Sene 2013 bir öğlen vakti, gelecek hafta Bursaspor da kimler kart cezalısı merakımı gidermek amacı ile futbol federasyonu resmi sitesini tıkladığımda anasayfada FIFA menajerlik sınavına ilişkin bir bildiri görüyorum. Her ne kadar futbol ile yolumuz 2000 yılında fiilen ayrılmış olsa da kopamadık birbirimizden bir yerden tutunmak istedim hep ,mesleğimin yanında ayrıca futbolun içinde kalmaktı hedef. Hemen ilgili menajerlik sınavına ilişkin bilgiyi okudum ve sınava girmeye o an karar verdim. Şimdi o güne geri dönüyor ve o saf temiz ,iyi niyetli düşüncelerle bu işi rahatlıkla yapacağını düşünen o çocuğu selamlıyorum.

Sınav FIFA tarafından yapılıyor ve oldukça zor olduğu anlatılıyor dolayısıyla aynı gün bir hızla sınava çalışmak için kaynak arayışına giriyorum internet aracılığı ile Almanya’da menajerlik yapan ve Mesut Özil’in de menajeri Erkut Söğüt’e ulaşıyor derdimi anlatıyor ve sınav için kendisinden kaynak istiyorum. Kendisi 90 € karşılığında sınava ilişkin belgeler gönderebileceğini iletiyor. O an koca Mesut Özil’in tek transferinde yedi sülalesine bakabilecek bu adam, bu menajer benden niye 90€ ister ki diye düşünmeye fırsat bulamadan hemen parayı gönderiyorum ve 10 gün kadar sonra evraklar adreste.
Mesleği bir kenara bırakıp 1-2 ay kadar sınava full konsantre çalışarak girilen ve dünya genelinde 4800 kişinin girdiği sınavda kazanan 37 kişiden biri olunca o an avukatlık mesleğinin artık benim için bittiğini daha severek yapacağımı düşündüğüm yeni bir işe sahip olduğumu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Ancak girdiğim sınavın koca bir yalan, menajerlik sisteminin çürük, menajerlik belgesinin ise tuvalet kağıdından farksız olduğunu öğrenmek çok da fazla uzun sürmüyor.
İlk iş Avrupa’da menajerlik yapan aynı zamanda meslektaş olan Dylan isimli bir menajerin gönderdiği Atiba Hutchinson isimli oyuncuyu izlemekti. Oyuncuyu beğenip menajerinden istediği fiyatı öğrendikten sonra menajerin hangi kulüp için yetki istiyorsun sorusuna maruz kaldım. O an için kendisine verilecek hiçbir cevabım yoktu, çünkü hazırlanmadan girmiştim sınava ve hiçbir yerde amiyane tabirle bağlantım yoktu. Herhalde Bursaspor’a bir yerden sunarız diye düşündüm ve Bursaspor dedim.Yaklaşık 15 dk sonra yetki belgesi ulaştı. Tesislere gidip oyuncu hakkında bilgi vermeyi düşünürken birkaç büyükten koluna Messi’yi takıp gitsen tesisten içeri almazlar uyarısı almaya başladım, çünkü tanınmıyorsun bu piyasada ve kim olduğunu bilmiyorlar.
Yetki belgesi ulaştı ulaşmasına ama yıllardır maçına gittiğim, kombinesini aldığım, deplasmanına gittiğim takımımın, kuş uçuşu evime 500 metre mesafede olan tesislerine gidip bu oyuncuyu sunma fırsatı bulamadık kendimize, o kadar ki Gebze’ den birilerini araya aracı koyarak zamanın sportif direktörüne zorlukla ulaştık ve oyuncu 3.kişilerce anlatıldı sportif direktöre, kendisi oyuncuyu izleme zahmetine dahi girmeden aynı bölgede Yasin Pehlivan, Murat Yıldırım, Musa Çağıran olduğunu söyleyerek geri püskürtmüş bizim aracıyı. Atiba’ nın sonraki performansı takdirlerinizde..
İlk hamle başarısız bir dönem sonra, bu kez Brezilya’nın  o dönem Serie B takımlarından Botofago’ da oynayan Willian Arao isimli oyuncuyu öneriyoruz kulübe. Önce oyuncu beğeniliyor sonra ise cevaben Brezilya 2.lig takımında oynayan bir oyuncuya Bursaspor’un talip olmasını taraftara anlatamayız cevabı alıyoruz. Aynı Arao sezon sonu Flamengo’ ya transfer oluyor ve 2 hafta önce Brezilya-Kolombiya hazırlık maçında milli takım forması giyiyor. O dönem 700bin€’ ya Bursaspor’ a gelecek olan Arao’nun fiyatı şu an 7m€ değerinde.
Arao yerine alınan oyuncu ise Ali Bilecan’ın Ricardo Faty’si ..
Bu ülkede oyuncuya yada takımın futbolcu ihtiyacına değil öncelikle oyuncuyu getiren menajere bakılıyor. Kimdir, sır saklar mı? Susar mı? Paylaşır mı? Eğer ki tanınmıyorsa bu menajer, başka bir menajer arar bu çocuğu der ki “benim o kulüple aram çok iyi böyle bir oyuncu varmış istersen ben aldırabilirim bu oyuncuyu” der. Şaşırır kalırsın oyuncunun kulübe sunulduğunu kulüp yetkilileri dışında kimse bilmez halbuki nereden öğrenmiştir başkaları bu olayı..
Dünya genelinde ve özellikle ülkemizde  menajerlik sektörü bu denli yozlaşmış ise ana faktör kesinlikle genel kurul üyelerinin seçtiği “seçilmiş yöneticiler” yada bu yöneticiler tarafından atanan “atanmış kişilerdir”. Ne yazık ki burada tek kriter seçilmiş yöneticilerin niyeti, iyi niyetli birine işi öğretebilirsiniz ancak kötü niyetli birinin niyetini değiştiremezsiniz. Allah bizleri ve diğer kulüpleri seçildiği kulübün parasına tamah etmeyecek seçilmişlerle karşılaştırsın..
Eminim ki Atiba yada Arao’ya ulaşan o dönem Yalçın değilde başkaları olsaydı her iki futbolcu şu an Bursaspor forması altındaydı ya da iyi bir bedelle satılmışlardı.
Nasıl ki sınava girmeye 10 saniyede karar verdiysem menajerlik işi ile de uğraşmamaya yine 10 saniye içinde karar verdim o dönem. Zaten ben bıraktıktan sonra sınav sistemi de kalktı. İsteyen herkes menajerlik yapabiliyor. Gerçi o zamanda değişen bir şey yoktu, lisanssız menajer sayısı lisanlı menajerlerin neredeyse 25 katı kadardı.
Bu sistemin içine bir türlü dahil olamadık sonuç olarak. Bunların dışında bir çok olay daha oldu benzer. Bu ülkede menajerlik, normal insanların yapabileceği bir şey değil, görsen de görmemek, bilsen de bilmemek, bilsen de susmak gibi değerlere sahip olmak gerekiyor, ne yazık ki bu kirli sistem menajerlik yapan insanları buraya çekiyor.
Yaklasik 1.5 sene kadar uğraştık, didindik olmadı ve şimdi şükrediyorum Allah’tan olmamış. O düzende 1 kuruş kazanan menajerden ne yazık ki susması, görmemesi ve bilmemesi isteniyor. Bilseydim hiç girmezdim ama 2013-2015 yılı tecrübe oldu. O düzeni tanıma fırsatı verdi, insanı yaş değil, yaşadıkları olgunlaştırır derler. O 1,5 sene içinde gayet net gördüm. Sadece ülkeye has bir özellik değil dünyanın her yerinde futbolun başına bela bu menajerlik sistemi ve artık tarih oldu. Artık menajer yok aracı var. Aracılık sisteminin menajerlik sisteminden en büyük farkı FIFA’nın sınav sistemini tamamıyla ortadan kaldırmış olması. Artık bu görevi yerine getirmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler yalnızca kendi ülkelerinin federasyonuna başvuru yaparak isimlerini kayıt altına aldıracak ve başka bir işlem yapmalarına gerek kalmayacak.

