Gerçekten Şans Mı?

 

Malumunuz, Bursaspor’ umuz, hafta sonunda Alanya deplasmanından 3 puanla döndü. Bana göre sezonun geri kalanındaki yönümüzü tayin edebilecek bu maçı kazanarak, futbol kamuoyuna “Bizim alt grupla bir işimiz yok, hedefimiz yukarısı” mesajı verdik. Haftayı zirvenin eteklerinde tamamlayan Timsah’ta, saha sonuçları yüz güldürse de , 90 dakika performansı , özellikle oyun akıcılığı ve üretkenlik anlamında çok sorgulanıyor. Kazanılan 5 maçın hiç birisinde sahada dominant taraf olup oyuna hükmedememek, taraftarımızı gelecekle ilgili endişeye sevk ediyor.

İşin teknik taktik boyutu, alanın uzmanları tarafından 2 gündür irdeleniyor. Ben bu yazıda teknik yoruma girip de tekrar yapmak istemiyorum. Benim bu maçla ve ligin geride kalan kısmıyla ilgili olarak, dikkatimi çeken nokta farklı.

Maçın hemen ardından, gerek sosyal medyada, gerekse yazılı basında okuduğumuz bazı yorumlarda şans faktörü üzerinde durulmuş. Hamza hocanın Bursaspor öncesi performansı da göz önüne alınarak yapılan bu yorumlarda, üzülerek gördüm ki belli bir ivme yakalanan saha sonuçlarının birincil sebebi şans faktörü olarak görülüyor.

Futbolda şans faktörü tabi ki işin içerisinde var. Ve hatta kimi zaman belirleyici de olabiliyor. Ancak şans faktörünün, belirli bir sürekliliği olmadığını ve anlık enstantanelerle saha içine müdahil olabilen bir etken olduğunu düşünen birisiyim.

Sezona baktığımızda Başakşehir maçını bir kenara bırakırsak, geri kalan 7 maçta belli bir karakter ortaya koydu. Bu maçların tamamında görebileceğimiz ortak nokta, takımın 90 dakika maç içerisinde kalması, beceri ve kalite eksikliğinden kaynaklanan zaafları mücadeleyle bertaraf etmek istemesi ve bunu da belli bir ölçüde başarabilmesi, oldu, Adana maçını geriden gelip çevirdik. Kayseri, Kasımpaşa ve son Alanya maçlarını 80,dakikadan sonra kazandık. Fenerbahçe galibiyeti ise zaten safi mücadele ile kazanıldı.

Hal böyleyken, “Harun tutmasa….” ya da “Batalla ekstra yapmasa…..” önermeleri bence çok havada kalıyor. Ve biraz da haksızlık içeriyor. Harun tutacak, Batalla da ekstra yapacak. Zira işleri bu, bunun için varlar. Üstelik Harun ve Batalla, bu takımın kaptanları… Yani sorumluluğu en fazla üstlenmesi gereken kişiler; ki üstleniyorlar da..

Başarı, herkesin görevini yapmasıyla gelen bir olgudur. Harun’un işi, tutmak, Batalla’nınki ekstra yapmaksa, kadronun geri kalanının işi de mücadele etmek. E onların da bu görevlerini yapmadıklarını hiçbirimiz iddia edemeyiz.

Durum böyleyken bence geleceğe dair kafamızda soru işaretleri mi oluşmalı yoksa takım kimyasının bu şekilde oluştuğu gerçeğini gözden kaçırmayıp, ilerleyen haftaları o perspektiften incelemek mi daha doğru, sizlerin takdirine bırakıyorum.

Ben, 2. şıkka inananlardanım…

« »

Tüm hakları saklıdır. © 2020 OkuDiyo.Com. Edited by Mehmet ARICI.

İnternet sitemizde yayınlanan içerik izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.