Öğrenmeyi küçümsediğim dönemlerim olmuştu artık öyle değilim çok değiştim. Öğrenmek ciddi vakit ve ihtisas isteyen bir kavrammış, bunu öğrenirken de ciddi zaman harcadım. Öğrenmek, kesinlikle kendi başınıza kontrolsüzce yapabileceğiniz bir şey değildir. Kendi başına öğrenmek ise başlı başına profesyonellik istiyor. Şimdi öğrenmenin çeşitlerinden olan ve en çok kullandığımız “Deneme-Yanılma” yöntemine girersem yazı çok uzayacak. Sonra benim bile kafam karışacak. Öğrenme aşamasında yanlış öğrenmek ise bilinçaltı denilen yere yanlış bilgiden bir kürek atmanıza sebep olur. Sonradan o bilginin en doğru halini öğrenseniz bile ihtiyaç anında o yanlış bilgiyi de getirir bilinçaltı.

Bilinçaltı denilen korkunç bölge hakkında biraz yazmam gerekiyor. Herkesin bilinçaltı vardır. Bendeki bilinçaltının ismi Stephan. Hiç sevmiyorum kendisini. Bana göre genel tanımı yoktur. Varlığı yada yokluğu ispatlanamamış soyut bir fenomendir. En olmadık zamanlarda aklınıza en olmadık şeyleri bulup getiren insanların en büyük korkusudur bilinçaltı.(Stephan göz kapağımın altında yaşıyor)

Örnek vermek gerekirse “hipotenüs” benim bilinçaltıma bilinçaltıma cinsellikle ilgili bir konu ile girdiği için yanlış olduğunu bilmeme rağmen hala bende cinsellik çağrıştırıyor. Üçgenlerin çevresini hesaplayamaz oldum o yüzden vurdum kendimi sözelciliğe. Ortaokulda artık kızlar ile erkekler arasındaki fark belirgin şekilde ortaya çıkmıştı. Onlar fen bilgisi dersinde canlı sınıflandırırken değinilen memelilerdi artık.(bu da yanlış bilgi ulan Stephan) Biz ise kişiliği karakteri oturmamış, gömleği belden salıp, kravatı alnımıza takınca daha iyi futbol oynayacağını düşünen sınıflandırılamamış arafta kalmış ergenlerdik. Bir gün arka sıramda oturan kızlar sütyen ölçüsü hesaplamaktan bahsederlerken kulak kabarttım. Kızlara soramazdım o yüzden fikir yürüterek bir yerlere varmaya çalıştım. Ben memelerin hepsini o zamanlarda playstation da oynamaktan usanmadığım Tomb Raider oyununda ki Lara Croft’un memeleri gibi dik üçgen sanıyordum.(yalnız lara croft ne kadındı be; atla diyordum atlıyordu zıpla diyordum zıplıyordu. Benim için ölüme bile gidiyordu. Hayatıma öyle bir kadının gireceğine inancım yok) Benim için kadın demek Lara Croft demekti. Göğüs denen uzvu açıp inceleme imkanım olmadığı için de referansım olan Lara Croft’tan yola çıkıp her bilinçsiz dik üçgene yapıldığı gibi hipotenüsle, pisagorla falan gerçek sütyen ölçüsü bulunuyor sanıyordum. Aradan 15 sene geçti göğüs bölgesinin ölçüsünü sütyenmetre denilen tablo gibi bir şeyle karşılaştırılarak hesaplandığını iki sene önce öğrendim. Bir sene sonra da bu sütyenmetre ölçülerinin sadece bayanlara has bir ölçü tablosu olduğunu öğrendim.(arada ki bir sene boyunca 90D sütyen ölçülerine sahip olduğumu söyleyerek kibirle ezdiğim insanlardan af diliyorum) Buradan bütün insanlığa Stephan’ı şikayet ediyorum yeter artık ben bayan bilinçaltı istiyorum.

Öğrenmekle açtığım konuyu öğrenmek ile kapatayım. Sosyal medya korkutucu bir hale büründü. Bilinçsizlik had safhada. Vikipedia da okunan bilgilerle kendisini öğrenmiş sanmak, üstüne o yüzeysel bilgilerle konunun kompedanıymış gibi kendini pazarlamak gibi tehlikeli bir hastalık; 19. yüzyılda ki veba ile eşdeğer bir hale gelmiş. Buradan size bir şeyler dikte etmek öğretmek haddim değil ama bir konu hakkında bir şeyler okumak sizi o konuda sadece bilgi sahibi yapar daha ötesine götürmez. O konuyu öğrenmek, konu hakkında insanlara bilgi verebilmek çok daha büyük zamanlar, büyük özveriler ister. Her şey hakkında bir fikriniz olacak diye bir şey yok kasmayın kendinizi salın gitsin. Sosyal medyada başka normal hayatta başka olmayın denk geliyoruz benim bile kafam karışıyor.