda tutmuştu.( Kaybettiğimiz Karagümrük dahil).

Dün akşam erken gelen goller hepimizi yıktı. Düne bir yol kazası olarak bakmak hepimiz için makul bir tercih olacaktır.Oyuncu tercihlerine pek girmeyeceğim. Ama devre arasında yazdığım kısa yazıda da belirttim, kalecinin libero gibi oyun kurması (ki gerçekten Çağlar bunun için biçilmiş kaftan) stoperlerin ilk opsiyonunu kaleciye oynamak olarak değiştiriyor. Ve rakip eğer derli toplu bir pres yaparsa ayakları dolaşan bazı oyuncular rakibe pozisyon veriyor. Aslında futbol basit bir oyundur, zor olan onu basit oynamaktır diyen Cruyff’u hatırlayıp artık çok iyi bir A planı yapmak zorundayız.

Ben bize gelmeden önceden itibaren Yalçın Koşukavak hocayı takip eder ve beğenirim.Belki de ligin en çalışkan, en bilimsel ve iş disiplini en yüksek hocasıdır.Stratejiden bahsetmiştim az önce ligin en iyi stratejistlerinden biri (hatta en iyisi) olduğuna da eminim. Tabii ki oyuncu durumlarını bilen ve planı en iyi uygulayacak olan Hocadır. Rakibi dikkate almak ve önlem almak tabii ki çok değerli. Fakat direniş güçlerinden düzenli orduya geçmezsek sadece ligin sempatik takımı oluruz. Biz bunu üst ligde bile kabullenemiyorken bu ligde kabullenmemiz imkansız.

Şu anda tam bir kazan-kazan sezonundayız. Gerek Hoca için biz bir şansız gerekse Hoca bizim için bir şans. Bizi üst lige çıkardığında bu apolet Hoca’nın güzel tacındaki ışıltılı pırlanta olacak. Hocanın ilk basın toplantılarından birinde anlattığı “Öğrenme Eğrisi” hepimiz için geçerli. Daha fazla öğrenip daha fazla gelişmeliyiz. Yoksa kaynaklarımızın ne kadar kıt olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Dün akşamı bir an önce “ders çıkararak” unutmalıyız. Yolun sonunda tekrar süper lige çıktığımızda bugünleri nahoş anılar olarak hatırlayacağımıza eminim. Tekrar zirveye yürümek için klişe de olsa artık önümüzdeki maçlara bakacağız.