Samsun maçının teknik analizini basketbol konusunda yazan diğer arkadaşlara bırakacağım. Ben daha çok sistemsel ve takımın ruh hali hakkındaki gözlemlerimi paylaşacağım. Samsun takımı hakkında daha önceden bilgim yok ancak bilgisi olan arkadaşların söylediği kadarıyla mutlaka yenmemiz gereken, tehlikeli bir takım oldukları kesindi. Play-off yarışı içinde olmak için bazı hedef maçları kazanmanız ve tabir-i caizse karakter ortaya koymanız gerekir. Basketbol takımımızda karakter sıkıntısı çektiğimiz söylenemez çünkü tüm oyuncuların tecrübeli ve ligin önemini bilen oyuncular olduğunu düşünüyorum. Ancak takım olarak oynamak, takım halinde reaksiyon vermek ve takım olarak yükselmek çok başka bir olgu. Bunun için zamana ihtiyacımız olduğu ise elimizle tutabileceğimiz kadar net bir gerçek.

Klasik bir cümle olarak “Basketbol bir takım oyunu”. Çok klasik ama çok önemli bir cümle. Takım halinde savunma yapıp, takım halinde hücum etmeniz gerekir. En azından oynatmaya çalışılan oyun sisteminde bireysel insiyatifleri belli bir seviyede tutmanız gerekir. Bursaspor Basketbol özelinde bakarsak Şemsettin Hoca’ nın oynatmaya çalıştığı basketbolun temelinde bu var. Oyuncuların bunu anlaması ve takım halinde hücum ve savunma oynamayı alışkanlık haline getirmesi gerekir. Alışkanlıklar zamanla doğru tercihlerin normalleşmesi anlamına gelir ki bu da bize seviye atlatır.

Samsunspor maçıyla ilk yarıyı kapattık. Ligin ilk yarısı boyunca oynanan basketbol seviyesi çok değişkendi. Bazen iyi hücum ettik, herkesin eli sıcaktı. Bazen de çok iyi savunma yaptık, hücumlar bununla birlikte düzeldi ve maçlar kazanıldı. Basketbol takım oyunu dedik. Sahadaki tüm oyuncuların aynı anda aynı şeyleri düşünmesi ve ona göre hareket etmesi bu oyunun temeli. Maç içinde savunmada veya hücumda iniş çıkışlar olabilir. Bunlara ne kadar kısa sürede reaksiyon verebiliyorsunuz, ne kadar kısa sürede toplanabiliyorsunuz. İşte karakter derken bahsettiğimiz bu. Savunmada düştüğünde toplanabilmek, hücumda şutun girmeyince farklı alternatifler üretip oyun stilini değiştirip buna takım olarak uyum sağlayabilmek. Kısaca Bursaspor Basketbol denince akla gelen ilk şeyden bahsediyorum. Bursaspor agresif savunma yapar, hızlı hücuma çıkar, sert oyunculardan kurulu bir “takım” yorumu geliyorsa, orada bir karakter oluşmuş demektir. Ya da Bursaspor hızlı hücumları tercih eder, savunma sertliğinden eser yoktur, hep daha çok atmayı düşünür gibi bir yorum geliyorsa, yine bir takım karakteri oluşmuş demektir. Bursaspor için net söyleyeceğimiz bir karakter henüz oluşmuş değil ancak olumlu sinyaller var. Adım adım olacak şeyler. Sistem kurmak basit değil. Hele ki hamurun insansa. Dolayısıyla her maç üstüne koyarak gitmeyi deniyor takım. Ancak bazı basketbol doğruları var ki bunlar için sistem mazereti de geçerli olmamalı. 15-20 sayı öndeyken, 10 sayı geriye düşmek gibi. Ya da seri basketler yiyip geriye düştüğümüzde yapılan doğrulardan ve oyun sisteminden anında vazgeçip, bireysel hücum denemeleri ve zorlama şutlara girişmek gibi. Ligin ilk yarısında böyle geriye düşme ve panik anlarındaki hata örneklerini yaşadık. Seviye yükseldikçe bu tip olaylardan sıyrılması da zor oluyor. Hata yapma lüksümüz azaldı yani. Kahramanlık sahneleri bu oyunun bir parçası ancak ne kadar az olursa o kadar doğru işler yapılıyor demektir.

Play-off için şansımız yüksek, ligin ikinci yarısında daha karakterli ve sistemi oturmuş bir Bursaspor izleyeceğimizi düşünüyorum. Maçlar kazanılır, kaybedilir fakat sahada karakter koyan bir Bursaspor benim için çok daha değerli.

Sakatlıksız ve bol galibiyetli bir ikinci yarı olsun.