Yazmam için çok söylenmişti ancak bugüne kısmet oldu. Bana bu imkanı tanıyan ekibe özellikle Yunus Hoca’ya ve Ahmet Abi’ye teşekkürler sevgiler.

Garip ve şaşırtıcı da olsa,bir teşekkür de yaptığı doğrular bir elin parmaklarını geçmeyen Recep Bölükbaşı’na gelsin. Amatör şubelerimiz onun başkanlığında kuruldu. Kongrede basketbol ve voleybol şubelerinin sözünü verdi, pek umutlu değildim ancak ne mutlu ki bugün 2. ligde mücadele eden, adından söz ettiren 2 takımımız var. Ne mutlu ki her iki takımında kuruluş aşamalarına, en alttan kazıya kazıya gelmelerine şahitlik ettik, ediyoruz. Bu takımlarımız ilerleyen yıllarda kısmetse Avrupa’da oynadığında, Bingöl,Bostanlı gibi deplasmanları (basketbol), okul takımları ile yaptığımız maçları,bölgesel ligleri unutmayacağız (voleybol). Bizler değil miyiz ‘büyük şeref seni sevmek, seninle şampiyonluklar görebilmek’ diyen. Futbol’da Macunköy deplasmanından gelip, şampiyonlar liginde oynayan takıma sahip olan. Umarım sadece futbolda geçerli değildir bu tezahüratımız.

Acıbadem maçına dönecek olursak;

Kötü oynadık kaybettik.

Maça iyi başlamıştık, Acıbadem üç sayılık atışlarımızı çok riske etti ve dışarıdan harika bir yüzde ile oynadık ilk periyotta. 30-21 önde tamamladık.

  1. periyodun başı itibariyle rakibin koçu Ahmet Kandemir hakemlerin üzerinde inanılmaz oynamaya başladı. Her karardan sonra itiraz, her oyun durduğunda hakemlerle diyalog. Hakem üçlüsü resmen ezildi adamın karşısında. Uyaramadılar bile. Fazlasıyla da etkilendiler ve 2. periyodun sonlarına doğru inanılmaz saçma 2-3 karar ile maçı resmen bizim taraftan alıp Acıbadem’e hediye ettiler. Devreye 45-47 girdik.

Bu arada devre arası soyunma odasına girerken, Ahmet Kandemir’e küfür olmadan tepki oldu, kendisi tribüne dönerek küfür etti. Gönül isterdi ki daha ciddi bir ev sahibi desteğiyle, bu tarz adamların, böyle takımların hakemlerle oynamasına izin vermeseydik. Ancak gereken destek yine tam anlamıyla olmadı (bu konuya sonra dönelim).

  1. periyotta kısmen de olsa kafa kafaya oyunu götürdük, fark 6-7 civarında dolaşırken 2 tane boş üçlük kaçırdık ve ondan sonra maç kopmaya başladı.

Hakemlerin son dakikalarda fark 10 civarı olduktan sonra 2-3 tane günah çıkarma düdüğü var lehimize çaldığı ki komik oldu.

Acıbadem ciddi bütçesi olan, bütçe/başarı endeksinde son derece kötü durumda, kazanmak için her yolu deneyen yüksek kontratlı ve isimli yerlilerden kurulu garip bir takım. Geçen sene büyük şok yaşadılar, dilerim bu sene de başaramazlar. Bütçe olarak 2-3 kat üstümüzde kurulu kadrolarıyla, galip gelebilmek için başta Ahmet Kandemir ve Mutlu Demir olmak çok çirkeflik yaptılar. Halbuki kurdukları kadroya, harcadıkları paralara bakınca,bu tarz işlere hiç ihtiyaçları olmaması lazım. Hakemlerde muhtemelen bizim maçta olduğu gibi kolluyorlar her maçta.

