“Derin bir sevgi ve aidiyet duygusu tüm insanların indirgenemez bir ihtiyacıdır. Bizler biyolojik, bilişsel, fiziksel ve duygusal olarak sevmeye, sevilmeye ve ait olmaya tabiyiz. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında, görevlerimizi bizden beklendiği gibi gerçekleştiremeyiz. Kırılırız. Parçalanırız. Hissizleşiriz. Izdırap duyarız. Diğerlerini incitiriz. Hasta oluruz” diyor TED konuşmacılarından Brene Brown. İşte bu yüzden ızdırap duyuyoruz, bu yüzden hasta oluyoruz. Sevildiğimizi, önemsendiğimizi, değer gördüğümüzü hissedemiyoruz; hissettiremiyoruz.

Kendimizi illaki bir yere koymaya, bir yere ait olmaya ihtiyaç duyuyoruz. En geniş anlamıyla insanlığa ait hissediyoruz, daha sonra bir dine, bir millete, bir aileye, bir spora, bir kulübe ve bunlara benzer kişilere veya kurumlara ait hissediyoruz. Aslında etnik köken, aile ve benzeri değerler elbette etkili oluyor ancak tek etmen değil; sırrını çözmek kolay da değil. Aynı ailenin aynı okullarda aynı mahallede büyümüş çocukları arasında bile kendini ifade etmek için bulduğu yöntem taban taban zıt olanlar var. Buna göre insanın kim olduğu nereden geldiğinden çok kendini nerede gördüğü ve bulduğu önem kazanıyor. Bursaspora da belki bir de bu açıdan bakmak gerekiyor. Tribünlerde de çok farklı kesimlerden gelen insanlar var ve bunların kendilerini ait hissettikleri, kendilerini bulduklarını düşündükleri kurumlardan en önemlilerinden birinin adıdır Bursaspor.

Bunca aidiyet hissettiğimiz kulüpte son dönemlerde yaşanalar aidiyetini sorgulatıyor bazılarına; bazılarına ise safları sıklaştırmak gerekliliğini hatırlatıyor. Haftalardır sohbetlerde konuşuyoruz, son iki sezonda kaç farklı teknik direktör, kaç futbolcu geldi geçti en yetenekli en umut vaad edenleri bir kaç haftada “çöp” haline geldiler. Parasal sorunlar, teknik taktik sorunlar hepsi bir tarafa oyuncularımızda aidiyet duygusu oluşturamıyoruz. Teknik direktörü, futbolcuları sahiplenemiyoruz. Teknik direktörü ve futbolcuyu Bursaspor kulübüne ait hale getiremiyoruz. Ben pek çoğunuz gibi bir çok takımı, bir çok ülke futbolunu takip etmem ve bilmem, yalnızca Bursaspor’u ve kısmen Bursaspor’un rakiplerini izlerim. Bu seneki rakiplere baktığımda futbolcularımız tek tek ele alındığında kadro kalitemiz ortalamanın oldukça üzerinde, şampiyon olduğumuz seneki kadrodan bir kaç gömlek kaliteli, geçen seneki kadromuzdan da daha iyi, geçen sene takımda istemediğimiz ve hiç katkı alamadığımız oyuncular bu sene bir şekilde yeni takımlarına katkı veriyorlar. Fakat biz yeni gelen kaliteli isimlerden aynı katkıyı alamıyoruz.

Hep mi böyleydi bu? Yalnızca başka takımlarda mı istenmeyen, zoraki gönderilenler katkı veriyor? Elbette hayır, Yılmaz Özdil şampiyonluğumuzdan bahsederken “Kırık kalpler durağı” demişti. Önceki kulüplerinden yetersizlikleri yüzünden kovulmuş, dışlanmış futbolcularla kimsenin ihtimal vermediği bir şeyi başarmıştık. İbrahim Yazıcı daha önce de başkanlık yapmıştı, Ertuğrul Sağlam başka takımları da çalıştırmıştı ama ikisi de 2010daki başarının yanına bile yaklaşamamışlardı. Ne olduysa Fenerbahçe’li olduğu söylenen bir başkan, beşiktaş’lı bir teknik direktör ve pek çoğu önceki takımlarında istenilmemiş sınırlı yeteneklere sahip futbolcularla sezonu şampiyon olarak tamamladık. Daha sonra yetenekleri sınırlı fakat aidiyet duyguları tartışılmaz figürlerin yerine daha yetenekli ancak kendisine oynayan profesyonellerle aynı başarıyı elde etmeye çalıştık ama olmadı her geçen sene daha profesyonel ama hiçbir ülkü ortaklığı kuramadığımız isimlerle kesişti yollarımız. Adım adım bugünlere geldik.

Şimdi soru şu: mevcut kadro, teknik heyet ve yönetim Bursaspor’a bir aidiyet duygusu hissediyor mu? Çünkü eğer yoksa bunun için yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Tıpkı aşk gibi, tıpkı iman gibi, ya aşıksınızdır ya değilsinizdir, ya inançlısınızdır ya değilsinizdir ve hiç kimse bu durumu değiştiremez güzellikle veya zorla değiştiremez. Tribünde bizlerin ne kadar inandığımızın ne kadar istekli olduğumuzun hiç önemi yok. Önemli olan oyuncuların, teknik kadronun ve yönetimin neye inandıkları ve kendilerini nereye ait hissettikleridir.

Ne mutlu BURSASPORLUYUM diyene.