Öncelikle yazıma şöyle başlamak istiyorum, bu Bursaspor’a gönül veren insanlara yazılmış bir serzeniş değil tamamen Bursa’da yaşayıp şehrinin takımını tutmayanlara kendimce yazmış olduğum bir eleştiridir.

Ben babası Bursa’dan yedi yaşında İstanbul’a geçim derdi sebebi ile göçmüş bir ailenin çocuğuyum. Kadıköy’de 1992 de doğdum. Bunları söylememin nedeni şu ki benim normal şartlarda Bursaspor ile herhangi bir bağım ve doğal olarak Bursaspor’u desteklemem için bir sebebim olmaması lazım. Nitekim çocukluk yaşlarında diğer aile fertlerinin baskısı sonucu fenerbahçeyi tutuyordum bunu inkar edecek değilim maalesef ki. Aklı başında olmayan her çocuk gibi o yaşta dayatılan düzene uyma ve 2 senede bir şampiyonluk görüp mutlu olma durumu bende de vardı. 4 yaşında iken babamın kucağında Ali Sami Yen’de oynanan İstanbulspor-Bursaspor maçına da gitmişim sanıyorum ki Mususi o maçta gol atmış ama tabi kucak uyurken benim bundan haberim yoktu. Gel zaman git zaman ben fenerbahçeyi destekliyorum evet maçları izliyorum ama içimde Bursaspor sözünü duyunca bi kıpırtı oluyo yalan da yok. O zamanları bilen hatırlar gece 12’den sonra ntv de anadolu diye bi program vardı ve ben babamı Bursaspor maçının özeti verilirken beni kaldırması için ikna edip öyle yatıyordum. Bursaspor’u tutmuyorum evet ama maç özetlerini seyredip kazanınca mutlu oluyorum buna da bi anlam veremiyorum. Gelelim benim için dönüm noktası olan olaya. Bursaspor ikinci ligde ve maç İstanbul Belediye ile yine Ali Sami Stadı’nda. Babam aldı götürdü beni 13 14 yaşlarındayım.Gittik maça girdik stada.Maraton tribünü dolu,hatta en sevdiğim pankartlardan olan(Kılıçlı dahil değil tabii ki) Bursa’da yaşıyorsan Bursasporlu olmalısın olacaksın oooooo kadar pankartı dikkatimi çekti. Ben yan tribünde olduğum için pankartı görüyorum tabii. Maç başladı maçla beraber tribünde bir şey başladı, diyorum ki bu insanlar napıyor niye bu kadar bağırıyor,dedim ki baba bu insanlar nereden gelmiş niye gelmiş,babam koyu Bursasporlu ama bana hiç bir baskı yapmadı. Dedi ki bana hepsi Arma için burda, hepsi Bursa’ dan geldi buraya, inanmadım tabii çünkü o sıralar aklım almıyor böyle bir şeyi,maç bitti. 1-1. Serdar Kurtuluş sanırım golümüzü attı,eve geldim ama ben o pankartı düşünüyorum hala. Gece rüyalarıma giriyor, bu ne demek bu insanlar niye burada diye.Böyle düşüne düşüne sene sonu geldi maçları rahmetli dedem ile tvden izliyoruz her maç günü evlerine gidiyorum ama sözde soran olursa fenerliyim,neden çünkü dalga geçerler dayatılan mantığa bak hele. Bursaspor’a olan bağım gün geçtikçe artıyor ve ben buna bi anlam veremiyorum.Neden diyorum kendime neden sebebi ne niye fenerbahçe şampiyon olunca sevinmiyorum ama Bursaspor bir galibiyet alınca havalara uçuyorum. Yavaş yavaş fenerbahçe ye olan tutkumun yerini nefret almaya başladı.Çünkü küçükken dayatılan o düzene uyma arzusu yavaş yavaş yerini düzene nefrete ve yılda bir kere belki gittiğim Bursa’ya ve Bursaspor’a kaptırdı. Artık soranlara Bursasporluyum diyorum gururla,Lig A şampiyonluk formasını giyip dolaşıyorum her yerde. Ben Bursayı görmeden sevdim. Bursaspor’u tribünde yaşamadan sevdim. Yeşil beyaz kaldırım taşlarını göremedim belki ama gönlümü yeşil beyaza boyadım. Kadıköy de 3.2 lik galibiyette yurtta kalıcam diye evden kaçıp maça gittim,sesimden anlayıp 1 hafta evden çıkartmadılar. Okulda dalga geçen arkadaşımla süreki kavgalar ettim. Yeri geldi tek başıma 5 kişinin dayağına maruz kaldım tek sebebi boynumdaki o kutsal atkıyı çıkarıp onlara vermememdi. Bunları okuyan hadi canım diyebilir belki ama ben bunların hepsini yaşadım.
Bursa da yaşayıp şehrini satanlara karşılık ben Bursayı uzaktan sevdim. Yanımda hiç kimse olmadan,tek başıma sevdim. Önceden şampiyonlukta almadığım o hazzı Bursaspor un tek galibiyetinde kat kat aldım. Uzattım kusura bakmayın ama daha kısa halde yansıtamazdım bunları.

Son olarak da Bukalemun olanlara şunu demek istiyorum,

ELBET BİR GÜN GÜLER,ŞEHRİNE İHANET ETMEYENLER…