 

 

Cenk Akyol kadro dışıymış, yoktu. Wright (20 sayı 5 rib) ve Ford (21 sayı 10 rib) sezon içindeki en iyi oyunlarını bize karşı oynadılar. Bu ikisine, basketbol kariyerinin büyük çoğunluğu bu salonda geçen Bursa’lı ve Bursaspor’lu Can Altıntığ’da yine sezonun ve belki de kariyerinin en iyi oyunlarından birini oynayarak 39 dakikada 24 sayı 5 ribaund 6 asist ile eşlik edince işimiz iyice zorlaştı (Can’ın bu denli katkı verdiği aklımda kalan tek maç Tofaş formasıyla Fenerbahçe’ye attığı 32 sayı vardı). Yalnız hakkınıverelim. Bu şımarık takımda disiplinli ve efendi gibi oynayan tek oyuncu oldu. Attığı sayılardan sonra hiç sevinmedi, her gerginlikte araya girdi ve ortamın yatışmasına yardımcı oldu.

Bizim takıma dönersek; 26 adet 2 sayılık, 37 adet 3 sayılık denemesi var ki kabul edilebilir bir istatistik değil. Oyunu bu kadar dışarıdan oynamaya kalkarsan hele birde karşında iyi bir takım varsa, ne kadar sokarsan sok oyunun içinde kalamazsın. Nitekim 37 de 12 %33 lig ve takım için kabul edilebilir bir üç sayılık yüzdesi olmasına rağmen farklı kaybettik.

Oyuncu bazında yorumlamak gerekirse;

Karlo iyi savunmaya maruz kaldı, fark yaratamadı. (Bu arada sosyal medyada yaptığı paylaşımlar,taraftar ile olan diyaloğu, sempatik ve hırslı yapısı ile bizden biri olma yolunda hızla ilerliyor)

Dejan istatistik kağıdına bakarsak 21 sayı 8 ribaund 4 asist ile yine muhteşem oynadı ama oyunun gerçeğine bakarsak hala fazlasıyla yumuşak.Darbe almaktan kaçıyor, ribaundlarda hata yapıyor. Buna rağmen maç içinde 17 serbest atış kullanma imkanı buldu. Bu arada Salih’e verdiği inanılmaz bir pas vardı,Euroleague kalitesinde atlamayalım. Her şeye rağmen takımın en değerlisi ve daha önce de söylendiği gibi ‘Allah nazardan saklasın’.

Salih maça çok iyi başladı, neredeyse tüm sayılarını ilk periyotta attı ama devamı gelmedi.

Erdem 11 sayı 7 ribaund ile bence üzerine düşeni yaptı.

Yunus alıştığımız performansının uzağındaydı. Maçın kaybedilmesinde Karlo’nun oyuna girememesi kadar Yunus’unda ortalamalarından uzak oynamasının etkisi vardı.

Şahin şut yüzdesi anlamında takımın en iyisiydi. Faul probemiyle uğraştı.

Cem Coşkun’dan beklenen sertlik, Dejan’ın dinlendiği anlarda onun görevini üstlenmesi durumu halen tam olarak yok. Ara ara parlıyor ancak devamlılığı yeterli değil. Melih Kapucu’ya Cem’e verilen şans neden tanınmıyor bilemiyorum, vardır hocanın bir bildiği.

Mert Celep’ten büyük beklentileri var koçun ancak geldiğinden beri kattığı pek bir şey olmadı takıma. Sabretmek gerekiyor. Toplam şu ana kadar 4 maçta 17 de 3 saha içi isabeti var (ben yazımı tamamladıktan sonra parmağının kırıldığı ve 3 hafta takımdan ayrı kalacağı haberi geldi, geçmiş olsun).

Burak Erol’da savunma anlamında ciddi gayret içerisinde, oyun bilgisi de yeterli elinden geleni yapıyor aldığı sürelerde ancak hücumda hiçbir katkısı yok. Tamam zaten teknik ekibin ciddi bir hücum performansı beklemediğini biliyoruz ancak, boş şutları da sokamazsa problem oluyor. Nitekim atarken, sokacağına inancı kalmamış haldeydi Cumartesi günü. Geldiğinden beri 9 tane üç sayılık denemesi var, isabeti yok. Özgür’le kıyaslanırsa, savunma anlamında aynı isteği yansıtıyor ancak Özgür’ün içeri penetreleri kısmende olsa boş şutlarda isabeti vardı, Burak’ta bunları henüz göremedik. Umarım daha iyiye gider.