Bu sistemin bir başka önemli özelliği ise yürürlükten kalkacak sınav sistemi sayesinde artık isteyen herkesin bu piyasaya girebilecek olması. FIFA’nın kendi üzerindeki baskıyı yok etmek için başvurduğu bu çözüm, daha şimdiden yeni oluşacak düzenin en büyük eleştiri noktalarından biri haline gelmiş durumda.

Sınav sürecine tâbi olmadan temsiliyet hakkı kazanan kişilerin, bu hakkı sınavla kazanmış olanlarla aynı spor yönetimi ve spor hukuku bilgi düzeyinde olmalarını beklemek hayalcilik olacaktır. Özellikle de kariyerlerinin başında bulunan genç futbolcuların verecekleri transfer kararlarında bu kişilerin yönlendirmeleri hayati rol oynayacaktır. Bu duruma karşı FIFA’nın yeni yönetmeliğinde aldığı tek önlem ise aracıların 18 yaşın altında transfer olan futbolculardan komisyon alamayacak olmaları.

Yeni sistemle birlikte, futbolla alakası olmayan birçok insanın sırf para kazanmak için bu alana girmek isteyeceği ve transfer piyasasının tamamen bir rant alanına dönüşeceği iddia ediliyor. Sonuç olarak sporcunun geleceğinin ön planda olmadığı, kâr odaklı yeni bir düzenin hüküm sürme ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Aracı olmak isteyenlere uyarımdır, o dünya başka bir dünya, içine giremedik çok şükür ama dışarıdan gözlemledim bulanık bir dünya, uzak durun…