O gün geldi çattı. Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’ne resmen şampiyon olarak çıkmamız için son saatler.

2014′ te Çekirge Spor Salonu’ndaki ilk maça gidememiştim fakat sonrasındaki neredeyse tüm maçlarda salondaydım. Yeri geldi salonda üç beş kişi maç izledik, yeri geldi -bugün gibi- bilet bulabilmek için araya tanıdık sokmak zorunda kaldık. Polislerle sorun da yaşadık, hakemlere de saydırdık ama hep basketbolun içinde, kurallar içinde kalmaya çalıştık. Ben tribüncü değilim. Basketbolu seviyorum. Şehrimin takımının basketbolunu çok daha fazla seviyorum.

Bu takım yavaş yavaş tecrübe kazandı. Adım adım büyüdü. Sahada daha iyi oynayacağımı düşündüğüm isimlerden, Euroleauge tecrübesi olan oyunculara evrildi takım. Taraftarıyla hep bütünleşti, şehir Tofaş şampiyonluklarından sonra tekrar basketbola ısındı. Tofaş’ ın başarıları ve basketbola olan yatırımları da çok önemli seviyelerde ve çok istikrarlılar ama o başka bir yazı konusu.

Biz ilk maçlarımızda, bize yapılan yugoslav foullerinden sonra taraftarın “hocam adam kopmuş gidiyor, devam ettirsene, avantaja bıraksana” cümlelerinden, maç içinde top rakipteyken salonu ıslığa boğan, molalarda besteye giren, maçı anlayan, takip eden ve ona göre reaksiyon veren kitleye dönüştük. Biz de kendimizi geliştirdik kenarda.

Yeri geldi, kenardan oyuncuya bağırıp, arkasındaki 4 foulle oynayan rakibe foul yaptırıp, oyundan çıkarttık, yeri geldi, deplasmanda rakibe tribün baskısıyla oyundan düşürerek 26 sayıdan geri gelerek maç kazandık.

Bugün tüm emeklerin karşılığını alma vakti.

İlk günden beri bu takım için oynayan, bu takıma emek veren, bu takımın peşinde kilometreler yapan herkese teşekkürler.

Asıl işimiz şimdi başlıyor.

Biz bu yola çıkarken hayalimiz Euroleauge idi.

Allah o günleri de görmeyi nasip etsin.