Kağıt üzerinde kadro kalitesine baktığımızda kazanma ihtimalimizin %50 den az olduğu bir maçtı. Ancak hem Telekom deplasmanındaki farklı galibiyet, hem ligdeki konumumuz hem de ev sahibi olmamız gibi artıları bir araya getirdiğimizde herkesin galibiyet beklentisi içinde olduğu bir maçtı,olmadı maalesef.

 

Genel anlamda şu ana kadarki bölümü kısaca özetlemek gerekirse;

14 hafta sonunda 9 galibiyet 5 mağlubiyet ile 7. sıradayız. (4. Acıbadem’inde aynı galibiyet sayısı var). Acıbadem-Petkim-Afyon-Bursapor olarak sıralanıyoruz 4.5.6. ve 7. olarak.

Sezon başında hesap ettiğimiz, beklediğimiz yerdeyiz. 3 maç şu ana kadar kilit oldu.33 dakika önde götürdüğümüz Eskişehir deplasmanından, son periyotta 19-0 lık seri (!) yiyerek mağlup ayrıldık, ligin süpriz takımı İstanbulspor’a seyircisiz oynadığımız maçı evimizde kaybettik, ve Cumartesi Acıbadem. Bu 3 maçın 2 sini kazanabilseydik, üst grubun içinde kalıp play-off a ilk 4 ten girebilmenin peşinde daha istekli olabilirdik. Herşeye rağmen takım kısıtlı bütçe ve imkan ile, elinden gelenin fazlasını yapıyor buna emin olabilirsiniz. Mücadele ettiğimiz takımlar arasında (ilk 8 için konuşuyorum), en düşük bütçe muhtemelen bizde. Sakarya ve Eskişehir artık kopmaya başladılar. Acıbadem’de bu ikiliye eşlik edecektir ilerleyen haftalarda. İlk 3 ü kenara ayırırsak; Telekom-Samsun-Petkim-Afyon-İstanbulspor ve bizim aramızda geçecek bir play-off yarış olacak gibi duruyor benim izlenimim. Bu yarışta hedef tabi ki play-off ama bileti 4. sıradan kapabilirsek çok ciddi bir avantaj sağlayıp, sürpriz yapabiliriz.

Bu hedef doğrultusunda yukarıda kısmen de olsa bahsettiğim taraftar desteğine çok ihtiyacımız var. Bu sezon nedense beklenen atmosfer bir türlü oluşmadı (ilk hafta ki Bandırma Kırmızı ve kısmen Sakarya maçı hariç). Takımın itici güce çok ihtiyacı var, kısıtlı bütçe ile mücadele ettiğimiz rakipler karşısında belki de tek artımız iç sahadaki baskı olmalı. Ligin kalitesi gerçekten yüksek, Avrupa daki çoğu 2. ligden çok daha ciddi bütçelerin, dolayısıyla oyuncuların olduğu inanılmaz rekabetin yaşandığı bir lig. Ve bu ligde ilk yarının sonlarına yaklaşırken, hedeflediği yerde olan gurur duyulacak bir takımımız var (aynı şey voleybol takımımız içinde birebir geçerli). Biraz daha fazla desteğe ihtiyaçları var ki son haftalarda hem koç hem oyuncular bunu belirtmeye başladılar.

İlk yarının son 3 haftasında önce Muğla deplasmanına gidiyor takım (Muğla demişken, Marmaris’e-Sercan’a selamlar, özlemiştir 🙂 ), sonra Gelişim ile içeride oynuyoruz(25 Aralık Pazar-18:00) ve Samsun deplasmanı ile ilk yarıyı bitireceğiz. Bu 3 maçta 3 galibiyet almak çok önemli. Bunların da en zoru Samsun deplasmanı gibi duruyor. Geçen sene Sakarya’da beraber üst lige çıkmıştık, Samsun’da bizim kadar play-off için iddiası olan bir takım.

Yazının başında ‘kısaca özetlemek gerekirse’ dedik ancak pek kısa olmadı, idare ediverin J

Yaşasın Bursa SPOR Kulübü, yaşasın amatör branşlar !