Kral Biziz Bu Alemde

Aylardan şubat günlerden pazartesi yıl 2010… Tribüncü adam için deplasmanın günü saati ve yeri önemli değildir. Hastası olduğu armanın peşinden koşulsuz şartsız gider. Çünkü yakalandığı hastalığın tedavisi bellidir. Tribünde yerini alıp, sesini 90 dakika duyurabilmektir. Renklerine gönül verdiğim bir çok abim ve kardeşim gibi benim de zihnimin en güzel yerinde duran tarihtir, 16 mayıs 2010. Peki, Hiç unutulur mu o sene ki İnönü ve Kadıköy zaferleri ?
İnönü’ den alınan 3 puan ve Topçular’ daki gece yarası çıkartması… Binlerce insanın takımı karşılaması… Zannetmiyorum başka bir takımın taraftarı da aynı coşku ve ambiyasla karşılasın. Çok şükür camia olarak birçok şeye öncü olduğumuz için(şampiyonluk ve daha sonraki dik duruşumuz) aslında o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Benim gibi birçok kişi farkına varmıştı, İstanbul hegemonyasının yıkılacağına ve bu düzenin bozulacağına… Feribottan Özlüce’ ye kadar gecenin bir yarısı yüzlerce araçtan oluşan konvoy buna işaretti…
Pazartesi günü Bursaspor’ umuzun maçı varsa benim için o hafta sabah işe gitmek için uyanarak başlamaz. Maçın başlayacağı saati bekler. Galip geldiğimizde başlar, mağlup olduğumuzda başlamadan biter. Ta ki gelecek diğer maça kadar… Ne yapalım hayatımız Bursaspor olmuş bizim.
Bu deplasman pazartesiye denk geldiği için iş yerindeki resmi tatil hakkımızı kullanarak çıktık yola.(bursa maçı=resmi tatil) belki klişe olacak ama aynı İnönü’deki gibi bu akşam da çocuğu koyacağımızdan hiç şüphem yoktu. Hafta içine gelmesi deplasman yapanları etkilese de kemik bir tayfa vardır deplasman yapan, insanlar aynıdır ve genelde kalabalıktır bu da deplasman kralı olduğumuzdan olsa gerek. Bir de şöyle bir durum vardır. Bursaspor gittiği her yerde rakip taraftarı stada getirtir. O akşamda bu doluluk oranı full’e yakındı.
Tribünde işini bilen yeterli sayıdaysa binler olmana gerek yoktur aslında… Sahip olman gereken tek şey inanmaktır… Sahiplenebilmek işin özetidir. Sahip olmayı istiyorsa bir insan Nefesini içine çektiği ekmeğini yediği şehrine ait olmayı bilecek ilk başta. Bu özetten oluşan bir tribün kolay kolay yıkılmaz tarihi zaferlere şahit olur…
İlk dakikalarda yediğimiz gol ve oyun anlayışı moral bozsa da umudumuzu kaybetmekte hiç bir Bursasporluluğa yakışmaz. Kadıköy deplasmanına gidenler bilir deplasman tribünün karşı balkondaki şişmanı ve sarışın ablayı. Yenilen ikinci golden sonra fener tribünlerinde her ne kadar alaycı bir tavır sergilense de ilk yarıdaki son sözü Batalla Bey söyleyecekti…”biz sizin babanızız biz ne dersek o olur” cümlesini sanki duymuş gibi, fener tribünlerini panik havası sarmıştı bile. İşte o an tribündekilerin bu maçı alacağız diye herkesin bir birbirini gazlaması dün gibi aklımda. Şişmanın bile 2-0 daki halinden eser yoktu.
İkinci yarı takımla beraber tribünde hareketlenmiş Ozan’ın beraberlik golünden sonra şişman sarışın ablayı ön taraftan arkaya doğru kaybetmenin derdine düşmüştü. Aslında zorunda kalmıştı diyelim. Bir çok deplasman yaptım ama bizim tribün gibi anlık reaksiyon gösteren o ana uyum sağlayan üretken bir tribün daha görmedim. Bu konuda bir çok yetenekli arkadaşa sahibiz. 🙂
Herkes maçın böyle biteceğini düşüne dursun. Biz galip geleceğimizi biliyorduk. inanmıştık bir kere o akşam son düdükten sonra göğsümüzü gere gere her zaman her yerde en büyük BURSA diye bağırmak paha biçilemez… Sağ olsun Ozan bu sesimizi duydu ve 3. Golü attı. Attıktan sonra hayatımda göremeyeceğim kadar aynı anda 40 binin üzerinde göt olmuş insan bizim çıldırmamızı izliyordu. Tarifi, anlatması imkansız gibi bir şey bu yaşayıp görmek nasip oldu. Oradaki şanslı insanlardan bir tanesi olmak bu hazzı yaşayabilmek içinde Bursasporlu olmak gerek… Çok şükür hastasıyız.
Kilometresi çok olmayabilir, yorucu gelmeyebilir, günler sürmeyebilir veya ekşın içermeyebilir ama içindekilerle ve yaşattıklarıyla şampiyonluğun canı cehenneme dedirtecek bir deplasman olması yeter de atar bile…

« »

Tüm hakları saklıdır. © 2020 OkuDiyo.Com. Edited by Mehmet ARICI.

İnternet sitemizde yayınlanan içerik izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.