2015-2016 sezonu;

Kalede Mert Günok savunma Advincula, Serdar Aziz, Sivok, Emre Taşdemir orta saha Faty, Hosogai önünde Josue kanatlarda Dzsudzsak ve Stoch santrafor Necid. Bu 11 in arkasında forma bekleyen Harun Tekin, Aziz Behiç, Dany, Jorquera Cuenca ve De Sutter var. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım bu kadronun kalite eksikliğinden pek bahsedemez. Ama bu (bence) kaliteli kadro pek başarılı olamadı.

Bir sonraki sene olan 2016-2017 sezonuna bakalım ;

Kalede Harun savunma Serdar Kurtuluş, İsmail, Ertuğrul, Aziz Behiç, Merter,Bilal, Pablo Martin Batalla, Del Valle, Joshua John ve Deniz Yılmaz. Bu kadronun da kalite eksiği gün gibi ortada. Fakat dillere pelesenk olan bir 27 puan meselemiz vardı. Sezonun ilk yarısında beklentilerin üstünde puan toplanmıştı. Sezon sonunu hiç hatırlamak bile istemiyorum.

Bir sonraki sezon ders alan (!) yönetim takım kalitesini arttırmak için oldukça fazla transfer yaptı. Geçen yılın 11 ini de hatırlayalım.Özellikle 3 5 2 oynayarak puan toplayan 11 i yazalım. Harun Ertuğrul Ekong Titi/Barış Agu Batalla Badu Aziz Behiç/ Jires Kembo ve Stancu. Bu 11 ilk yazdığım kadar olmasa da takım kalitesi bir önceki sezona nazaran çok daha üst düzeyde.

Pekala şimdi bu üç kadronun ortak yönlerini araştıralım. Toplam 3 kongre yapıldı 2 başkan ve 3 Yönetim değişti. Bu kadrolar Ertuğrul Sağlam, Hamza Hamzaoğlu, Le Guen başta olmak üzere Mutlu Topçu ve Adnan Örnek ile birlikte 5 hoca harcadı. O günden bugüne ortak özellik ne var peki? Çalışma ortamı! Para alan/alamayan futbolcular, Fifa’lık futbolcular, iki galibiyet sonrası kurulan hayaller, iki mağlubiyette amatöre kadar yolumuz var söylemleri. Yani nereden baksanız tutarsızlıklar! Kişilerin sürekli değiştiği ama iyi şeylerin bir türlü oluşmadığı bir ortam var ne yazık ki Bursasporda. Hatta öyle ki bazılarımız kimi alsak fayda etmeyeceğini düşünmeye başladılar. Bunu batıl inançtan çıkarıp mantıklı bir nedene bağlarsak bu futbolcuların çalışma ortamının kötülüğü ile açıklanabilir. Ödenemeyen maaşlar elbette bir sebep ama biz taraftar iken umutlanırken zorlanırken siz Dzsudzsak ‘ı, Stoch’ u, Deniz Yılmaz’ı, Badu’yu nasıl motive edip başarıyı sağlayacaksınız.

Bu sene tek farkımız takım içindeki oyuncuların birbirlerine yardımcı olup sonuna kadar mücadele etmeleri. Fakat kadro kalitesi olarak çok olumlu şeyler söylememiz pek mümkün değil.

Kadro kalitesini arttırmak elzem bir durum. Şimdi malumunuz transfer dönemindeyiz. Transfer döneminin ilk hatasını transfer yapmadan başardık. Sayın başkanın “kiralık oyuncuların bonservisini almayacağız” açıklaması oldukça yersiz oldu. Çok sevdiğim bir söz vardır “Söylediğin her şey doğru olmalı ama her doğruyu her yerde söyleme” diye. Neyse transfer yasağı /tahta kapalı ikileminde zaten yeterince zaman kaybettik. Bir veya iki takviye takıma monte edilebilirse ikinci devre alev alacak olan düşme potasından uzak bir yerde ligin gidişine göre belki de Uefa potasına gireriz. He yazının başı ile çelişiyor muyum derseniz, bu sene tüm ligin numarası mücadele ve takım olma. Buna biraz beceri eklerseniz kendinizi hop diye yukarıda buluyorsunuz. Lider olan takım bile bence geçen seneki oyununun yarısını ancak oynuyor.

Tekrar ana fikre dönersek her şeyden önce Özlüce deki ortamı olabildiğince iyileştirmek gerekiyor. Ve artık karar alıcıların Bursasporu yönetmeleri gerekiyor. Günü kurtarmak için yapılan her hamlenin sonuçlarını senelerdir ibretle izliyoruz. Aynı şeyleri deneyip farklı sonuçlar beklemekten artık vazgeçmeliyiz.

Haftaya lig başlıyor ama transfer konusunda somut bir gelişme henüz yok. Sakho ve Yusuf’un yeni transfer olması dışında! Grozav veya Sow gibi olacaksa olmasın ama insan hep umut ediyor işte. Azalan sorunlar yükselen umutların olacağı bir ikinci yarı geçirmemiz dileğiyle…