NE BEKLİYORUM (2)

Önceki yazımda başkan adaylarımızdan ve yönetim kurulu üyelerimizden koyacakları hedeflerdeki bazı önemli noktaları vurgulamıştım. Bu yazımda da saha dışından saha içine bir taraftar olarak bazı arzularımı dile getireceğim.

Yönetim kurullarımız 13 asil ve 6 yedek üyeden oluşmaktadır. Öncelikle gelecek yönetimin birlik ve uyum içinde çalışması olmazsa olmaz bir durumdur. Toplamda 19 kişi uyumla çalışmazsa bu ekibin koskoca Bursaspor camiasını doğru bir noktaya taşıması imkansızdır. Bu uyumun ilk ve en önemli şartı ise görev paylaşımı, yetki ve sorumluluk alanlarının doğru belirlenmesidir.Her yöneticinin (hatta başkanın) kendisine uzatılan mikrofona anlık duygularıyla verdiği demeçlerin bize zarar verdiğini anlatmaya çok da gerek yok.

Diğer yandan gelecek olan yönetimin Bursasporumuzu doğru bir biçimde yönetmek için ciddi bir organizasyon yeniliğine ihtiyacı var. Nasıl ki saha içine en az 7-8 takviye yapılacaksa saha dışı içinde takviye veya tasarruflar doğru değerlendirilip kulübün verimliliğini arttırmak ilk hedef olmalıdır.

Bir veya birkaç yöneticinin futbol şubesine dair tüm kararları aldığında neler olup bittiğini sadece Bursaspor’da değil tüm Türkiye’de görüyoruz.Halk arasında adı sportif direktör olan pozisyona diğer branşlara saygımdan dolayı FUTBOL DİREKTÖRÜ diyeceğim. Bir futbol kulübünün futbol direktörü ile çalışması artık yönetimler için vaatten çok bir gerekliliktir. Organizasyon şemasında yönetimin hemen altında teknik direktörün üzerinde yer alan ve gözü ASLA teknik direktörlükte olmayan bir profesyonel çok değerlidir. Bu futbol direktörü yönetimin işini kolaylaştıracağı gibi yönetimlerin asli vazifesi olan kaynak yaratma ve proje çalışmalarına kanalize olmasını sağlayacaktır. Peki “futbol direktörü dediğin bu adam ne iş yapar?” derseniz bu konuda dünyanın en üst düzeyinden örnek vermek isterim. Sevilla’dan  Roma’ya geçen futbol direktörü Monchi  bize transferin nasıl yapılması gerektiğini anlatıyor.

“Bizde hoca,oyuncu ismi ile gelmez.Gelse  bile hoca istiyor diye biz o oyuncuyu almayız.Teknik direktör bize istediği mevkiiyi  ve oyuncuda olması gereken özellikleri söyler.elimizdeki veri tabanında bu oyuncuları belirleriz. Bundan sonra oyuncunun maliyeti,kişisel özellikleri  ve benzeri özelliklerini göz önüne alarak bir eleme daha yapar ve transferi gerçekleştiririz.”

Bu satırları okuyanlar nerede o profesyonellik diyebilir. Ama şunu aklımızdan çıkarmayalım ya doğru yola gireceğiz yada batacağız. Ahbap çavuş ilişkileri ile Bursaspor gibi büyük bir organizasyonu kimse yönetemez. Yeri gelmişken yukarıda Monchi’nin  veri tabanı dediği şey bizde dillere pelesenk olan scout ekibi. Verimli çalışan bir scout ekibinin olması bundan 10 sene önce belki bir vaat olabilirdi ama bugün evrensel bir zorunluluktur.

Kim seçilirse seçilsin futbol  yapılanmasını doğru yapan yönetim başarılı olacaktır.Buradaki Futbol direktörü ve scout yapılanmasının değeri de bir o kadar açıktır. Bu yapılanmayı bir daha ki kongre döneminde tekrar konuşmamak dileklerimle…

 

Not :Serinin 3. yazısı teknik kadromuzdan ve futbolcularımızdan beklentim olacak.