16 haftalık ilk yarıyı, sıkıntılı bir gecenin ardından tamamladık. Devre arası ve yaklaşan transfer dönemine yeni bir krizle giriyoruz. Gençlerbirliği karşısında alınan ağır yenilgi, maç sonrası Hamza Hoca’nın açıklamaları derken, resmi siteden yapılan bir duyuru ipleri daha da gerdi.

İlk yarının ve Gençlerbirliği maçının panoramik analizini yapacak değilim. O konu zaten işin uzmanları tarafından yeterince inceleniyor ve incelenecektir de. Biz işin teknik kısmını o alanın uzmanlarına bırakalım.

Esas dikkat çekmek istediğim konu farklı. Geçtiğimiz sezon sonundan beri camiada gördüğümüz en önemli sıkıntı, her geçen gün iplerin farklı sebeplerle daha da gerilmesi. Transfer, ekonomik sorunlar, sportif sıkıntılar, taraftarla yaşanan gerilimler… Bu listeyi daha da uzatıp altına çeşitli maddeler eklemek mümkün.

Spor kulüplerini var eden en önemli olgulardan birisi, kuşkusuz taraftardır. Kulüplerin birincil ve olmazsa olmaz hedefi, misyonu ve hatta varlık sebebi, kendilerine gönül verenleri arma etrafında birleştirerek mutlu etmektir. Taraftar olgusunu ve mutluluğunu işin içinden çekip çıkarırsanız, kulüplerin varlığının da çok bir anlamı kalmaz.

Camiada, özellikle son dönemde, kulüp tarafından yapılan açıklamalarda şahsen dikkatimi çeken en önemli nokta, “taraftarla bir inatlaşma” havası olması. Kamuoyuna yöneltilen duyurularda, yönetim kanadıyla aynı düşünmeyen, farklı söyleyecekleri olan, bazı uygulamalarda yanlış yapıldığını savunan ve gördüğü yanlışa da vurup kırmadan, sövmeden tepki verenleri “çatlak ses” olarak nitelendirmek büyüklüğünü taraftardan alan bir camiaya hiç yakışmıyor bence…

Beyler… Şu konuda bir anlaşalım…

Eleştirisi olanlar ve tepki koyanların da en az sizler kadar Bursaspor’u düşündüklerini ve sevdiklerini asla unutmayalım. Düşünce ve savundukları, sizin düşündüklerinizle örtüşmüyor olabilir. Hatta yanlış da düşünüp hatalı tepkiler de koyuyor olabilirler… Ancak kriz yönetimi işte burada ortaya çıkar. Siz farklı düşünenleri “çatlak ses” diye nitelendirip ötekileştirirseniz, gerilimi daha da arttırırsınız. Sonrasında da “gayeler bir ancak ifadede sıkıntı var” söylemleriyle kırıp döktüğünüzü toplamak durumunda kalırsınız.

Hocaya ve bazı futbolculara  gösterilen tepkilerin haklılığını ya da haksızlığını tartışmayacağım. Herkesin kendine göre bir düşüncesi, doğrusu, inandığı var. Dolayısıyla işin o kısmı görece. Ancak bu tarz sıkıntılarda daha doğru bir üslup seçilmezse, bu ip bu kadar gerilimi kaldırmayabilir, bir yerinden kopar. Oklar ve tepkiler de farklı yöne yönelmeye başlarsa, sorunlar içinden çıkılamayacak boyutlara gelebilir..

Aman ha… Üsluba dikkat. Başka Bursaspor olmadığı gibi, Bursaspor’u taraftarından başka seven birileri de yok. “Kol kırılır, yen içinde kalır” diyorsak, sorunları aile içinde uzlaşıcı bir dille çözmekten başka şansımız yok. Çünkü, bizim bizden başka kimsemiz yok…