NE BEKLİYORUM (3)

Yazı dizimizin ilk iki yazısında yönetimlerin koyduğu hedefler ve yönetimin işleyişi ile ilgili bazı önemli noktalara değinmiştik.Bugün artık sahaya girme zamanı geldi.

Son yıllarda en mutlu olduğunuz sezon hangisi sorusuna iki tane çok popüler cevap gelir.Birincisi şampiyonluk sezonu iken diğeri de 6. Olarak bitirilen 2014-2015 sezonudur.2010 da tartışmasız bir efsane yazılırken, 2014-2015 sezonu tadı damağımızda kalan bir daha yiyemeceğiz bir tatlı oldu. Şampiyonluk yaşadıktan sonra üçüncü, beşinci ve dördüncü olmuş bir takım taraftarı nasıl oluyordu da bu sıralamaları atlayıp 6. olduğu sezonu özlemle anıyordu? 2014-2015 sezonunun istatistiksel başarı olarak kalan tek bir şey var! Atılan gol sayısı.(Sene sonunda elde ettiğimiz bonservis gelirini tabii ki görmezden gelmiyorum, bahsettiğim sportif başarı) Hem o sezonun hem de tarihimizin gol rekorunu kırdık o sene.Bu da bize yol gösteriyor aslında.Biz taraftar olarak hücum oynayan, rakibi boğan bir takım istiyoruz.İşte tam da burada teknik direktör faktörü ortaya çıkıyor.

Seçilecek yönetimin ilk işinin bir Futbol direktörü ile anlaşmak olduğunu önceki yazı da anlatmıştık.

Yönetim ve futbol direktörü eğri oturup doğru düşünüp camianın genetiğine uygun bir hocada karar kılmalı.Zaten bu karar sonrasında da yönetimin saha ile ilgisi futbol direktörü ve Teknik direktörden rapor almak ve süreci iyileştirmek üzerine olmalı.

Peki gelecek teknik direktörün özellikleri ne olmalı? Bütçemizin kısıtlı olduğu herkesin malumu.Öncelikle ben bu oyuncuyu istemiyorum illa şunları almamız gerekiyor diyen hocalardan uzak durmalı!Eğer elinde Ertuğrul, Titi, Aziz, Bostock, Furkan gibi belirli kalitesi olan veya sıçrama yapabilecek oyuncular varsa önce onları geliştirecek bir hoca gelmelidir.Aynı zamanda yetiştirici yani altyapıdan (çok değil 2 oyuncuyu) A takıma monte edebilen bir hoca ile güzel günler yakınlaşabilir.

Tabii ki transfer olmazsa olmaz.Bu sene özelinde hücum etkinliğini arttıracak transferler yapılması konusunda herkes hemfikirdir herhalde.Buradaki önemli husus hücum hattındaki bir çok oyuncunun sözleşmesinin devam ediyor olması.İşte yönetim ve pazarlama becerisi burada ön plana çıkacak.Bu oyuncuları mundar etmeden satmak veya minimum zararla yolları ayırmak futbol direktörü ve yönetimin ortak çalışmasına bağlı.

Peki Bursaspor formasını giyen bir oyuncu hangi özelliklere sahip olmalı?

  • Benim için futbolcudan ziyade herhangi bir çalışanda olması gereken ilk özellik iş ahlakıdır.
  • İş ahlakı ön koşuldur ama yeterli değildir.Aksi takdirde bu kadar sevdiğimiz takımın ilk onbiri bizlerden oluşurdu.
  • Gelecek futbolcunun bir hedefi olması çok önemlidir.Bursaspor’u sadece yüksek maaş kapısı olarak gören futbolcuların performansları ve sonrasında başımıza açtığı dertler bize dün kadar yakın.(Bkz. Bakambu, N’diaye …)
  • Eğer görece yaşlı, tecrübeli oyuncu alınacaksa (ki alınmalı) bu oyuncularda saha içi ve dışında iş disiplinini genç futbolculara aşılayabilecek oyuncular olmalıdır.(Bkz. Batalla,Ergiç,Hüseyin Çimşir…)

İşte bu özelliklere sahip oyuncular bir araya toplansa bile yemeği hazırlamak aşçının işidir ve teknik direktör ile futbol direktörü burada tüm enerjisini kullanmalıdır.Yoksa saha içi dizilimler bilmem kaç km koşu mesafeleri hep bir şeyler anlatır ama istenilen şeyi asla göstermez.

Diğer yandan futbol aklı transfere karar verirken saha içindeki diğer sorunları da görmezden gelemez.Bu sene verdiğimiz sakatlar ve takımın kondisyon durumu ortadayken bu noktaya da acil bir tedbir alınması olmazsa olmazdır.

Farkettiniz mi bilmem ama iş yine dönüp dolaşıp yönetime geliyor.Seçilecek yönetimimizin tercih edeceği yöntemler ve kişiler takımımızın başarısını ve bir o kadar önemlisi bir şehrin başarısını ve mutluluğunu ilgilendiriyor.Biz istemeye devam edeceğiz. Sizlerden imkansızı değil olması gerekeni istiyoruz.Lütfen sizlerde bizi anlamaya çalışın…

NOT: Yazı dizimin son yazısı özellikle VAKIFKÖY’den gelenler için olacak.