3 Haziran 2017, saat 18:45 suları. Tarihi bir ‘O an’ bizi bekliyor.

Sezon boyunca ardı arkası kesilmeyen ‘kahır mektupları’nın sonuncusunu ve en acıklısını mı yazacağız yoksa 2003′ deki gibi ucuz mu yırtacağız, günler sonra belli olacak.

İsim isim saymaya gerek yok. Bursaspor çok büyük bir aile ve bu aile bu sezon ne yazık ki hiç yerden kalkamadı. Ligde sezon başından beri hiçbir ümit vaad etmeyen ve bugünleri öngörmenin zor olmadığı bir futbol anlayışı ve bu anlayışa uygun olarak oluşturulan kadro planlaması bizi bugünlere getirdi. Emeği geçenler umarım bir daha Bursaspor’u bırak herhangi bir halısahanın bile önünden geçmezler.

Önümüzde tek bir doksan dakika kaldı. Geleceğimizin belli olacağı Şenol Güneş Spor Kompleksi’nde son doksan dakika. Ya kazanıp kendi göbeğimizi keseceğiz ya da kaybedip dipsiz bir kuyuya doğru 400 küsür milyon TL borç ile yol alacağız. Psikolojik olarak camia çoktan küme düştü aslında ama fiili olarak düşersek bu borç yükü ile gelecek çok ama çok sancılı olacak bizim için.

Bu takım 2004’te küme düştüğünde de çok şükür Bursasporluydum. 2010’da da, şimdi ve her zaman da öyle olacağım. 2004 ciddi bir travmaydı benim için ama cumartesi günü olası bir kötü sonuçta o günkü kadar üzülmeyeceğimden eminim. Çünkü Bursaspor hiçbir zaman bu sezonki kadar aciz duruma düşmedi rakipleri karşısında. Ve hiçbir zaman bu kötü sonu bu sezonki kadar çok hak etmedi.

Şimdi her şeye rağmen geride kalan 41 resmi maçı unutma vakti. Kadıköy’deki Fenerbahçe galibiyetini de, üç hafta da yenilen 16 golü de, Türkiye Kupası’ndaki saçma sapan hezimetleri de.

Üzerinizdeki forma kimsenin tapulu malı değil. Kişisel, yönetimsel ne derdiniz varsa bir maçlığına kenara bırakın ve üzerinize düşeni yapın.

BU ŞEHİRE ONURLU BİR DOKSAN DAKİKA VE ÜÇ PUAN BORÇLUSUNUZ.

Cumartesi günü çıkın ve borcunuzu ödeyip sezonu kapatın.