İlk göz ağrımdın sen benim…
İlk maça gittiğim, ilk kavga ettiğim, ilk küfrümü ettiğim, uğrunda özentilikten ilk alkolü tükettiğim…
Öğretmenimdin sen benim…
Doğruyu, yanlışı, edebi, adabı, küçüğe sevgiyi, büyüğe saygığı öğrendiğim…
Çocukluğumdun sen benim…
Acıyı , mutluluğu, korkuyu, umutsuzluğu, sevgiyi, BEN olmayı hissettiğim…
Erzurum maçındı izdihamdan giremediğimdin sen benim…
Fenerli Baliç’e küfür ettiğimdin sen benim…
Ergenliğimdin sen benim…
İçinde, aşık olduğumu bile bilmediği kızın mesajını beklediğim…
Meşalemdin, sisimdin, volkanımdın, kız kaçıranımdın sen benim…
‘OKAN’sız’ımdın sen benim…
Davulum, sirenim, megafonum, pankartımdın sen benim…
Gençliğimdin sen benim…
Uğrunda tüm kahpeliklere karşı DİK durmayı öğrendiğim…
‘KAPALI CEZAEVİNE HOŞGELDİNİZ EMEK HIRSIZLARI’mdın sen benim…
Annem gibi sevdiğimdin sen benim…
Batalla’mdın, Belluschi’mdin, Ergiç’imdin…
Sakarya’mdın, Valencia’mdın, Macunköyü’mdün, Gomel’imdin…
Benim savaşımın başladığı yerdin..
Benim evim sendin.
SENİ YIKACAK DOZERİN TA AMK!