Haftalardır ortaya futbol namına tatmin edici bir şey koyamayan ve bununla doğru orantılı puan toplayamayan Bursaspor’da Kasımpaşa mağlubiyeti sonrası kıyamet koptu adeta. Dönüş yolunda cereyan eden olaylar ile birlikte sezonun kırılma noktasını yaşadık ve bence bu kırılma dibe doğru olacak. Bu takımın haftalar ilerledikçe küme düşme korkusunu daha da çok yaşayacak.

Oysa ki Ali Ademoğlu sezon başında “Bu takım sezon sonunda ilk 5’te yer almaz veya Türkiye Kupası’nda final oynamazsa ben bu görevde durmam” demişti. Matematiksel şansımızın bitmesini mi bekliyor yoksa hala ümidi var mı acaba sayın Ademoğlu’nun? Sezon başından bu yana bu tarz demeçlerle camia ile resmen alay eden Yönetim Kurulumuzun saygıdeğer isimlerinden son vukuat ise Yüksel Çolak’a ait. Kasımpaşa deplasmanı dönüşü bir tarafta son 7 haftada 1 puan alarak tüm benlikleri ile dip yapmış bir oyuncu grubu, bir yanda sezon başından beri hiçbir umut vaad etmeyen takımın peşinden inatla koşmuş ve son haftalarda abuk subuk Anadolu takımı taraftarlarından bile “Koyduk mu?” tezahüratları duyarak kahrolan bir taraftar grubu. Bu iki ekibi maçın sıcağı sıcağına karşı karşıya getiren “Otobüsün kapısı açılsın” talimatı nasıl ve neden verilir benim aklım almıyor. Adı üstünde “yönetici” yöneten, idare eden vs. Burada bir infial olacağını öngörememek büyük çılgınlık.

Baştan söyleyeyim, olayın ilk duyulan hatları ile ben Harun’a hak vermiştim. Twitlerim bile halen duruyordur, inkar yok. Sezon başından beri takımı ayakta tutan ve takım kaptanlarından olan Harun’un, ‘’Sizin oynayacağınız topu s….yim’’ tarzı laflara sözlü karşı çıkma hakkı elbette var Batalla ile birlikte. Ama işlerin daha farklı gelişmesi ve  halen daha yanlış bir biçimde gelişmeye devam etmesi camiayı resmen çıkmaza sürüklüyor.

Gittiğiniz bu yol, yol değil. Camiayı kutuplaştırarak varacağımız tek yer, Türkiye 1. Lig’i. Eğer istediğiniz bu ise buyurun yol sizin devam edin. Ama istediğiniz güçlü ve başarılı bir Bursaspor ise camianın en önemli yapı taşı olan taraftarı karşınıza değil yanınıza alın.

İnanın bir yönetici olarak zor değildi o gece otobüsten inip taraftarın gazını almak, hatta gerekirse dönüş yolunu onlarla beraber devam edip karşılıklı konuşarak dönmek. Ve hafta içi bir gün tribün liderleri, takım kaptanları ile birlikte bir toplantı ayarlayıp doğru zamanda bu karşılaşmayı sağlamak.  Ya da zor değildi olayı bu kadar dallanıp budaklandırmadan hatta daha da ileriye gidip ‘’ifşa’’ etmeden tatlıya bağlamak. Nitekim iyi bir iş adamı olmak ayrı bir şey iyi bir kulüp yöneticisi olmak ayrı bir şey. Bursaspor başkanlığının ilk ve tek şartı kesinlikle ‘’kriz yönetimi’’ne hakim olmak olmalı bence. Rahmetli İbrahim Yazıcı’dan sonra lobi, para vs hepsi hikaye en çok kriz yönetemeyen isimler yüzünden gitgide dibe doğru yol aldık.

Son olarak öncelikli tepkiyi yönetime göstermediğimiz müddetçe bu kısır döngüden kurtulamayız. İsim isim yazmaya gerek yok sezon başında gelen adamlar buraya Real Madrid veya Barcelona’dan gelmedi veya o kadarda yükselmeye gerek yok hiçbir zaman üst düzey oyuncu olmadılar.  Bilal Kısa dahil. Verebilecekleri zaten maksimum bu. Esas sorun olan sezon başından beri üstüne basa basa söylemekten bıkmadığım ‘Bu kadroyu Bursaspor’a layık görenler esas sorumlular’ Umarım sorumluluklarının gereğini yerine getirerek sezon sonu Bursaspor ile olan bağlarını sonsuza dek koparırlar.