Aşağıya Atlayalım Mı?

“Bu defa geçeceğiz şu turu!” diyerek, günlerce bunu sağlayacak bir atmosfer yaratmak için hazırlanmış bir tribün eşliğinde Bursa’da 3-1’le devrilen Twente’ ye deplasmana gitmek hoş bir fikirdi.
Ve sonuç;
Önce Almanya, oradan Hollanda..
Bir valiz pankart ve iki davul tokmağı(şaka değil, orada bulamamışlar) eşliğinde; selam, biz geldik..
Az geldik ama biliyoruz ki orada bizden çok var.
“Statta çok olacağız”

Almelo, Twente’nin ezeli rakibi Heracles’in şehri, birbirlerine çok yakınlar. Orada kaldık.
Gez, dolaş, Almelo’da neredeyse her adımda Heracles taraftarlarının iyi dileklerini al..
İyi gidiyor her şey.
Twente’nin stadına da ismini veren ve Türkiye’de en pahalı biralardan biri olan Grolsch’ten hazır ucuzunu bulmuşken bol bol tat, bu da iyi..
Hiç korna sesi duymadan bir gün geçir, bu da çok iyi.(Altepe duy bu sesi)
Ve maç günü..

Twente’nin yeri Enschede’ye doğru yoldayız.
Hollanda bu, bir ucundan bir ucuna trenle 2 saatte gidiyorsun. Dolayısıyla kısa sürdü. “Bu nasıl deplasman?” diye konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Stada yaklaştığımızda ise “İşte bu!” dediğimizi..
Daha stada giden yollardan belliydi; “Statta çok olacağız”
Olduk da..
Teksas Avrupa’nın ve Avrupalı Güçlüler’in maşallahı vardı. Samsunsporlu ve bölgedeki Kayserili yoğunluğu itibariyle Kayserisporlu arkadaşlar olduğunu hatırlıyorum.
İyi akıl etmişler; deplasman tribünü girişinde Türkçe bilen bir güvenlik görevlisi vardı ve havalimanında bavuldaki tokmakları anlatma çabamızdan daha az bir çaba ile pankartları soktuk.

İçerdeyiz.

Deplasman tribünü ikinci kat.
Çıktık.
Sağ olsun yine herkes en öne toplanmış(Fotoğraflarda, televizyonda çıkmak çok önemli tabii) zor bela pankartları astık ve işlem tamam.
Sıra asıl görevi icra etmekte.
Ama “Durun be beyler; dünya gözüyle şu ‘You’ll never walk alone’u bir dinleyelim”
“Adamlar onu söylüyor”

İyi hazırlanmışlar..
Hiç boş değiller belli.
Avrupa’dan çok maç izledim,o gün Twentelilerin yarattığı stat atmosferi çoğundan iki gömlek üstteydi.
Peki fark eder mi?
Sesimizi duyurabiliyor muyuz, evet.
Sorun yok.
Skor da rahat, yenilsek de tur cebimizde döneceğiz.
Böyle sandık.
Öyle olmadı.

Skor 4-1 olduğunda Selim ağabeyin “Aşağı kata atlayalım mı?” dediğini hatırlıyorum.
Maç sonu oradaki güvenlik ile yaşanan bazı problemler sebebiyle apar topar stattan çıkarılmaya çalıştığımızı hatırlıyorum.
İşgüzar bazı arkadaşlar sebebiyle iplerin kaybolması yüzünden plastik kelepçe ile astığımız pankartları o hengamede, ensemizde ikide bir “Fast!” diye bağıran polisler eşliğinde sökmek için verdiğimiz uğraşı hatırlıyorum.
Ve dönüşte kaldığımız otele varınca, içeri bile giremeden merdivenlerinde yarım saat hiç konuşmadan oturduğumuzu hatırlıyorum.
“Bursa’da acaba neler oldu?” diye merakla o dev ekranın kurulduğu yere dair haberler bulmaya çalıştığımı hatırlıyorum..
Sonrası dönüş yolu..
Elde bir uçak bileti ve cepte hüsran.
Hiç olmadı bu!

İş işten geçmişti ama, imzayı maçtan önce atsa belki de işleri değiştirecek Belluschi’nin menajeri de aynen böyle demişti.
“Hiç olmadı bu!”

« »

Tüm hakları saklıdır. © 2020 OkuDiyo.Com. Edited by Mehmet ARICI.

İnternet sitemizde yayınlanan içerik izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.