Sıfır çektiğimiz Başakşehir ve Beşiktaş deplasmanlarının ardından  Malatya’da dün ilk deplasman galibiyetini aldı takım, iç sahadaki rüzgarı arkasına alarak Malatya’da da kendini yalnız bırakmayan yüzlerce Bursasporlunun yüzünü güldürmeyi de başardı.

 

Le Guen ideal 11’i ile sahadaydı dün yine, en büyük soru işareti Batalla’nın oynayıp oynamayacağı idi. Onun da 59 dakika sahada kalması yetti de arttı. Malatya deplasmanı öncesi ben 3’ü yazmıştım ama bu kadar kolay geleceğini herhalde çoğumuz tahmin edememiştir.  Maçın henüz başında Ekong perdeyi açtı ama ne açmak. O durumda çoğu forvetin yapamayacağı sertlik ve düzgünlükte bir vuruş ile skoru aldı. Golden sonra da bir miktar devam eden tempo, devre sonuna doğru düşmeye başlayınca kafalarda tam soru işaretleri belirmeye balamıştı ki Kaptan çıktı sahneye. Daha doğrusu Kembo ve Badu’nun harika işleri sonucunda son darbeyi vurmak ona kaldı ve devre biterken skoru 2-0’a getirdi.

Devreyi bitiren golün başlatıcısı Kembo, ikinci devreyi açan adam oldu daha sonra da Aziz iyi götürdüğü maçta Stancu’ya yaptığı asist ile iyice rahatlamamızı sağladılar.  3-0’dan sonra yapılan Batalla ve Kembo’nun çıkıp Bilal ile Yusuf’un girmesi ve skorun verdiği rehavet sonrasında işler biraz değişti. Hücumsal anlamda halısaha maçına döndü maç. Her topu alan gitti, kaptırılan toplar tehlike olarak döndü. Nitekim Malatya son 15 dakika umutlansa da maçı vermedik ancak bu bir uyarıydı hem Hoca’ya hem de takıma.  Bilal Kısa’yı kazanmaya çalışmanın bir mantığı yok ne yazık ki. Bilal’e yoğunlaşacağımıza Furkan’a süre tanısak veyahut Jorquera’yı dışlamasak bu takım hücumsal anlamda son 30 daika bu kadar bocalamazdı. Yusuf’ta dün girip çok varlık gösteremedi ne yazık ki bunun nedeni bana göre farkın bu denli açıldığı bir maçta kendini ekstra gösterme çabası içine girmek oldu, biraz daha bireysel oynamayı tercih etti. Geçen hafta 22 dakikada 9’da 8 ikili mücadele kazanan adam dün yarım saatte 7’de 2 kazanmış.

Henüz sezonun başındayız ve 5’te 3 ile gidiyoruz maşallah diyelim ancak ilerleyen haftalarda karşılaşacağımız cezalı, sakat vs gibi durumlarda bu takıma monte edebileceğimiz hazır yedekler de lazım bize. İdeal 11’i zorlayacak adam sayımızı fazlalaştırmadığımız sürece önümüze bir hedef koymak zor. Dün yine hücumun beş adamı da gollerde vardı, üretkenliğimizi geçtiğimiz seneye göre epey katladık. Yusuf, Furkan, Jorquera, Deniz bu formaya ne kadar asılırsa kazanan o kadar Bursaspor olacak.

Dün Harun’dan Stancu’ya kadar herkes bence görevini yerine getirdi. Stancu’nun atmaya alışması güzel kazanım, Badu dün Batallavari asisti ile kendini hatırlattı, Ekoko ve Delarge yakın geçmişte kanat diye oynayanlardan sonra rüya gibi geliyor hala. Agu’nun enerjikliğine zaten diyecek yok. Aziz’i daha derli toplu görmek Ekong ve Titi’nin uyumunun giderek artması, Barış’ın yakaladığı standart geçen sene çekilen çileden sonra insanı umutlandırmaya yetiyor da artıyor bile.

 

Şimdi rakip Galatasaray, hafta içi bir aksilik olmazsa Le Guen’in tahtaya yazacağı ilk 11 hemen hemen belli. Geçen seneye göre biz elbette iyiyiz ancak Galatasaray ‘ın durumu ortada ligin bu sene favorisi konumundalar. Kağıt üzerindeki güç farkını tribün desteği ile kapatmak maçın kırılma noktası. Bu takım orada kapalı gişeyi hak ediyor ya bir olup ‘’Burası Bursa buradan çıkış yok’’ u  hissettireceğiz ya da ahlar vahlar ile bir maçı geride bırakacağız. Bu takım bu sene belli ki şampiyonluk yaşamamış takımlardan kolay kolay mağlubiyet almaz, içinde bulunduğumuz olumlu havayı bir tık daha yukarı taşımak istiyorsak yanına İstanbul galibiyetleri eklememiz şart. İnşallah Pazar günü bunun için bir başlangıç olur. Mutlu pazarlar…