Maçtan önce takımın hocası ıslıklanıyor, dakikalar geçtikçe tribündeki gerilim sahaya yansıyor ve her hatada ciddi uğultular yükseliyor. Coşmak için takımın golü beklenirken, Hamza Hoca’ yı göndermek için de Rize’ nin golü bekleniyor sanki. Böyle bir atmosferde oynandı Rizespor maçı. 

Aslında topu sürekli yerde tutarak ve kısa paslarla taraftarın istediği tarzda futbol oynamaya çalışan bir Bursaspor vardı sahada ancak sıfır bek, kanat ve forvet katkısı olunca ve oyuncular riskli pas tercihlerini atmosferdeki gerginlikten hiç kullanmayınca ortaya kısır bir futbol çıktı. Bursaspor dün oyun anlayışı anlamında çok doğru işler yapmaya çalıştı, en büyük eksiklik bireysel yetenekti. Erdem’ in çok kötü hali, Del valle’ nin savrukluğu, Deniz’in umursamazlığı ve dalgınlığı, Kubilay’ ın yerini dolduramaması, Aziz’ in formsuzluğu göze batan olumsuzluklardı. 

İlk golün dakikası kapanan takımlar karşısında ev sahibi takımlar için her zaman çok önemli oluyor, Akhisar maçında da dakika 3′ de Del valle golü atıverseydi muhtemelen farkın açılacağı zevkli bir maç izleyecektik. Golden sonra takımdaki aşırı rahatlama ve 2-1 den sonraki aşırı gerginlik olumsuzluk hanesine yazılmalı. Şunu da söylemeli, Harun’un kurtardığı penaltıdan sonra tribünlerin sevincinin ayrı bir anlamı vardı dün. Coşkunun büyük kısmı gol yemememizden çok, Harun içindi. Harun bu sevgiye sahip çıksın ve bu taraftara yanlış yapmasın istiyorum.

Başlık, Lan İsmail! Şöyle sarılırsın ya delikanlıya, sırtından sıkıca sıkarak. Öyle sarılmalı İsmail’ e. O kadar önyargının üzerine çok güzel işler yapıyor. Helal olsun! Mizah amaçlı İsmail’ e klip yapan arkadaşlardan yeni klip bekliyorum, şarkının Lan İsmail bölümleriyle.