“Siz gerçeği bilmek değil kandırılmak istiyorsunuz.”Ana fikri illüzyon olan Prestij filminden bir replik bu. Bizler de Bursaspor taraftarları olarak işi o kadar çok hissediyoruz ki sanki hepimiz aynı hayatı yaşamaya çalışıp başaramıyoruz. Teknik direktörlerin,futbolcuların bizler gibi sevinip üzülmesini, aslında öyle olmasa da öyleymiş gibi davranmalarını istiyoruz. Futbolcu Egemen’in, Teknik Direktör Yılmaz Vural’ın bizim gibi olduğunu sandık daha sonra da hayal kırıklığına uğradık. Bu illüzyonu gerçekten istiyor muyuz?

Hamza Hoca Galatasaraylı; bunu bilmeyen yoktur herhalde. Gelirken de öyleydi gittiğinde de “Galatasaraylı Hamza” olacak. Yalnız buraya gelen profesyonellerin nasıl sevinip sevinmediğinden ziyade neler yapıp yapmadığı ile ilgilenmek daha doğru olur görüşündeyim. Keşke biz 5 tane atsaydık ama hoca da oturup ağlasaydı. Tabii ki abartıyorum! Hocanın Galatasaray maçını kazanmak istediğine eminim. Benzer bir oyun kurgusu ile Kadıköy’den 3 puanla döndük. O maçta da bu maç gibi erken gol bulmuştuk ve ben o maçta da hocanın abartılı bir gol sevincini hatırlamıyorum. İki maç arasındaki sonuç farkını doğuran şey ise bizim yaptıklarımız değil rakibin yaptıkları oldu. Fenerbahçe bize karşı kanattan ortalarla gelirken içeri kat etmeyi veya merkezi delmeyi denememişti. Sneijder bu sezonun en iştahlı maçını oynarken(Fuat hocanın lüzumsuz katkısı ile), Bruma ve Yasin’in her ceza sahası koşusu bize korkulu rüya yaşattı. Çift 6 numara oynayıp, kapanan, topu rakibe bırakan bir takımın bu kadar pozisyon vermesi tartışılması gereken bir durum. Bir diğer nokta ise yapılan bireysel hatalar. Erdem başta olmak üzere Faty ve Merter çok top kaybederken, Deniz ve John biz neden sahadayız der gibiydi. Deniz için bir kez daha söyleyeyim oynayacaksa santrafor oynar. Kanat oynaması ona da, bize de zulüm. Batalla’nın hırsı ve liderliği tartışılamayacak düzeydeydi. Harun’un yediği frikik golüne ise canın sağ olsun demek lazım.

Hamza Hoca ile eleştirilerime gelirsek.Öncelikle ekibinden sorumlu olmalı. Fuat hocanın beyanları tüm teknik ekibe hatta yöneticilere ders olmalı. Bundan sonra rakibi gereksiz motive etmeye gerek olmadığı açıkça ortada. Hocanın oyuna müdahalelerini ben beğenmedim. Çıkardığı oyuncular mantıklı olsa da çok ağır sakatlıktan çıkan maç yüzü görmemiş Emre ve geçen yıldan beri sistemli bir şekilde futboldan soğuttuğumuz Necid’den medet ummak bir o kadar mantıksızdı.

Bu maç skor olarak bana Sinan Kaloğlu ve Burak Akdiş’in dünyaları kaçırdığı Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan maçı hatırlattı. Tabii ki bu maçlar arasında büyük farklar var. Ama en büyük fark biz o zaman futbol oynayıp maçı kaybetmiştik. Daha sonrası için umutluyduk. Bugün ise maçı kaybederken futbolu da mumla aradık. Takımdan, teknik heyetten ve yönetimden isteğim Batalla’yı izleyin, temposuna ayak uydurmaya çalışın, gerisi hallolur.