Reenkarnasyon kelimesini ilk defa Saadettin Teksoy da duymuştum. O günden sonra hep araştırdım ve fantastik bir dünyanın içinde kendimi buldum. Reenkarne olduğunu iddia eden insanların röportajlarını okudum, analiz ettim. Çıkan sonuç magazinsel boyuttaydı. Eski bir padişahın, ünlü bir bilim adamının hatta daha kırkı çıkmamış cumhurbaşkanının tekrar doğmuş hali olduğunu iddia ediyorlardı. Hiç ünlü olmayan bir reenkarne olayı gündeme gelmiyordu. Sanki reenkarnasyon bir zengin sporuydu. Neden sadece o zamanlar ünlü olanlar şimdi çıkıp konuşuyordu ki? Benim çevremdeki insanların hiçbiri halinden şikayetçi değildi. Demek ki reenkarnasyon varsa(bence var) bugünkü durumlarını kabullenemediklerinde kendilerini zaman mağduru(jetlag) belleyip isyan ediyorlar. Başlarda eski hayatını bilmeyen insanlarla ilgilenmeye onları incelemeye başladım. Çevreme bakıp insanların eski profilllerini çıkarıyordum. Mesela Emin şimdi köylü, o zamanda köylüymüş, Salih şimdilerde vasat, o zamanlarda da vasatmış. Sonra fark ettim ki bu bilimsel çalışmanın heyecanlı bir yanı yok. Kendisini belli etmeyen ünlüleri inceleme altına aldım. Demet Akalın hemen girdi radarıma. O da kesin eski yaşamında ünlü birisiydi fakat şarkılarında ki megalomanlık, narsistlik bir tek Napoleon Bonaparte’ da vardı. Evet, sürekli hır gür çıkaran, sırf vecize olsun diye bol edatlı devrik cümleler kurarak gündemden düşmeyen, yaşadığı dönemde herkesin adını bildiği Napolyon; Demet Akalın’ın ta kendisiydi. Napolyon’ un düşman skalasında Hande Yener’e benzeyen kimseyi bulamadım. Üstelik Napolyon’u bitiren koalisyon olgusu Türkiye’de ünlü sektöründe pek olası değildi. O halde Hande Yener’in eski hali başka bir zamanda var olmuştu. Hemen araştırmalara başladım. Kendisine benzetebildiklerim içinde en çok Antonio Salieri ismi dikkatimi çekmeye başladı. Araştırdım onda da hatayı kendinde aramama, karşısındakini çekememe, kendisi başarılı olmasına rağmen rakiplerinin önünü kesmeye çalışma gibi şeyler vardı. Bu kesinlikle Hande Yener’in geçmişteki halinden başkası olamazdı. Peki burada Mozart nerede duruyordu? Onu da araştırdım. Mozart ölmeden önce çok takdir edilen birisi değilmiş. Öldüğü gün değeri anlaşılmış, şarkıları radyolarda çalınmaya başlanmış, Kraltv’de gün boyu klipleri dönmüştür. Salieri’nin çekemediği, hasetinden yüzünde siğiller çıkmasına sebep olan Mozart’ın temsilcisi günümüzde tabi ki Yıldız Tilbe’dir. Hande Yener’in, Yıldız Tilbe kalitesiyle alakası bile olamayacağına göre demek ki reenkarnasyonda zaman kavramı serbest işliyordu. Herkes herhangi bir zamanda herhangi bir formda olabiliyordu. Hatta bugün insan diye geçmişte de insan olacak diye bir şey yok. Gökçen Abi’ye de o yüzden panda diyorlar galiba.

Neyse bu kadar bilimsel veriden sonra kendimden de bahsedeceğim. Ben geçmişte de şimdi olduğu gibi ünlü birisi değilim. Yolunuz düşerse Galata’da Çıkrıkçılar Hanı’nın yanındaki aradan yokuşu çıkınca benim kundura dükkanım çıkar karşınıza. Hepinizi beklerim. Yanlış hesaplamadıysam 64 yaşında astımdan ölüyorum.(M.S. 1635)