Dün akşam ki maçın uzun uzadıya analizini yapıp söylenenleri çok da fazla tekrar etmek istemiyorum.Dün akşam gittik geldik son dakikada yine bir puana razı olduk.Maç sonu Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” eserinden bir cümle geldi aklıma;”Böyle bir dünyada insan gülmeye bile cesaret edemiyor artık.Sadece tebessüme imkan var.” Tam gülecekken tuhaf,buruk ama kesinlikle mutsuzluk içermeyen bir halde stattan çıktım aslında.Yusuf’un büyük enerjisi,Badu’nun belki de ilk defa takımın bir parçası olduğunu anlatması,Bostock’un klası sahada bizi ilerisi için umutlandıran noktalardı.Ertuğrul,Batalla ve Sow’un eksikliğinde takım elinden gelen mücadelesini ortaya koydu.Bu tür maçlarda yakaladığını atma zaruretini de tekrar hatırladık. Aksayan kısımları eleştirmeyi bu maçlık pas geçeceğim.

Peki şimdi sırada ne var?Bu takımın ligin sonuna kadar ki hedefi nedir?Maçtan sonra Le Guen’in “Ben buraya 6 ay için gelmedim ve ne yaptığımı çok iyi biliyorum.”sözlerinden yola çıkarsak ligde toplayabildiğimiz kadar puan toplamaktan başka yolumuz yok.Bu kadar çok sürpriz denilecek skorun yaşandığı bir ligde yakalanabilecek bir galibiyet serisi ile üst sıralar hedefi hayalperestlik sayılmaz bence.Beşincilik veya altıncılık Avrupa vizesi için yetmese bile en azından önümüzdeki yılın planlaması için daha az hamle ile daha başarılı olmamızı sağlayacaktır görüşündeyim.Tabii bir de işin ekonomik boyutu var.Her puan her üst basamağın ekonomik getirisi de azımsanmayacak kadar değerli.

Önümüzdeki hafta rakibimiz Akhisar!Eğer dün akşam gösterdiğimiz mücadeleyi becerimiz ile desteklersek kazanmamamız için herhangi bir sebep görmüyorum.Akhisar ve Malatya maçlarını kazanan bir takım olarak gideceğimiz İstanbul deplasmanında takımımızın bizi gururlandırması büyük bir sürpriz olmaz.Gücümüzü doğru yere kanalize edersek bizim baş edemeyeceğimiz rakibimiz yok.

Son söz olarak dün akşam müthiş bir koreografiye imza atan herkesi canı gönülden tebrik ediyorum.Elinize emeğinize sağlık arkadaşlar.Daha iyilerini sizler yapana kadar en iyisi bu!