Ehh… Geçmiş olsun diyerek başlayalım. Stres en büyük hastalıkların bile sebebiymiş ve biz Bursasporlular en büyük adaylardan biriyiz kardioloji servisinin…

Bir fırtına koptu ki düşmandan bile gelmez böylesi yıkım! Bizi, biz yapan etkenlerden biri de gözü kara taraftarlarımızdır ancak bu defa yıldırım içimize düştü. Süreç bilmecelerle dolu olsa da herkes duyup öğrendiği teorilerden birine, birkaçına inandı… İlk yazımı bitirirken de demiştim, “Gerçekler bilenlerin dilindedir” Taraftarın heykelini dikmeyi düşündüğü Batalla için “Düşünüldüğü gibi biri değil” diyerek “giden” bir yönetici 1-2 ay önce bir TV programında öve öve bitiremiyor… Çıkarlar değişince demek ki insanlar da değişiyor… Yaralanan, yaralayan bir yönetim…

Ellerinden geleni yaptığını iddia eden oyuncular… Ortada yetenek yok, beceri yok, ruh yok…Yok yok… İstisnalar teselli olmuş ama yetmiyor işte… Taraftarı tarafından saldırıya uğrayan bir takım…

Cefasıyla, deplasman yollarıyla, sevdasıyla, desteğiyle ünlü bir taraftarı var Bursasporumuzun… Sahada adam asar, tribünde kalem kırar… Desteğin kralını tezahüratıyla yapar. En dipte de en zirvede de aynı sever… Hayallerini erteleyip duran bir taraftar…

Beklenen gün geldi ve  G.Antep maçından gelen 3 puan herkese yarasını sarma şansı verdi… Elimizde bir yarabandı var ve kime takalım düşünüyoruz… Sizce en çok kim hak etti bilmem ama bana göre en çok hak eden her zaman taraftardır…