ŞİRKETLEŞMEDEN ÖNCE

Türkiye’de de spor kulüpleri dernek statüsünde olup vergiden muaf tutulmaktadırlar. Bu avantajı sürdürebilmek için kulüplerin şirketleşme yoluna giderken aynı zamanda da dernekler statüsünde faaliyetlerine devam etmeleri gerekmektedir. Spor kulüplerinin çok düşük oranlarda ortağı olduğu şirketler kurulmakta ve spor faaliyetleri bu şirketler üzerinde gözükerek devam etmekte. Böylelikle kulüpler hem ticari işletme gibi gelir sağlayabilmekte hem de dernekler statüsünden faydalanılarak birçok vergiden muaf tutulmaktadır.

Spor kulüplerinin şirketleşmesinde taraftar gücü, sportif başarı ve deneyim, gayrimenkul ve altyapı varlığı, kamuoyundaki itibar, ulusal ve uluslararası ölçekteki hayran potansiyeli artı değerler olarak görülmekte. Aynı kapsam içerisinde var olan dezavantajlar ise başarıların ticari getiriye dönüşmemesi, mali ve idari yönetimde organizasyon eksiklikleri, planlama ve strateji yoksunluğu, geleceği ipotek altına alan ölçüsüz borçlanmalar, yönetimde kalite erozyonu, bağımsız denetim ve saydam bütçe eksikliği olarak görülebilir. Bugün için dünyada başarılı spor kulüpleri, iyi yönetilen spor kulüpleri şirketleri yeni ekonominin gereklerine uyarak medya, telekomünikasyon ve internet alanında sponsorlar bularak yeni yatırımlara yönelmektedirler..

İşte ülkemizde yukarıda sayılan dezavantajlar içerisinde öne çıkan en önemli etken YÖNETİMDE KALİTE EROZYONU, BAĞIMSIZ DENETİM VE SAYDAM BÜTÇE… Sadece bu etkenle Türkiye’de şirketleşen bir  süre sefahat içerisinde yaşayan, akabinde iflas ederek kayyuma kadar uzanan yolculuğa çıkan kulüplere bir bakalım..

1-)Türkiye’de şirketleşme yoluna giden spor kulüpleri incelendiğinde Malatyaspor, Türkiye’de futbol kulüplerinin şirketleşmesinde ortaya çıkan ilk spor kulübü olduğu görülmektedir. Malatyaspor, futbol şubesini, kurduğu Malatyaspor A.Ş’ye devretmiştir. Ancak Malatya Spor A.Ş. 1. ligden düşmesinin ardından tasfiye edilmiştir.

2-)Çanakkale Dardanelspor A.Ş. 1996-1997 sezonunda şirketleşerek Dardanel Spor Faaliyetleri Anonim Şirketi adını almıştır. Akabinde kulüp amatör ligin kapısına kadar dayanmıştır.

3-)Karşıyaka Spor Kulübü A.Ş., 1998 yılında Holding’e devir olarak anonim şirkete dönüştürülmüştür. Holding ile bünyesindeki bazı şirketlerin ortak olduğu şirkete Karşıyaka Spor Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. adı verilmiştir. Şirket borca batık duruma gelmiştir.

4-) Adanaspor A.Ş., 1998 yılında şirketleşerek Adanaspor Spor Faaliyetleri Anonim Şirketi adını almış ve 2005 yılında ekonomik sıkıntılardan dolayı iflas etmiştir. Ancak 2004yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesiyle kulüp 2. lige düşerek tasfiye edilmiştir.

5-)Vanspor şirketleşerek şirket konuma geçerek sınır ticaretinden ve işlettiği lokantalardan elde ettiği gelirleri kulübe aktarmıştır. Ancak valilik şirketi özelleştirme yoluna gitmiştir.

6-)Göztepe Spor Kulübü’nün futbol şubesi 1998 yılında şirketleşerek Göztepe Spor Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. adını almıştır. Futbol faaliyetlerini Anonim Şirket bünyesinde sürdürmeye başladıktan sonra yapay bir yükseliş yaşayan kulüp iflas ederek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiştir.

7-) Beşiktaş’ın 2016 itibari ile borcu 1.262.592.503TL (1 milyar 262 trilyon 592 bin ) ve Galatasaray 2000 yılında Avrupa da gelen kupaya rağmen aynı yıl şirketleşmesi ve sonraki 10 yıllık süreçte yapılan fütursuz harcamalar Avrupa Kupaları’ndan men edilmesine yol açacak sonuçları doğurmuştur. Her iki kulüp Ticaret Kanunu anlamında Borca Batık durumdadırlar.

Bu kulüpleri şirketleşme öncesinde şirketleşmeye yönelten – tahrik eden şey ise şirketleşme halinde yöneticiler, Bağlı oldukları spor kulüplerine direkt olarak fon kaynağı sağlayabilecek ve kolay kredi imkânı bulabilecekler ve takımlarına çilek transfer kazandırarak taraftarlarının gözlerini boyayabileceklerdi. Ancak göz ardı edilen ve aslında şirketleşme halinde olmazsa olmaz olan şey ise YÖNETİMİN KALİTESİ VE BAĞIMSIZ DENETİM’ di.  Yukarıda sayılan kulüpler şirketleşme sonrası çekilen kredilerle Lale Devri yaşamış akabinde vasıfsız yöneticiler ya istifa ederek ya da şirketlere kayyum atanarak bu işten kendilerini güzelce sıyırmışlardır.

Dolayısıyla Bursaspor’un her kötü skor sonrası, ekonomik sıkıntı dönemlerinde ya da yönetimsel anlamda yaşanan sıkıntılardan sonra taraftar duygusallığı ile şu kulüp şirketleşse de bu durumlardan sıyrılsak serzenişlerini görüyor ve takip ediyorum. Ancak; Genel Kurul olası şirketleşme kararını alacak ve uygulayacak Yönetimi çok iyi incelemeli – gözlemlemelidir.

Bursaspor Kulübü, futbol kulübünün unvanını ve potansiyelini kendi çıkarları için kullanabilen, sorumlulukları dernekler kanunu çerçevesinde sınırlı olan kişilerce değil, işini iyi bilen profesyonel yöneticilerle yönetilmelidir. Bu şekilde kurulacak şirketler, dernek şeklinde örgütlenmiş bulunan ve bu nedenle de yürürlükte yasal mevzuat gereğince futbol kulüplerinin yapamayacağı birçok konuda faaliyet gösterebilecek ve gelir kaynaklarını önemli ölçüde arttırabilecektir.

Sonuç olarak; Avrupa kulüpleri ile aramızdaki esas fark sadece kurumsallaşamamış-şirketleşmemiş olmaktan değil, kulüplerin ehil kişiler tarafından yönetilmiyor olmasından kaynaklanmaktadır. Şirketleşmeden önce bu yapıyı oluşturmak gerekmektedir.

« »

Tüm hakları saklıdır. © 2020 OkuDiyo.Com. Edited by Mehmet ARICI.

İnternet sitemizde yayınlanan içerik izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.