Cumartesi gecesinden beri bir şeyler karalamaya niyetleniyorum ancak yazıp yazıp silmelerin bir türlü sonu gelmiyor. Her şey o kadar anlamsız geliyor ki.. Yok Marcelo atılmalıymış, Gökhan Gönül dışarıdaymış – içerdeymiş, takım yeterliymiş – yetersizmiş vs… Hepsi boş. 24 farklı ilden kalkan şehitlerimizin cenazelerinden 1-2 dakikalık kesitler bile insanı paramparça ediyor. Bir de ateşin düştüğü yeri düşünün…

Yarım kalan 44 hayat ve ömrü boyunca o 44 hayatın acısı ile yaşayacak ana, baba, eş, çocuk, kardeş vs. yüzlerce insan. Biz ne yazık ki bunları da unutacağız zamanla ama ateş düştüğü yeri hep yakacak, ta ki o ateş bize düşene kadar.

Saldırıdan birkaç dakika fark ile yara almadan kurtulan yüzlerce taraftarımız var. Canlı bombanın etrafını sararak onları koruyan kahraman şehitlerimiz sayesinde belki de bugün hayattalar. Geriye dönüp baktığında bir  futbol maçının ne kadar da basit kaldığını görüyorsun.

Aslında futbol artık birçok kesim için berbat ülke gündeminden uzaklaşma aktivitesi denebilir. Terör belasının buraya da sıçraması ile ülke tribünlerinde geniş çaplı bir bütünleşme söz konusu. Bence bu ülkenin en büyük sivil toplum örgütleri tribün grupları. Hiçbir siyasi görüşe ait olmadan, salt takım sevgisi ile tribün kovalayan insanların mevzu bahis vatan olunca ay-yıldızın altında tek yumruk olmasından başka bir ihtimal düşünülemezdi zaten. Bu ülke yaşadığı lanet  kaos ortamından kurtulacaksa bunda yine milletin tek yumruk olması önemli pay sahibi olacaktır. Ve bu yumruğun en sağlam halkasını kesinlikle tribün grupları oluşturacaktır.

Bursaspor tribünleri bugün de üzerine düşeni yaparak taziye ve birlik yürüyüşü için Beşiktaş’taydı. Bundan sonrası içinde yapılması gereken ne varsa yapılacağından şahsen şüphem yok. Yeter ki sosyal medyadan olayı fazla kurcalamayalım. Böyle durumların sonunda genelde her gün farklı bir ütopik öneri her gün farklı bir hashtag kasılıyor, hiç gerek yok.

Umarım bu son olur diyerek dua etmekten başka bir şey gelmiyor elden. Tüm milletimizin tekrardan başı sağ olsun…