Birbirine inanan oyuncular ve teknik ekip ile onların bu hayaline destek olan binlerce taraftar…

Kısıtlı imkânlarla yola çıkan takımımıza, kurulduğu günden beri her koşulda destek olan taraftarımız, dün mutluluğun başlangıcına şahitlik etti. Emektar Atatürk Spor Salonu, Tofaş yıllarından sonra herhalde ilk kez hınca hınç dolmuştu. Resmi rakamları bilmiyorum ama Atatürk Spor Salonu’nun tarihi günlerinden birini yaşadık.

Maçtan önce, olaylı geçen son maçın ardından, ‘stresli ve sıkıntılı bir maç bizleri bekler’ diye düşünmüştüm ancak taraftardaki hırs ve istek, henüz daha maçın başında oyunculara da yansıyınca, ilk periyotta maçı koparmasını bildik.

Savunmada, hücumda, hemen hemen her yerdeydi yeşil beyazlı basketbolcular… Erdem’i, Karlo’su, Dejan’ı, Şahin’i, oynayanı oynamayanı ile yeşil beyazlılar; ‘nasıl takım olunur, nasıl birlik olunur’ un dersini vermeye devam ediyor.

Sene başında kimsenin şans tanımadığı takımımız, önce kazıya kazıya play-offları ve saha avantajını aldı; şimdi de 4’lü finale kalma başarısını gösterdi. Gerçekten sahadaki karakter ve emek tribün desteğiyle birleşince, ortaya çıkan sonuç her geçen gün bizleri daha da çok sevindirmeye devam ediyor.  Onların bu mücadelesi karşısında, inanın söylenecek tek söz ‘harikasınız çocuklar’ dır.

Ve taraftar… Onlar için ne söylesek az. 7 den 70’e Bursa şehri dün maçın havasına o kadar hazırdı ki oyunculara sadece bu coşkuya ortak olmak kaldı. Gerçekten dün, salondaki atmosfer yıllar önce basketbola küsmüş(!) Bursa şehri ve Bursa basketbolu için önemli bir mesajdı, tabi anlayabilene. Yalnızca sahaya atılan yabancı madde konusunu da çözebilirsek, inanıyorum birkaç yıl içinde tüm Türkiye ve basketbol camiası, yeniden Bursaspor taraftarını konuşacaktır.

Maçın ardından dikkatimi çeken nokta ise Şemsettin hocanın sevinciydi. Genelde maç sonrasındaki sevinçlere fazla katılmaz, hemen içeri giderdi ancak dün takımla, taraftarla birlikte o da doyasıya sevindi. Kuşkusuz emeklerinin karşılığını bir bir almak onun için ayrı bir gurur olmuştur. Bence bir teşekkür de tabi ki malzemecisinden masörüne, kenardaki tüm teknik ekip ve Murat Konuk’a olmalı. Maçı öylesine istediler ki, adeta saha kenarında oyuncularla birlikte mücadele ettiler.

Şimdi önümüzde çok daha zorlu 6 maçlık bir seri var. Sakarya Bşb. ve Eskişehir Basket bizden önce 4’lü finallere kalan ilk iki takım idi. Petkim-Acıbadem maçını kazanan takım da final grubundaki son rakibimiz olacak.  Bu noktadan sonra bütçelerin, isimlerin bir önemi yok. Daha çok isteyen daha çok mücadele eden takımlar ayakta kalacak. İnanıyorum ki Afyon serisinde olduğu gibi takımımız yine terinin son damlasına kadar mücadele edip, Bursaspor formasına yakışır biçimde maçları oynayacaktır. Dün bir kez daha gördük bu mücadelenin, bu emeğin, bu yolun sonu; bir peri masalı misali Süper lig olması işten bile değil…