Son yıllarda ülkemizde ve dünyadaki futbol ortamında birçok ünlü futbolcunun takımlarındaki performansları ve popülerlikleri iyi seviyedeyken ayrılma kararı almaları özellikle o takım sevenlerini üzmektedir. Bu vedaların altında yatan etkenlerin bir kısmı çeşitli yollardan kamuoyu tarafından öğrenilirken bir kısmı da gerek sporcu gerekse ilgili yönetimlerin tasarrufları doğrultusunda bilinmemektedir. Ancak bilinen ve öğrenilen şu ki; sporcu-kulüp ayrılıklarının belki de büyük çoğunluğunda futbolcuların futbol alanı dışı faktörlere istinaden maruz kaldıkları baskı ve tükenmişliklerin bu ayrılıklara temel hazırladığıdır. Son dönemlerde yönetimler ile yaşadıkları çeşitli sorunlar nedeni ile kulüplerinden ayrılan birçok önemli futbolcu bulunmaktadır. Bu soruna en çarpıcı örnek Antalyaspor’un Dünyaca ünlü futbolcusu Samuel Etoo ‘nun yöneticilerden gerekli desteği göremediği için takımdan ayrılmak istediğini belirten açıklamasıdır Diğer bir örnek ise, Bursaspor’un efsanesi kaptanı Pablo Martin Batalla bundan 3 yıl önce o dönemin yöneticileri ve antrenörü ile yaşadığı sorunlar nedeni ile efsane olduğu Bursaspor’dan ayrılmış ve Çin Ligine transfer olmuş tekrar geri dönmüş ve yine futbol dışı faktörlerden dolayı Bursaspor’a veda etmiştir. Yine Galatasaray’ın Dünyaca ünlü yıldız futbolcusu Wesley Sneider yöneticiler ve antrenör ile yaşadığı problemler nedeni ile Galatasaray’dan ayrılarak, çok daha düşük bir ücrete Fransa’nın Nice takımına gitmesi ülkemiz adına yönetici ve futbolcu ilişkilerinin çokta olması gerektiği gibi olmamasıdır. Ve son olarak Bursaspor’un alt yapısından yetişen 22 yaşındaki kaptanı Ertuğrul ERSOY un Fransa Lig-2 ye transferi sonucu kendi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamalar futbolcuların aslında görünen den çok daha fazla saha dışı faktörler ile uğraştığı ve bunun sonucu olarak psikolojik olarak ciddi bir yıpranma yaşadıklarının göstergesidir. Profesyonel futbolcuların, ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesinin yanında (özellikle yabancı ve farklı kültürlerden gelen sporcular için) iletişim, manevi destek, sosyal problemlerin giderilmesi gibi birçok başlıkta desteğe ihtiyaçları olduğu da bilinmektedir. Bu bağlamda yapmış olduğumuz bilimsel bir çalışmanın sonuçlarından kısa bir kesit aktarmak istiyorum; International Journal of Sport, Exercise & Training Sciences dergisinde yayınlanan Yönetici Desteğinin Algılanan Örgütsel Bağlılığa Etkisi adlı makalenin verileri için 2015-2016 sezonunda Süper Ligde oynayan 79 futbolcu, 1. Ligde oynayan 147 futbolcu, 2. Ligde oynayan 186 futbolcu ve 3.ligde oynayan 229 futbolcu ve toplamda 641 profesyonel futbolcuya ulaştık. Buna göre; Süper lig de mücadele eden futbolcular, diğer liglerde (1. 2. ve 3. Lig) oynayan futbolculara göre daha fazla yönetici desteği gördüklerini belirtmişlerdir. Yine takıma olan bağlılık faktörü incelendiğinde, süper ligde oynayan futbolcuların diğer alt liglerde oynayan futbolculara göre takımlarına daha fazla bağlılık duyduklarını belirtmişlerdir. Profesyonel futbolcular takımlarına olan bağlılıklarında gördükleri yönetici desteğinin önemine vurgu yapmışlar ve gördükleri yönetici desteğinin arttıkça takımlarına olan bağlılıklarının da artacağı çalışmanın önemli sonuçlarındandır. Yönetici desteğinin özellikle Ertuğrul ERSOY üzerinden değerlendirildiğinde; kulübü yönetenlerin ekonomik anlamda verdikleri sözlere sadık kalmaları, yerli-yabancı futbolcuların ekonomik süreçlerinin doğrudan kulüp profesyonelleri tarafından yönetilmesi, futbolcuların özellikle yöneticiler ile olan ilişkilerinin kulüp tarafından görevlendirilen işin ehli profesyoneller tarafından yönetilmesinin sağlanması, takım kaptanı ve teknik heyetin futbolcuların maaşları konusunda çözüm merkezi olmaktan çıkarılacak mekanizmanın ortaya konulması, futbolcuların ve takım kaptanının medya ile ilişkilerinin yönetilmesi, futbolcuların saha dışı etkenlerden uzak tutularak sadece saha içine odaklanmaları için gerekli şartların sağlanması gibi önemli konuların mutlaka sağlanması takımın performansı açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte futbolcuların yöneticilerinden gördükleri destek sadece ekonomik boyutlu olmamakla birlikte futbolcunun sosyal ortama psikolojik hazır olması, çevreye ve şartlara uyum sağlamasında yardımcı olma, açık ve samimi iletişimde bulunma, yaşanan sosyal ve diğer problemlerde destek vermek gibi faktörler ön plana çıkmaktadır. Araştırmanın sonuçlarının aslında futbolu yönetenlere ciddi bir mesaj olduğu görülmektedir. Özellikle üst düzey performans beklentisi olan futbolcuların öncelikle takıma olan bağlılıklarının sağlanıp daha sonra saha performansının da istenilen düzeye gelebileceğinin altını çiziyorum. Sonuç olarak; futbol sektörü içerisinde futbolcuların sadece yapılan sözleşme kapsamında taahhütlerin yerine getirilmesi ile mutlu edilemeyeceğini, futbolcularında sosyal birer varlık olduğunun unutulmadan onların duygularının da göz önünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır. Futbolda görev yapan profesyonellerin gerekli donanıma sahip olduktan sonra görev yapması veya görev almışlarsa da gerekli eğitimlerin gerçekleştirilmesinin çok önemli olduğunu ayrıca ifade etmekte fayda görüyorum.