Neresinden başlamak gerekir böyle bir sezonu böyle bir maçı anlatmak için…

Tüm sezonun 90 dakikaya sıkıştığı, kalbimizin bu kadar yorulduğu kaç maç seyrettik bilmiyorum.

Bu kadar çaresizce kayalıklara sürüklenen bir gemisi olmuş muydu Bursaspor’un? Kaptan değiştirip daha kötülerini getirmek ve bu gemi batmaz anlayışıyla hareket etmek neticesinde bugünü yaşamak zorunda kaldık hepimiz. Oysa ihtiyacımız olan şey herkesin bir o yana bir bu yana dümeni kırması değildi, ihtiyacımız olan birbirimizi anlayabilmek, dinleyebilmekti, biraz olsun…

Yapamadık, tüm sezon boyunca birbirimizi anlayamadık. Ortak bir payda bulamayınca da gemi su almaya, aldıkça paniklemeye ve savrulmaya başladı. Otobüs bu olayın neresinde bilemem ama bildiğim bir şey var ki o kapıyı açanlar, açtıranlar bu işin tam göbeğinde.

Futbolcular garip varlıklar, istiyorlar ki çok para kazanalım. Çok para kazanalım ama hiç de canımız sıkılmasın, etkilenirsek verimli olamayız. Oysa bu iş hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde yapılacak kadar profesyonelleşilmesi gereken bir iş. Elbette bu kadar parayı ödeyen bir kulübün de futbolculara mentörlük yapacak teknik donanımının olmaması ise ayrı bir tez konusu. Gerçi milyon euro’ları ödeyip asgari ücretli çalışanlarına maaşlarını aylarca geriden ödeyen bir yapı var nihayetinde karşımızda…

Trabzon maçına 2000’e yakın taraftarımız gitti, tarihe tanıklık etmek için.

Gerekirse cenazemizi kaldırırız dedi içlerinden biri –ne önemi var ki kim olduğunun- amatöre düşsen bile terk edenler kahpe olsun derken dökülen gözyaşları nasıl sahte olabilirdi ki zaten.

Yine içlerinden biri – Allah’ın da bir adaleti var dedi, bu iş buraya kadar kaldıysa bir hesap sorulacağı içindir can yakanın canı yanacağı içindir – dedi, yazıyı okuyunca gülümseyecektir muhakkak.

Böyle duygularla, kalp çarpıntılarıyla, her dakikanın ömrümüzden ömür götürdüğü bir maç oynadık ve kazandık. Ortaya yürek koyan Pablo ve Harun’a takımı bu zor zamanda ayağa kaldırmaya çalışan Mustafa Er’e ne söylesek az. Bu kadar az sürede sadece güven aşılamak bile yeterliydi.

Bye bye happines şarkısıyla veda eden Rize’ye ve açıklamalarıyla mide bulandırmaya çalışan hocası ve başkanına selamlarımızı gönderiyoruz.

Şimdi ne olacak sorusu yeni gündemimiz.

Başkan hesap verecek, suçlamadan, özeleştiri yaparak, taraftarı dinleyerek, aynaya bakarak muhasebe yapacak. Bu işin para değil akıl ve yürek meselesi olduğunu fark edebilirse sorunlar çözülür.  Kongrenin bu saatten sonra neler getirebileceğini iyi düşünmek gerekir. Güçlü bir aday etrafında birleşilmediği sürece değişen tek şey isim olacak ne yazık ki, bunu defalarca test ettik. Bu demek değil ki öylece geçiştirilecek bu sezon. Kimsenin kredisi yok artık, herkes hata ve hatta haya hakkını fazlasıyla zorladı zira yönetim de.

Yapılması gereken en doğru hamle taraftar temsilcileri ve yönetimin bir araya gelerek hatalarını, günah ve sevaplarını konuşmaları. Eteklerdeki taşlar dökülmeden yeni bir maceraya girişmek anlamsız. Yoksa bizde evlat acısı, başkanda da bu kuyruk acısı varken bu ilişkiyi yürütemeyiz.

Seneye kadro tahtasına yazılacak ilk isimlerin Harun ve Pablo olması gerekir, herhalde herkes hemfikirdir. Ama ne yazık ki ikisi için de takımda kalabilir diyemiyoruz, bunu da otobüsçüler odası ve federasyonu bir düşünsün…