Her ne kadar Muğla Ormanspor tarafından “çıkış maçı” olarak görülse de iki takım arasında ciddi kalite farkının olduğu ve kağıt üzerinde net olarak favori çıktığımız bir karşılaşmaydı. Muğla ekibi geçen sezon maçlarını hatırladığım kadarıyla bu salonda oynamıyordu, yeni salonları hayırlı olsun. Bu arada bizim maçtan sonra antrenörleri istifa etmiş.

Maça Karlo-Yunus-Şahin-Melih Kapucu-Dejan ile nispeten uzun bir beşle başladık (bu arada geçen yazımda koçun Cem’e verdiği şansın bir kısmını da Melih’e tanıması gerektiğini düşündüğümü söylemiştim, Melih bu sezon ilk defa ilk beşte başlayıp, ilk defa bu kadar uzun sahada kaldı tüm periyot boyunca 10 dakika). İki takımın da karşılıklı çok yüksek yüzde ile şut soktuğu, dengede giden bir ilk periyot oldu. Muğla takımı 10’da 6, biz ise tam yarısı 5’te 3 üçlük yüzdesi ile oynadık ve haliyle bu istatistik yüksek skorlu bir periyodun anahtarı oldu.  Melih Kapucu’nun tuttuğu Ömer Kağan Göğüş’ün 3’te 3 üçlük isabeti ilk periyodun en önemli istatistiğiydi(bu arada 3 şutta da Melih rakibe kısmen de olsa el gösterdi, karşısındaydı). İlk 10 dakikayı aynı 5 ile oynadık, rakip ise son 5 saniyede oyuncu değişikliği yaptı.

İkinci periyota Yunus ve Melih’in yerine, Erdem ve Cem Coşkun’la başladık. Daha az skorlu ve temponun kısmen de olsa düştüğü periyot düşük skorla geçti ve 37-37 beraberlik ile devreyi tamamlayabildik. Oyunu koparamayışımızın ve rakibin direncinin devam etmesinin en önemli sebebi, maalesef verdiğimiz hücum ribaundları oldu. Devre bittiğinde rakibin toplam 22 ribaundu (15 savunma-7 hücum),bizim ise toplam 8(!) ribaundumuz(7 savunma 1 hücum) vardı. Bu kadar çok ikinci şans sayısı verdiğimiz devrede, topun değerini daha iyi bilmemizle (Muğla 9, biz 3 top kaybı yaptık) oyunu dengede götürdük.

3. periyota Karlo-Burak-Yunus-Erdem-Dejan beşiyle başlayıp, kısa sayılabilecek bir takımla sahaya çıktık. 7-0 lık seri ile henüz 3. dakika olmadan rakibe mola aldırdık. Mola dönüşünde Ormanspor ilk sayılarını başımıza belan olan hücum ribaundlarından buldu. Ancak rakip hücum ribaundu aldıkça, Karlo 3 sayı atmaya başladı. Karlo’nun periyot toplamında 10 dakikada 6 da 3 üç sayılık isabeti ve önderliğinde yer yer farkı açmamıza rağmen 4 sayılık avantaj ile 3. Periyodu 51-55 bitirdik.

Son periyotta rakibin oyuna hiç ortak olmasına izin vermeden, farkı açarak devam ettik ve kısmen de olsa zorlandığımız maçta 65-77 ile galip gelmeyi başardık. Toplamda Muğla ekibi 40 ribaund alırken biz 30 ribaundda kaldık. Maçın içinde 30 dakika kalmalarının en önemli sebebi buydu. Serbest atış çizgisine rakip 24 kere gitti biz ise sadece 4. Temas almaktan kaçınarak oynadığımız maçı çok iyi şut yüzdesi ile kopardık. 25’te 12 üç sayılık, 38’de 19 iki sayılık isabetimiz var ki, Acıbadem maçı sonunda değindiğim iç-dış dengesini kısmen de olsa bu maçta yakaladık.

Burak Erol nihayet hücum anlamında da bekleneni verdi ve 2 üç sayılık isabetle 6 sayı yaptı. 24 dakika sahada kalırken, 8 ribaund ile de en çok ribaund alan oyuncumuz oldu. Yunus’un  16 sayı 9 asisti oldukça değerli atlamayalım.

Sercan’ın maçtan önceki gün Karlo’ya hediye ettiği el emeği Drazen Petrovic portresinin de etkisiyle, adeta efsane oyuncu Petrovic gibi oynayan Karlo’ya ayrı bir parantez açmak gerekir. 38 dakika sahada kalıp, 26 sayı üretti (sahada en çok kaldığı ve en çok skor bulduğu maç). Özellike 3. ve 4. Periyotlarda attıkça soktu, alev aldı. Son dakikalara rahat girmemizin en büyük sebebi bu harika performans oldu. Son dakika içerisinde fark 10 sayının üzerindeyken bile rakibin Amerikalı uzunu Jefferson ile girdiği diyalog, bir önceki pozisyonu tartışması, hırsı ve isteği inanılmaz. Zaten diyaloğun sonunda Jefferson skorbordu göstererek zaten maç bitti fark ortada biz hale neyi konuşuyoruz gibilerinden hareketler yaptı.

Aldığımız bu galibiyetle 7. Sıradaki yerimizi koruduk. 9. Sıradaki Telekom ile aramızda artık 3 galibiyet fark var. Hedefimiz play-off için ciddi anlamda bir avantaja sahibiz artık. Petkim’in İstanbul deplasmanında galip gelmesi de önemli. 3. sıradaki İstanbulspor’un sadece 1 galibiyet gerisindeyiz. Liderlik için kopmaya başlayan Sakarya ve Eskişehir’e, yaklaşmasını beklediğim Acıbadem ile ligin ilk 3 takımı büyük sürpriz olmazsa belli gibi. Normal sezonu 4. Sırada bitirmenin ve ev sahibi avantajını yakalamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha belirtelim. Değişen formatta tarafsız saha, final grubu şehri gibi durumlar yok ki bu durum çok daha heyecanlı bir final yaşanmasını sağlayacaktır.

Bu amaç doğrultusunda, bu senenin son maçını pazar günü saat 18:00’de evimizde Gelişim ile oynuyoruz. Gün ve saat olarak gayet uygun, takım elinden geleni yapmaya devam ediyor. Dolu tribün önünde, Gelişimi de yenip, yolumuza emin adımlarla devam etmemek için önümüzde hiçbir engel yok.