Haftalardır kazanamayan Bursaspor galibiyet hasretine son verdi. Geçen hafta kaldırın başınızı, demiştim. Dik durunca, korkusuzca çıkıp oynayınca kazanılıyormuş demek ki. Öyle bir maç yenildin diye küme düşmezsin. Umudunu, inancını, azmini kaybettiğin an düşersin. Ümidimizi bir an bile kaybetmeden Ulu Bursaspor ailesi olarak yolumuza devam edeceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

HAYAL GÖRMEYELİM

Güneş çarpmış bir adamın başına sirkeli mendil tedavisiyle gelen bir rahatlama gibi geldi bu üç puan. Bir türlü otuz puanı göremeyen takım psikolojik bir duvarı yıkmış oldu. Önümüzdeki maçlara da baktığımda öyle inanıyorum ki mağlup olmadan ilerleyeceğiz.

Galip gelip yolumuza bakıyoruz fakat öz eleştiri yapmalıyız. Bugün rakip takım galibiyet için pek de istekli değildi. Beraberliğe dünden razı ama hani şöyle denk getirip bir gol atsam da evime dönsem havası da hakimdi.  Bunda, haftalardır kazanamıyor olsa da Bursaspor’un sahasında oynuyor olmanın etkisi vardı elbette. Temkinli ve belki hızlı hücumlarla sonuca varmaya çalışan rakibe karşı ilk dakikadan son dakikaya kadar hücum oynamaya çalışan bir Bursaspor vardı sahada. Bu görüntü elbette bizi memnun etti. Fakat hücum etkinliklerindeki uyumsuzluk sonuca ulaşmada Bursaspor’u sıkıntıya soktu. Haftalardır bahsettiğim üçüncü bölgedeki anlaşmazlık da devam etmekte. Oyuncular hücum yapmaya alışık değiller de ondan. Hücum organizasyonlarındaki tüm uyumsuzluğa karşın Batalla’nın asisti Bursaspor’a galibiyeti getirdi ve üç puan bizi kâbustan uyandırdı.

ER YA DA GEÇ

Sayın Başkan Ali AY bir konu hakkında yanıt verirken –Bursaspor’un en büyük makamında olmama rağmen…– diye bir cümle kurmuştu. Cımbızla cümle seçip yermek için yazmıyorum bunları. Anlatmak istediğim mesele başka. Kendilerine şunu hatırlatmak isterim ki Bursaspor’un en büyük makamı taraftar koltuğudur. Orada değilseniz yeriniz hiçbir zaman sağlam ve güvende değildir. Bu kulübün sahibi resmi koltukta bulunanlar değil, tribünde ayakta şehrini ve takımını savunanlardır.

Bursaspor’un bir misyonu ve vizyonu vardır. Taraftar hem başkan hem de teknik direktörün bu hedeflere hizmet ettiğine artık inanmıyor. Er ya da geç kulüp başkanlığınız günü geldiğinde sona erecek, teknik adam öyle ya da böyle bir gün takımdan ayrılacak. Geliniz, bunu uygun bir zamanda centilmen bir şekilde yapalım. Bursaspor camiasına yakışan da bu değil midir?