Gece olmuş yine klasik uykunun beklenen malum takım taraftarı gibi bir türlü gelmediği saatlerdeyim. Youtube’da yine Yıldız Ablamı dinlerken nasıl olduysa önce kendimizi Twente, Valencia, Manchester United maçlarımızın videoları arasında bulduk. Nasıl oldu bende bilmiyorum ama tripteyim yine, üstüme gelmeyin buharlaşırız. Su kaynattım!

Valencia falan demişken,yine size s.k.k gelebilecek trajikomik ama nereden nereye geldiğimizi gösteren bir hikaye anlatıcam. Önceki yazıdaki gibi ağlatmayacağım sizi rahata sarın, hep duygusal olmaz. Masumiyet filminin son sahnesini izlemiyorsunuz a.k. Biraz da gülmek lazım, zaten Bursasporlu olduğumuz için hayatınızın yüzde 70’i duygusal geçiyor her yazıda sizi bunaltmak istemiyorum.

Valencia deplasmanı dedim diye orada yazılan tarihi falan anlatacağımı sanıp insanların ailelerini yıkacağımı sanıyorsanız yapmam beyler, ayıp 🙂 Yaşandı bitti. O yüzden ağzınızın suyu akarak beklemeyin, o kısmı anlatmıyorum.

Biraz geçmişe döneyim hikayenin başına.. Yıl 2004 Eylül ayının son günleri artık, yağmurlu bir havada Haşim İşcan’da kahvedeyiz. Bursaspor 2.lige düşmüş ilk 5 haftada yalnız bir galibiyet alabilmişiz. Çanakkale senin, Eskişehir benim gezip duruyoruz. Sırada 6.hafta Türk Telekom ile Macunköy diye bir yerde oynayacağız. Tabi biz de hafta içi organizasyonumuzu yapmak, otobüsümüzü falan çözmek işin Selim Abi’nin peşinde koşuyoruz malum.

O zamanlar bahis oyunlarının yeni yeni yayıldığı insanların pek anlamadığı zamanlar. Ama biliyorsunuz her türlü pislik bizde olduğu için çekiyor bu olaylar bizi. Akşam da Fenerbahçe, Manchester United deplasmanında oynuyor. Tabi konu iddaa falan derken bu maça geliyor. Ne olur ne biter derken, bir soru yükseldi. Biz de bir gün Manchester deplasmanında olur muyuz? Bizim Selim Abi’nin hayattaki en çok istediği şey de Bursasporun Şampiyonlar Ligi’nde attığı golü canlı gözlerle görmekmiş o gün öyle demişti.

Biz tabi önce o Türk Telekom’a, rezil Macunköy’de 2-0 mağlup olduk. O günü hatırlayanlar vardır, kara gündür benim için. Sonra da o sene lige çıkamadık zaten. Sonraki süreç malum önce 2.ligden çıktık, 4 sene sonra da ”Şampiyon” olduk çok şükür. Yazarken kısa ama bu süreçte biz neler yaşadık, bir bilseniz…

Şampiyonlar Ligi’ne de gittik ya, bizim abinin en büyük hayali Bursaspor’un Şampiyonlar Ligi’nde attığı golü canlı gözlerle görmek. Ama 4 maçta gol atamadık a.k., 5.maç Valencia deplasmanı. Dedim kendi kendime Burak, sen git attır bu golü başka türlü olmayacak bu iş a.k.

Valencia deplasmanında yerimizi aldık tabi. Dışardaki mevzulara falan fazla değinmek istemesem de daha Valencia’ ya iner inmez sokakta tahminen beni İspanyol sanıp adres sormaya çalışan çocuğun Ola Amigo demesine çok kızıp, ”O No Amigo, Yes ben Amigo” dememden çok garip şeyler olacağını kestiremedim. Ancak bizim çocukların insanlara salça olmasından, yarım yamalak İngilizcemizle yoldan geçenlere takımlarını sormamız esnasında birisinin Real Madrid demesi üzerine şehrinin takımını tut o….u evladı dedikten sonra ortalık karışınca asıl garipliklerin başladığının farkına vardım.

Mestalla’dayız(böyle yazılıyordu sanırım) turnikelerden girdik merdiven çıkıyoruz ama çık çık bitmiyor. Stada bak arkadaş Hira Dağı’ndan yüksek. 3.kata geldik, bir sigara molası verdik. Tabi ne olur ne biter maçla ilgili konuşuyoruz. Selim Abi hala en büyük isteğini söylüyor bugün burada golü canlı gözlerle görücem. İyi abi, hadi bakalım.

Ufak bir paylaşımda bulunayım yıllardır içimde kalmıştı o gün maçtan sonra kendileriyle denk gelemedik. Türk gurbetçi bayanlar vardı, kartona ”Aşkıma selamlar” falan tarzı yazı yazmış. Stad Bakacak’ta a.k. resmen. Yükseklikten kamera dönmüyor bizim tribüne, sen de aşkına selam göndermeye çalışıyorsun abla ya. Teleferik olsa düşer aşağı, senin kartonunu kim görsün. Bunalttın beni cidden.

Neyse 1,2,3,4,5 derken iş kötüye gidiyor sinirler de gerildi haliyle. Bizim Selim Abi 1 metre yukarıda bağırttırmaya çalışıyor falan klasik hareketleriyle. İspanyollar anlamaz dayı o işlerden, anlamadı da zaten. İspanyol polisi müdahalede bulundu tahminen aşağı iner misiniz gibi bir şeyler söyledi. Bizimki, Ben turistim ananın .mı her yerde dururum demesiyle tekme falan derken polis tribüne girdi. Kargaşa falan derken, bizim Selim Abi’ yi dışarı attı polisler. Onun dışarı atılmasıyla da BATALLA ilk golümüzü kaydetti. Sen 30 sene bu takımın peşinden git gel her yere, tek hayalin bu olsun. Ama hayalin 1 dakika ile acayip bir olay sonucu gerçekleşmesin..

Bu olayı biraz yüzümüz gülsün biraz da nerelerden, ne zor şartlarda, ne emeklerle geldiğimizi hatırlatmak için yazdım bir nebze. Vay be Bursaspor, nereden nereye…

Not: Bu maçtan sonra Selim Abi’ nin hayatta tek isteği, Bursaspor’ un UEFA Kupası’nda attığı ilk golü canlı gözlerle görmek oldu. Ama Selim Abi bunu da başaramadı, Gomel maçında Beşiktaş olaylarından cezaevinde görebildik anca golleri. O kısma hiç girmiyorum. Aman Abi bir daha sen ilkleri isteme, Bursaspor’un ve bizim kaderimizle oynama lütfen. 🙂