Birinci körfez savaşı bende derin izler bırakmıştı. Siyah beyaz televizyon tek kanal, gündüzleri belli saatlerde çocuk yayınları oluyordu ve o tek kanal CNN olup bütün gün yabancı dilde George Bush ile Saddam Hüseyin görüntüleri yayınlamaya başladı. Çocuktum en çok ihtiyacım olduğu zamanda elimden susam sokağını ve diğer çizgi filmleri almıştı savaş.

İkinci körfez savaşında durum farklıydı alternatif olarak bir sürü televizyon kanalı vardı fakat ben büyümüştüm çizgi filmlere olan ilgim bitmişti. Artık savaş ile ilgili haberleri ilgiyle takip ediyordum. Haberlerde gayrıamatör şekilde verilen haritaya göre Amerika Irak’ta suyun kuru bir peçete de ilerlediği gibi ilerliyordu. Sıra Irak cephesinin haberlerine gelince “enformasyon bakanı” askeri üniformayla ekrana çıkıp komik bir üslupla düşmanlara hakaret edip onlarla dalga geçerek durumun haberlerde ki gibi olmadığını, Irak açısından çok iyi olduğunu Amerika’nın geri çekildiğini ne kadar asker esir aldıklarını, ne kadar tank vurduklarını sayıp duruyordu. Analiz yeteneğim gelişmemişti o yüzden üslubunu samimi bulup inanıyordum. Bir gece Bağdat bombalanmaya başladı savaş bitiyordu. Enformasyon bakanı bomba seslerinin altında çıktı ve Amerikalıların ne yapacağını bilmeden kaçtığını anlatmaya başladı. Ertesi gün Bağdat düştü. Savaş bitti. Ben o bakanın klasik politikacılar gibi yalan söylediğini düşünüyordum. Oysa işin boyutu başkaymış. Bakanın yaptıkları işgal edilen ülkesinde yaşayan halkın ve askerin moralini yüksek tutmakmış.

Enformasyon bakanının üslubuyla beraber tarihte kaldığını düşünürken ara sıra sitcom dizilerinde başarısız pazarlamacı karakterler benzer üslup kullanıyordu. Bunlar genelde iyi olduğuna kendilerinin bile inanmadığı ürünü enformasyon bakanının abartılı üslubuyla satmaya çalışıyorlardı. O tür pazarlamacılar da prim yapmadığı için dizileri yayından kalktı derken bu iki karakterin üslup karışımını kullanan birisi Bursaspor 2. başkanı olarak karşımıza çıktı. Bu konuda belki suç bizimdir. Her konuşmasında kulüp itibarını düşürdüğü için başkan Ali Ay’ın mikrofonlardan uzak durmasını istedik ve Ali Ademoğlu ile cezalandırıldık. Sene başında Bursaspor kazanırken her fırsatta kibirli şekilde açıklamalar yapan Ali Ademoğlu, kurdukları takım şans faktöründen sıyrılarak gerçek potansiyelini bulup maç kazanamamaya başlayınca derin bir sessizliğe bürünmüştü. Geçtiğimiz haftalarda yönetimin yaşadığı çalkantılı istifalardan sonra gündem kaynatmak için yeniden başladı açıklamalarına.

Önümüzdeki sene herşeyi doğru yapacaklarmış. Bursa’ya gelecek takımlar “eyvah biz Bursa’ya mı geldik?” diyeceklermiş. Normalde insanların konuşmalarında alt metin ararım ne söylediğini değil ne ima ettiğini anlamaya çalışırım. Uzun süredir kendi içimde oynadığım bir oyun bu. Mesela önümüzdeki sene Bursaspor’un sistemli ve istikrarlı olacağını vaad etseydi hangi menajer kanallarını kullanacağını, hangi teknik direktör ile çalışacağını tahmin ederdim. Fakat Ali Ademoğlu için derin düşünmeye gerek yok. Eksik kalan zilyon tane iş varken Bursa’ya gelen misafir takımı (mesela Akhisarı) şaşırtmayı hedefleyen, şovmenlikten başka amacı olmayan, sosyal çevresi sayesinde yönetici olan birisi sonuçta. Kredi için red yedikleri bankalardan eli boş çıkmamak için yüklü miktarda özgüven çektiklerini düşünüyorum. Bu özgüvenin başka açıklaması olamaz. Sene başından beri akılda kalıcı tek bir olumlu hareketi yok yönetimin. Neyi yanlış yaptığınızı düşünüyorsunuz da önümüzdeki sene o yanlışları yapmayacaksınız? Sahamıza gelen takımlar bırakın nereye geldik demeyi puan kaybedince nasıl böyle bir takımı yenemedik diye kahroluyorlar. Bu sonuç enkaz edebiyatıyla eski yönetime yıkamayacağınız bir lekedir ve sorumlusu tamamen sizsiniz.

Çok fantastik bir insan Ali Ademoğlu. Bir programda telefonla bağlanan Önder Özen’e İsmail Konuk’un milli takıma gitmesi gerektiğini söylüyor. İsmail Konuk; 19 maçta 2 kırmızı kart 4 penaltı istatistiklerine sahip.(verilmesi gerekip verilmeyen penaltı ve kartları saymıyorum) Bu istatistikleri kariyeri boyunca bulamayan stoperler var. Bu yüzden İsmail en uç rüyalarında bile kendisini milli takımda görmez. Sinan Bakış’ı övmüş ceza sahası içinde çok iyi diye. Bu adam ne Kayserispor’da ne de Bursaspor’da kayda değer dakika almadı. Nerede izlemiş ceza sahasında çok iyi olduğunu?

Irak enformasyon bakanı bu üslupla konuşurken karşısında ki halkı salak yerine koymuyordu, savaşı yaşayan halkının moralini yüksek tutmayı düşündüğü için nezdimde büyük bir saygınlığı var. Peki Ali Ademoğlu sene başından beri mecbur kalınmasa oynatılmayacak oyuncuları överken neyi düşünüyor? Konuşmalarının tamamı günü kurtarma ve yalan pazarlama üzerine safsatalarla dolu. Eskiden olsa bu tutardı. Çakraları açılmamış, analiz yeteneği gelişmemiş insanları kandırabilirdi. Sizin devriniz çoktan bitti. Dünya değişti artık eskisi gibi Bursa’da taraftarın algısını yönetilebilen iki tane gazete, iki tane tv kanalı yok. O sığ zihniyet kalmadı. Artık anlamalısın senin işyerinde takılan kodaman tayfanın çapını çoktan aştı futbol. Konuşacak hiç bir şeyiniz yok. Karşınıza biraz futbol bilen birisi çıkınca başlıyorsunuz Sedat 3’leri Beyhanları anlatmaya. Ortalama bir insan olduğum halde beni bile kandıramıyorsun, tanıdığım hiç kimseyi kandıramıyorsun. Bu bir pazarlamacının bittiği andır. Başka kulvarlarda şansını denemenin zamanı gelmiş demektir.

Günün birinde okey oyunu olimpiyatlara alınacak. Okey milli takımımız grekoromen eşli okey müsabakaları sonunda alnında okey taşı boynunda altın madalyası ile İstiklal Marşımızı okutacak. İşte o zaman tvlere çıkıp masalara okey takımı verirken ekstra bedel alarak bu sporun elit olmasını sağladık ve buralara biz getirdik diyeceksin. Ortalama bir insan olarak bunun olacağına inanıyorum işte.