Kasımpaşa maçına kadar sessizlik demiştik son yazımızda. Duyulan acıya, geçim sıkıntısına, hükümet sancılarına kulak tıkamıştık. Kasımpaşa maçından sonra durum kuzuların sessizliğine dönüştü. Ortalık yangın yeri. “Otobüsün kapısı kilit tutmamış oğul, nedendir bilinmez.”  Bu konulara girip olayı taze tutmaya lüzum yok artık, soğutmalı ve hatırlamak istemediğimiz olaylar silsilesine bir halka daha eklemeliyiz.

Gaziantep maçında sahada ürkek bir Bursaspor vardı, son haftada yaşanan olaylar takımı öylesine yaralamış üstünde öylesine bir baskı oluşturmuş olacak ki üst üste beş pas yapamadık desek yeri. Tabi ki ciddi değilim, yedi haftada  “1” puan almış takımdan bahsediyoruz. Takım biz bu olaylardan etkilenmedik, profesyoneliz dercesine haftalardır oynadıkları kötü oyunu sürdürdüler. Bizim de kalbimiz teklemeye devam etti haliyle.

Kim bu takım için teknik taktik analiz yapıyorsa kelimelerini suya yazıyordur. Son dönemin moda tabiriyle taktik maktik yok, kendi topuklarımıza bam bam bam…

Yumurta tokuşturmaca sistemi ile yola devam ediyoruz. Pablo ve Harun birer yumurta almış ellerine, Pablo Harun’a : “sen tutacaksın, ben vurucam” diyor. Haliyle geri kalanlara da iş düşmüyor. Paratoner görevi de görüyorlar üstüne üstlük. Biz de “Köylü Ahmet” stili ile olanlara anlam vermeye çalışıyoruz.

Çok karakterli futbolculardan oluşmuş bir takımız sözüne bayılıyorum. Karakter fazla olunca takımın pas yapma kapasitesi de otomatik olarak düşüyor. Ya bu karakterli arkadaşlar hiç kendilerine soruyorlar mı acaba ben Bursaspor’da oynamayı hak ediyor muyum diye?

Futbol, insanın kendine yakışanı giymesidir… Bundan dolayı olsa gerek sahadaki futbolcuların çoğunda forma çok eğreti duruyor.  Yani olmuyor, olmuyor istesen de. Kimse gelmiyor, hücumda çoğalmak istesen de Pablo…

Buradan Mutlu Topçu’ya da teşekkür etmek istiyorum. Çıktı ve dik bir duruş ile “kimse bana takımda bunlar oynayacak diye liste veremez” dedi, yüreğimize su serpti. Bir an hepimiz korkmuştuk Faty ve Del Valle tercihlerini Batalla mı yapıyor acaba diye? Neyse ki Mutlu Topçu’ymuş…

Yine maça değinemedik, maç yazısı değil zaten bu, sahadaki takım da Bursaspor değil…

İlla iki kelam edeceksek maçla ilgili; Sefa’nın vuruşunda sallanan direk değildi sadece farkında mısınız? Sallanan koca şehirdi, surlardı, Altıparmak ve Muradiye’ydi.  Gitti gitti geldi gözümüzün önünde. Neyse ki yıkılmadık ama tahribat büyük yine vücutta…

Araya sokuşturulan cümle: “Merter’in hakkı Merter’e…”