Bursaspor’da, ekonomik sıkıntı artık dillere pelesenk oldu. Öyle ki tefrikasını Mısır’daki sağır sultan bile duydu, duymakla da kalmayıp çevresine de anlatıyor. Gerek görsel, gerekse yazılı basında gün geçmiyor ki bu konu üzerine bir haber, bir açıklama ya da bir köşe yazısı çıkmasın.

“Mayıs 2017 itibarı ile borçları yarı yarıya indirme vaadi” ile emaneti devralan Ali Ay yönetimi, bir çok alanda olduğu gibi bu konuda da sınıfta kalmış durumda. Borçların azalması bir yana dursun,  görevde oldukları 16 aylık süre içerisinde %50 artış gördük bilançonun eksi hanesinde. Plan, proje, kalıcı gelir kaynakları gibi borcu azaltabilecek hamleler göremediğimiz  gibi, ciddi anlamdaki bonservis gelirine rağmen bu borç artışı oldukça düşündürücü.

Şu günlerde, yönetimin 2 çıkış noktası görünüyor. Birisi herkesin malumu olduğu üzere çıkması yılan hikayesine dönen kredi. Ki, o kredinin de günü kurtarmak dışında uzun vadeye ne etki edeceği muallak. Ancak bu yazının konusu o kredi değil.

Yönetimin bulduğu diğer çıkış noktası da BTSO katkısı olmuş. Geçtiğimiz günlerde başkanın bu konuda yaptığı bir açıklamanın ardından, benzer bir söylem de 2. Başkan Ali Ademoğlu’ndan geldi. Ademoğlu, “Bursa’nın 10 büyük firması 3’er milyon euro verse, yılda 30 milyon euroluk bir kaynak yapar” demiş…

Ademoğlu’nun bu söylemi, kusura bakmasın ama son derece sığ bir bakış açısı. “Bursa’nın 10 büyük firması yılda 3 milyon euro verse…” sözlerinin  altını doldurmak gerekiyor. Niye verecekler o firmalar o parayı?

Reklam ve sponsorluk olayı, ticari bir anlaşmadır. Reklam veren, verdiği reklamın kendisine bir katkı koymasını bekler. Yani olay, karşılıklı “kazan kazan” olayıdır. Dolayısıyla bir kurum ya da kuruluştan reklam veya sponsorluk beklenmiyorsa, “ben sponsoruma ne kazandırabilirim” sorusu da gözlerden kaçmamalı. Zira bu sorunun cevabı, aslında toplayabileceğiniz reklam ve sponsorluk miktarının en önemli belirleyicisi konumunda.       Ki buna da günümüzde “marka değeri” deniyor.

Sayın yönetim kurulumuzun ilk başta düşünmesi gereken soru bu. Bugün Bursaspor, marka değeri olarak bu bahsettiğiniz sponsorluk rakamlarını toplayabilecek konumda mı? Değilse, değeri o seviyeye yükseltmek adına ne çalışmalar yapıyorsunuz? Ve hatta, “iaşe istemek adına” yaptığınız her basın açıklamasının o değere zarar verdiğinin farkında mısınız?

Spor kulüplerine, yerelden gönüllülük esasına dayalı destekler tabi ki olacak. Buna itirazımız yok. Ancak doğru yönetilen bir kulüp, salt bu desteklerle yürümez, reklam veren için kendini cazip kılacak plan ve proje de geliştirir. İşin bu ayağını dikkate almadan yapılan “fakir fukara edebiyatı”,  kulübe bir değer kazandırmayacağı gibi, gelmesi olası destekleri de engeller.

Ha bütün bunlara rağmen, şehirden destek sağlamak da yine de mümkün. Ancak bu süreci başlatmak da yönetim kurulunun elinde. Sürekli şehirden katkı isteyen yönetimimizden, ben bir taraftar olarak daha önce bu desteği veren Başkanımız Ali Ay dışında, her yöneticinin 1 loca ve 1 de kapı almasını bekliyorum. Siz öncü olun ki şehir de arkanızdan gelsin.

Var mısınız?