Bursaspor özelinde uzun zamandır yazı kaleme almamıştık. Şehrin tüm hücrelerine sinen bezginlik, bıkkınlık ve yorgunluk hali bize de sirayet etmişti nitekim. Bu durum takım iyiyse mi yani bütün sevginiz sığlığından çok daha ötede bir durum ve bunu hepimiz biliyoruz.

Sezon başından bu yana son 2 yılın ağır nörolojik travmalarını silmeye çalışırcasına mücadele ediyor Bursaspor.  Umudumuzu o kadar kırmışlar, açık yaralarımıza öylesine kaya tuzu basmışlar ki iki senedir, takımın bu mücadelesinin geçici ya da göz boyayıcı sonuca ulaşmaya yetmeyeceği algısı yer etmiş aklımızda havsalamızda.

Temkinli olmak ile ön yargılı olmak arasındaki ince çizgide savrulmamızın sebebi elbette ki biz değiliz zira yaşanan derin travmalar ve sebepleri tarihin tozlu raflarında değil Özlüce semalarında halen. Yine de doğruya doğru demek noktasında tereddüt yaşamadık çok şükür.

Bu sene yapılan futbolcu maaşlarındaki gözle görülür daralma ve gençleştirme operasyonu başarılı hamleler olarak göze çarpıyor. Bu zamana kadar saçılan paraları göz ardı etmeden halen yatarak para kazanan oyuncuları unutmadan bunu dile getirmek gerek.

Samet Aybaba, pek çoklarımız için soru işareti olarak ikinci kez dümene geçse de şu ana kadar yaptıklarıyla takdirlerimizi topladı. Unutmadığımız birkaç şey hâlâ var elbette ki!          Türkiye’nin en genç takımı olmak noktasında Vakıfköy’e  güvenmesi, gençleri merkeze alarak kurduğu takım ve buna bağlı en mücadeleci ekip olarak istatistiklerde ön plana çıkmamız bir tesadüf-i müstesna olmasa gerek.

Kritik haftalarda yaptığımız puan kayıplarını kenara bırakarak –ki bu bizim karakterimizdir – sezon başından bu yana olumlu izler bırakan takımımız son haftalarda emeklerinin karşılığını da almaya başladı.

Çok teknik bir takım değiliz, çok geniş bir kadromuz yok ancak geçmiş senelerde dünya yansa umurunda olmayacak topçular da yok. Takım cezalı olduğunda bırakın tribünde taraftarla iç içe olmayı, aynı şehirde olmayan; olsa dahi muhtemel bir AVM’nin pahalı mağazalarını gezen topçularımızın olmayışından bu mücadele gücü.

Tebrikler kaptan Ertuğrul Ersoy’a. Katkı bazen saha dışından da olur…

Maç özeline gelirsek maça tutuk başladığımızı söyleyebiliriz. Beklendiği gibi kalabalık savunma ve orta saha hattı kuran Erzurum’u açmak kolay olmadı. Stabil oyun anlayışı ile olmayacağını anladığımız dakikalar da daha önce de işe yarayan Latovlevichi Umut yer değişikliği golü getirdi. İhtiyacımız olanı istediğimiz dakikalarda bulduk ancak soyunma odasına gitmeye hazırlanırken yediğimiz gol keyifleri kaçırdı. Okan Kocuk’un yan top zaafı bir kez daha kendini gösterdi dersek üstüne de Muhammed’in kulübede şans beklediğini ifade edersek sanırım golü biraz olsun tanımlamış oluruz.

Bu kadar hata ile halanın kızı ile evlenirsin mottosuna uygun olarak son dokunuşu Chedjou yaptı,   1-1…

İkinci yarının daha zor geçmesi herkesin beklentisiydi ancak golün trajedi şekline dönüşmeden vakitlice ağlarla buluşması yüzleri güldürdü. Bu durum üzerinde işleyen sol kanada ilaveten yapılan oyuncu değişiklikleri ve Lima’nın güzel ortasıyla gelmesi ise ekstra mutluluk vericiydi. Hamle oyuncusu olarak ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koydu Lima…

Latovlevichi 2-1…

Maçın geri kalanında birkaç pozisyon versek de maçı 2-1 noktaladık ve Akhisar zaferini taçlandırmış olduk. Hakem Ali Palabıyık’ın yoğun çabalarının da sonuca etki etmemesi ile puanımızı 19’a yükselttik.

Bir selam da Mehmet Özdilek’e. Yine olmadı, yine içerlerde, derinlerde patladı…

Umut Meraş maçın yıldızı olarak ön plana çıkarken Latovlevichi, Badji, Chedjou ve Aytaç ona eşlik eden isimlerdi. Umut Nayir çok koştu, sonradan giren oyuncular da pozitif etki etti.

Bir hafta daha mutluyuz.

Ufak tefek mutluluklar…