Yazı Dizisi: Zeytin-II

Nerede kalmıştık?

Amacım kestirme olması açısından Barlar Sokağından geçerek Şair Fuzuli caddesinde ki evime ulaşmak. Bir an önce eve ulaşmak için yürümeye başlıyorum.

Eskişehir, Bursa gibi maçların sadece maç saatinde değil gün boyu yaşandığı bir şehir. Elimde zara poşeti saçlarım yeni kesilmiş altımda eski bir eşofman kendimi bir anda Eskişehirsporlu arkadaşlarımla barlar sokağında içerken buluyorum. Oysa ki niyetim yolu kısaltmaktı. Laf dönüyor dolaşıyor, sizinkiler seni kaçta alacaklar sorusuna geliyor. Serde delikanlılık olduğundan o kadar erkeğin içinde kız arkadaşımın Doğum günü münasebetiyle bu sefere katılamayacağım diyemiyor ve gece alırlar işte beaaa diyerek lafı geçiştiriyorum…

Zaman da orda içilen biralar misali su gibi akıp gidiyor.

Kortej halinde bardan ayrılıp hep bir ağızdan Bizans’a ettiğimiz küfürler eşliğinde Stadyum yoluna dalıyoruz. Benim esas şanssızlığım evimin o yol üzerinde olması. Arkadaşlarımdan ayrıldıktan sonra eve çıkıyorum. Ev arkadaşlarım hazırlanmaya başlamış beni bekliyorlar. ES-Es fener Maçının ilk yarısını izleyip dışarı çıkacağız. Mekanlara gitmeden önce evde içki içmek öğrencilerin adetidir. Bende hemen hazırlanıp salona geçip içmeye devam ediyorum. İlk yarının ardından evden ayrılıp kız arkadaşlarımızı almak için taksiyle Vişnelike doğru yola çıkıyoruz.

Kız milleti hiç bir gün zamanında hazır olmayı bilmez her şeyin tamam olduğuna kendisini asla inandıramaz. 20 dakikalık bir gecikmenin ardından sayımızın artması sebebiyle iki taksiye ayrılıp Havelka’ya doğru ilerliyoruz. Tam stadyumun yanından geçerken sanki şimşek çıkarcasına bir gol sesi duyuluyor. Taksici es es attı diyor bende kendi kendime harbiden şimşek çakmış diyerek boş gözlerle yola bakmaya devam ediyorum.

Yemek için Havelka’nın üst katına geçiyoruz.Tam yemek esnasında bir gol haberi daha geliyor. Eskişehir:2 Fenerbahçe:0..
.
Daha sonra Fener atıyor maç 2-1 bitiyor. Gsli arkadaşım yarın yenerseniz Lider olacaksınız diyor. Kız arkadaşım gözlerini dikmiş bana bakıyor….Fenerli arkadaşım sabah ki cümlesini tekrarlıyor:

-ya olsalar ne olur şampiyon mu olacaklar sanki ?!

Ani bir hareketle yanımdan geçen garsonu kendime çekerek kulağına doğru usulca fısıldıyorum:

-50lik Tuborg alabilir miyim? ve çocuğa dönüp bir cerrahi operasyonun maliyetinin kaç para olduğunu bilip bilmediğini soruyorum… Artık ne demek istediğimi daha net anladığını ve susması gerektiğini gösterircesine yüzüme minnoşca bakıp fıstığını yemeye devam ediyor.

Her neyse!

Saat 10 gibi sigara içmek için aşağı bahçeye iniyorum. Yukarda farkına varamamışım, Eskişehir adeta yıkılıyor. Arabalarıyla tura çıkanlar, bayraklarla yürüyenler falan galibiyeti kutluyor. Ben de gaza gelip birazda alkolün etkisiyle onlara eşlik edip kahrolsun İstanbul diye bağırıyorum. Sonra kız arkadaşım uyarıyor ne yapıyorsun diye.

-Yarın yenersek Lideriz diyorum ve yerimize geçiyoruz.

Telefonum Havelka’da oturduğumuz sürece devamlı çalıyor. Bursa’da ki arkadaşlarımın kafaları bi dünya olmuş Şampiyonluk şarkıları söylüyorlar. Yarın yenersek ilk yarıyı Lider tamamlayacağımızı bunun Bursaspor tarihinde bir ilk olduğunu ve yarı şampiyonluk anlamına geldiğini konuşup duruyoruz. Sigara içiyorum bahanesiyle devamlı Bursa’daki arkadaşlarımla telefonda
konuşuyorum. Kiminle konuşsam birazdan yola çıkacaklarını benim kimlerle Kayseri’ye gideceğimi falan soruyorlar. Geçmişine yandığımın yerinde diyemiyorum ki kız arkadaşımın doğum günü var gelemiyorum diye…

Saat 12 oluyor ve doğum gününün kutlanacağı 222 isimli gece kulübüne geçiyoruz. Başka arkadaşlarımızın da katılımıyla sayımız 14-15 kişiyi buluyor. Masaya gelen gidenleri değil de kimin otobüsünün kaçta yola çıkacağını ve kaçta kampüsün önünden geçeceğini hesaplıyorum. Eminim ki yüzümde dışarıdan her hangi birinin kolayca fark edebileceği panik hali mevcut.

Pasta geliyor kesiliyor kadeh tokuşturmalar fotoğraflar derken saat 02:00’a yaklaşıyor. Bense içki içip hızımı devamlı arttırıyorum. Kız arkadaşım neyin var senin diyor;

-Yenersek Lideriz diyorum.

Saatim 2’yi biraz geçerken telefonuma mesaj geliyor:

-Aga Bozüyük’teyiz! Bira al otobüste paslaşırız!

Kız arkadaşım bu mesajı görüyor ki şöyle görüyor gördüğünü görüyorum tepki vermiyor. En kötü şeylerden biride bu tepkisizlik. Bilirsiniz işte! Ben tabi mesajı okuduktan sonra huzursuzlanmaya başlıyorum. Ufak ufak ortamı yokluyorum. Saat kaç? Çıksak mı? Burası bozmuş eskiden daha güzeldi? Ne biçim müzikler çalıyor? Kekoları da almışlar içeri? Mekanı inanılmaz derecede kısa sürede bokladıktan sonra kendim ile ilgili midemin kötü olduğunu belli eden cümleler kuruyorum.

Ama nafile hiç bir şekilde ortamı bozamıyorum. İnadina millet daha çok eğleniyor. Allahım diyorum bana mı denk geliyor…

Aradan 10-15 dakika geçtikten sonra kız arkadaşım:

-sen maça gideceksin demi diyor ?

-neyin maçı ya diyerek zaman kazanmaya çalışıyorum ama olmuyor zihnimden vereceğim cevabı seçemiyorum.

Tam o sırada içkinin verdiği cesaret ile evet gideceğim diyorum.

Hayatımda en nefret ettiğim belki de ondan bir saniyede soğumama sebep olacak beni seçim yapmaya kendi iradem dışında zorlayacak o sihirli cümleyi söylüyor:

-Maça gidersen ayrılırız!!!

-Bir maça beni tercih edip ayrılmayı ağzına alıyorsun ya ayrılalım diyorum ben de.

O kelimeler ağzımdan nasıl çıktı hala bilmiyorum…

Ve mekandan ayrılıyorum…

Geride neleri kimleri bu arma için bıraktığımı bilerek o mekandan ayrılıyorum!

Yarın son bölümle bu yazı dizisini kapatıcam!

« »

Tüm hakları saklıdır. © 2020 OkuDiyo.Com. Edited by Mehmet ARICI.

İnternet sitemizde yayınlanan içerik izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.