Dün öğleden sonra iş yerinde yoğun bir koşturmaca içinde mackolik’ten gelen ‘’Harun Tekin Fenerbahçe’de’’ bildirimi ile korkuyla her şeyi bırakıp habere tıkladım, açıklamanın Bursaspor Kulübü Başkanı Ali Ay tarafından yapıldığını görünce bir umut dedim ‘’Gelenleri tutturamıyor, belki gideni de tutturamaz’’ Ta ki bu sabah Harun’un Fenerbahçe antrenman ürünleri ile sağlık kontrolünden geçtiği fotoğrafı görene kadar.

 

Bursaspor Kulübü başkanından hocasına dek Harun Tekin sürecini yönetemedi ne yazık ki. Sürekli bir satma merakı, açıklamaları, teklif gelsin vereceğiz söylemleri neticesinde Bursaspor’u ve dolayısı ile mevcut yönetimi son iki sezondur ipten alan adamların başında gelen takım kaptanı Harun Tekin komik bir fiyat ile Fenerbahçe’ye satıldı. Önce Batalla gitti, ardından Harun. Bursaspor ne yazık ki bu transfer döneminde ‘bir kaptandan çok daha fazlası’ nitelikteki oyuncuları kaybetti.

 

Neyse ya bu yazı Harun Tekin için, can sıkan sebepleri uzun uzadıya yazıp vakit israfına gerek yok. Öncelikle her şey için teşekkürler büyük kaptan. Bu forma altında gösterdiğin onurlu mücadeleyi ben asla unutmayacağım. Umarım bu şehirde unutmayacaktır.

 

Güngören Belediyespor’dan ilk geldiğin dönemler, A2 Ligi ile başlayan Bursaspor maceran, Türkiye Kupası maçları ile  filizlenen A Takım tecrüben, Süper Lig’de yavaş yavaş alınmaya başlanan süreler, önüne gelen yerli yabancı tüm kalecilere rağmen yarın oynayacakmış gibi formaya asılman, en sonunda Bursaspor’un kalesini devralıp üst üste iki sezon küme düşmekten kurtaran adam olmak ve gidişin ile bir şehrin içini acıtman. Güzel hikaye, mutsuz son. Final sahnesine kadar Bursaspor forması ile geçirdiğin her gün, çıktığın her idman, her maç arkandan gelen Okan, Muhammed ve Ataberk için çok büyük bir ders. Ve bu kardeşlerimin de bu hikayeden gerekli dersleri aldığına ya da alacağına eminim.

 

Umuyorum ki geçen sekiz yılın ardından bu şehirden çok güzel hatıralar ile ayrılıyorsun ama onca güzel maçlar, kurtarışlardan ziyade benim aklımda kalacak olan Harun Tekin fotoğrafı; Rize deplasmanında döktüğün o gözyaşları ile birlikte tribünleri alkışlamandır.   O gözyaşları sadece senin değil bitime dört maç kala en ciddi rakibi tarafından hezimete uğratılmış ve psikolojik olarak düşmüş bir şehrin bir camianın gözyaşlarıydı. Bu şehir ve camia ile bu kadar özdeşleşmiş bir futbolcu olarak hatırlanacaksın hep. Bu özdeşleşmede sana destek olan eşin Ceyda Hanım’a evlatların Yağız ve Mila’nın da hakkını teslim edelim.

 

Profosyonellik adı altında bundan sonra farklı renkler için mücadele edecek olsan da umuyorum ki Volkan Şen ve Ozan Tufan gibi laubali bir basın toplantısı ve Bursapor camiasını yaralayacak açıklamalardan kaçınacağına cani gönülden inanıyorum. Kimsenin beklentisi oraya çıkıp Bursapor’u övmen değil, Volkan veya Ozan’dan da beklenen bu değildi. Bir küçük teşekkür veya helallik yeni camianı överken eski camianı hiçe saymamandır istenilen. Allah yolunu açık etsin, Bursaspor’a verdiğin emekler için sana sonsuz teşekkürler. Hakkını helal et güzel insan, bu armaya emeğin çok büyük.