Çok tanıyanım yok ama bilindiği kadarıyla altyapı fetişisti denen insanlardanım. Bursaspora yakıştıramadığım durumlardan dolayı Bursaspor’un büyüklüğünü anlattığım çocuklara fazlasıyla mahçup olduğum için son zamanlarda altyapıdan uzak kalsam da gerçekten çok seviyorum Vakıfköy’ü. Bir de benim o yakınlarda arsam var Vakıfköy’ün değerlenmesi o açıdan da önemli benim için.

Altyapıdayken abilik kolay ama bu çocuklar popüler olunca nasıl hitap edeceğimizi bilemiyorum. Kardeşim diye başlasam Sinan Engin genişliği üzerime sirayet ediyormuş gibi hissediyorum. Neyse konumuz Kubilay Kanatsızkuş. Kendi soyadımdan muzdarip biri olarak Kubilay’ın en çok soyadına imreniyorum. Ne güzel ortada oksimoron bir ifade var ve nesne olarak ağzı var dili yok bir hayvan kullanılmış. Böylesi sempatik soyadlı altyapı oyuncusunun saha içinde tepki görmesi çok olası olmasa gerek zaten kendisi de çok şaşırıyor tepkilere. Keşke taraftar olarak maçlara bir kaç kere gelseydin neden tribünlerin sana tepki gösterdiğini anlardın. Taraftar senden gol beklemiyor, asist beklemiyor, insanlar senin yapabileceğin şeylerin farkında senden sadece mücadele bekliyorlar. Türkiye futbolunda yazılı olmayan en net kural mücadele etmektir. Mücadele edersen kralsın bu şehirde hatta ülkede. Bak Egemen vardı kadromuzda olduğu süre içerisince tek bir başarımız yok, sürekli gol yiyoruz, sürekli düşme hattındayız, hatta düştük ama mücadele ettiği için bize göre Türkiye’nin en iyi defans oyuncusu Egemen Korkmaz’dı. Yaşın Egemen Korkmaz’a yetmezse yakın bir örnek vereyim Şamil. Sayesinde yediğimiz atakların gollerin haddi hesabı yok, oynadığı her dönem sahada ki en vasat futbolcu olmasına rağmen tribünden en ufak bir tepki almamıştır. Sebep yine aynı mücadele ediyor. Sana bakıyorum takımın en ucundaki adam sensin topu tutman, takımı rakip sahaya çekmen lazım fakat ne hikmetse sen oyunda olduğun sürece topu bizim sahamızdan çıkaramıyoruz. Tabi bunun sebebi sadece sen değilsin; takımın, hocanın hatta yönetimin kalitesizliği maximum seviyede bile olsa sen farkını ortaya çıkaramıyorsun. Gelen toplar sana çarpıp geri dönüyor. Takım sana güvenemiyor. Bak geçen sene Kayserispor maçında senin yükseldiğin topa Batalla’da yükseliyor çünkü senin vurmayacağını biliyor ve göğüs hizana gelen adam senin vuramadığın topu kafa ile ağlara gönderiyor.

Cumartesi günü Alanya  maçında son dakikalara girilmiş, rakip 2-0 geriden gelmiş psikolojik olarak avantajlı. Her atakları tehlikeli pozisyon olurken sen ayağındaki topu kaptırınca aheste aheste sallanarak yalandan koşuyorsun. En çok tepki aldığın pozisyondan bahsediyorum. O sahada en genç sensin, tek altyapı oyuncusu sensin, en çok senin koşman, en çok senin mücadele etmen gerekirken; bugün var yarın yok olan kiralık oyuncular bile mücadele açısından seni katlıyor. Sosyal medyada “2. Şampiyonlar Vakıfköy’den çıkacak!” mottosunu savunanlar en çok senin bu gamsız tavırların yüzünden yıpranıyor. O kişilere saygı için bari saha içinde koş. Birebir tanıdığım için biliyorum duruma üzülüyorsun, art niyetli değilsin. Staddaki herkesle tanışıp kendini anlatamayacağına göre bu samimiyetini saha içinde hal ve hareketlerinle göstermen gerekir. Ayrıca hiç ajitasyona herek yok genç oyuncu açısından da sana verilen şans Türkiye’de kimseye verilmedi. Zamanın da Samet Aybaba’nın komisyonlandığı Brezilyalılar kaçınca mecburen Sercan’a kalmıştık. Çocuk hiç sırıtmadan kendisini göstermişti. Onun da kapasitesi belliydi zargana balığı gibi fiziğiyle Lugano’ların Servet Çetin’lerin karşında başarısız olsa da mücadele etmekten, koşmaktan hiç vazgeçmiyordu. Her ne kadar taraftar profilini değiştiren sosyal medya yüzünden “Bursaspor taraftarı futbolu çok iyi biliyor” iddiasının arkasında durmakta güçlük çeksem de vazgeçmiyorum. Sen bir buçuk senedir bir şekilde ilk 11 de çıkıp, hala herhangi bir durumda taraftara “Kubilay halleder” dedirtemiyorsan taraftarı değil kendini sorgulamalısın. Hamiş olarak ekleyeyim belki okursun, uzun boylu olmandan dolayı mıdır bilmiyorum ama o koşu stili ile olmaz. Belki Şemsettin hocanın takımda olursun ama futbol maçında sallanarak olmaz.