Türkiye Basketbol Ligi 25.haftasında Potanın Timsahları, İzmir temsilcisi Petkimspor’u Atatürk Spor Salonu’nda oynanan müsabakada 81-79 mağlup etti.

Maçın sonundan başlayalım; Koç’un da dediği gibi Yeşil Beyazlı ekibimiz çok iyi bir mücadele göstererek, Play-off yolunda adeta altın değerinde bir galibiyet aldı. Ligin kritik haftalarına girdikçe mücadele dozumuz da iyiden iyiye arttı ve bu bizim için iyi bir haber diyebiliriz. Petkim maçı özelinde tek takıldığım nokta, ribaundlardaki sıkıntımızdı. Rakibe verdiğimiz ribaundları da azalttığımız zaman, çarklar daha net bir şekilde dönecektir.

Maça gelecek olursak, karşımızda en son yenilgisini 11.11.2016 (11 Kasım 2016) tarihinde alan ve 15 maçtır kaybetmeyen bir Petkim takımı vardı. Yüksek dış yüzdeyle oynayan, pota altında Kenan Bajramovic gibi yıllarca süper ligde oynamış oldukça tecrübeli bir uzunuyla, bize sıkıntı yaratabilecek bir takımdı İzmir ekibi.

Ancak etkili savunmamız ve rakibin dış atışlarda -özellikle Terrance Campbell’ın- ritim bulamamasıyla işler bir anda lehimize döndü ve Karlo –Dejan ikilisiyle maçı kontrolümüze almasını bildik. Ekibimizde Karlo & Dejan maçın kazanılmasında başrolleri oynarken; Yunus, Burak ve Şahin’in de bu ikiliye destek olması gecenin artılarından biriydi.

Doğru işler yaptığımız ilk iki periyotun ardından, 3. periyoda da etkili başladık ve farkın erimesine imkân sağlamadık. Ancak maçın sonlarına doğru geldikçe, her zaman olduğu gibi hakem üçlüsünden akıl almaz kararlar çıktı ve konuk ekip bir ara beraberliği yakalasa da son hücumdan yararlanamayınca derin bir oh çektik.

Ligin sonlarına doğru gelindikçe, hakem hataları telafisi zor sonuçları yaratabilir. Bu konuda kulübümüzün de artık gerekli yerlere, gerekli itirazlarını yapması gerekir diye düşünüyorum. Her hafta birbirinden skandal kararlara imza atan bu hakemler neden hep bizi bulur? Ya da bilinçli olarak mı yapılıyor? Bunların sorgulanması gerekir diye düşünüyorum.

Bir tebrik de büyük Bursaspor taraftarı için olmalı bence. Hafta içi, üstelik mesai saatinin hemen bitiminde! olan bir maç için 500-600 civarındaki Yeşil Beyazlı taraftar, Atatürk Spor Salonu’nda yerini almıştı. Kritik anlarda takımımıza sahip çıkması ve onların mücadelesine tribünden destek olması, mücadele dozumuzu da bir seviye arttırdı. Tribündeki “niceliğin” değil, “niteliğin” ne denli etkili olduğunu bir kez daha gördük.

Düşük bütçesine karşı yüreğiyle oynayan oyuncuların mücadelesi, bazı branşlardaki oyunculara ders olsun. Sahada yüreğiyle oynayan ve maçın sonuna kadar mücadele eden herkes baş tacıdır. Nitekim maçın sonundaki oyuncu-taraftar bütünleşmesi de bu durumun güzel bir örneğiydi. Ek olarak belirteyim; bu yıl için Atatürk Spor Salonu tercihinin ne denli etkili olduğunu gördüğümüz kaçıncı maç oldu, ben sayamadım.

Önümüzdeki hafta sonu zorlu Düzce deplasmanına çıkacağız. Rakiplerimizin birbirleriyle oynayacağı hafta alacağımız bir galibiyet çok önemli olacaktır. Ardından 11 Mart Cumartesi günü belki de ligin kaderini çizeceğimiz Eskişehir maçına çıkacağız. Tüm Yeşil Beyaz sevdalılarını 11 Mart günü Atatürk Spor Salonu’na, bu çocukların mücadelesine destek olmaya çağırıyorum. Unutmayalım; Biz varsak, bu takım var. Biz varsak, Süper Lig var!