Kahır mektuplarıyla dolu lanet sezonu çok şükür ki geride bıraktık. Evet bir kazaya belaya çok şükür uğramadık ama 2016-2017 hepimizde çok ciddi travmalar yaratan bir sezon olarak tarihe geçti…

Bu berbat sezonun sebepleri ayrı ayrı tartışıldı ve tartışılmaya da devam ediyor. Ancak bu yazının konusu, geçen sezonun bir panoramasını çıkarmak değil. Bu yazıda daha çok “yarın için ne yapabiliriz” sorusu ile ilgilenmek istiyorum.

Şu günlerde camia ikiye bölünmüş durumda. Taraftarın önemli bir kesimi  yaşanan sezondan yönetimi sorumlu tutuyor ve derhal olağanüstü genel kurula gidilmesi gerektiği fikrinde. Olası bir yönetim değişikliğinin çözüm olduğu düşünülüyor.

Bu düşüncede olanlar aslında çok da haksız değil. Zira 18 ay önce parlak vaadlerle göreve gelen Ali Ay ve yönetim kurulu, ardı ardına yaptığı yanlışlarla Bursaspor’un köküne adeta kezzap döktü. Çınarı kuruma raddesine kadar getirdi. Taraftarın son bir isyanı, duruma el koyması olmasa, belki de bugün küme düşmenin acısı içerisindeydik..

Ancak atlanılan çok önemli bir nokta var. Şöyle ki..

Yönetim kurulu, hemen bu akşam kongre kararı alsa, tüzüğe göre 30 gün içerisinde genel kurul toplanacak. Ki muhtemelen ilk oturum  3-4 Temmuz gibi olacak. Hepimizin de bildiği gibi Bursaspor’da ilk oturumda kongrenin gerçekleşmesi diye bir kültür yok, dolayısıyla seçim 1 hafta sonraya, 10-11 Temmuz’a kalacak.

Temmuz ortasında göreve gelecek yeni yönetim kurulu 10 Ağustos’ta başlayacak lig için hocasını belirleyecek, o hocanın raporuna göre transferini yapacak, sezon hazırlıklarını yapacak ve lige girecek.. Olacak iş değil. Ki ortada herhangi bir yönetim oluşumu, plan ve programı olmadığını ve Mayıs 2018’de de olağan kongrenin olduğunu da hatırlatalım..

Madalyonun bir tarafı böyleyken, diğer tarafta da kendisine kesinlikle güvenilmeyen ve taraftar nezdinde kredisi olmayan bir yönetim kurulu var. Taraftarla aradaki ipler an be an geriliyor. Öyle ki bu ipin kopması an meselesi.

O halde ne yapılmalı? İşin içinden nasıl çıkılmalı? Sezon öncesinde bir sinerji nasıl yakalanmalı?

Ben bu sorunun doğru iletişim ile halledilebileceğini düşünüyorum açıkçası. Sayın başkan, Özlüce tesisleri konferans salonunda “Taraftar meclisi” niteliğinde, geniş katılımlı bir forum düzenlese, bizler “ne istiyoruz”u kendisine anlatsak, “ne verebileceklerini”, “nasıl verebileceklerini” bir dinlesek, sayın başkan bizleri ikna edip bir güven tazelese ve hatta ortaya çıkabilecek bir beyin fırtınası ile bir sinerji yakalansa….

En azından camiadaki gerginliğin ortadan kalkması ve yeni sezona taze bir başlangıçla girmenin önünün açılabilmesi açısından böyle bir toplantının çok faydalı olacağı fikrindeyim. Aksi takdirde, 1 sene için gelen hiçbir yönetim, bu camianın derdine derman olamayacak. Gelen yönetimlerin mantalite olarak giden yönetimlerden bir farkı olmayacak. Bu devran, yok oluşa kadar bu şekilde sürecek. Ve sonunda “yazık olacak”.

Camianın ihtiyacının yeni yönetim değil doğru yönetilmek olduğuna inanan birisi olarak şahsi fikrim kongreye değil, akil yönetime zorlamanın daha doğru olacağı yönünde. Şüphesiz hepimizin derdi Bursaspor’un menfaati. Öyle ise ipleri bu kadar germeyip biraz gevşeteceğiz. İnceldiği yerden kopmasının kimseye faydası yok çünkü…