Bu sıralar, Bursaspor’un konuşulduğu hangi masaya otursam bu kelime sohbet içerisinde çokça geçiyor. İçinde yaşadığımız toplumun değer yargılarının günden güne daha da eridiğini, maddi açının gözün odaklandığı tek açı halini aldığını düşünen biri olarak bir yandan buna seviniyorum. Diğer bir yandan da sormam gereken, daha doğrusu sorulması gereken sorular var.

 

“Şamil çok iyi niyetli” mesela…

Ancak Şamil’in iyi niyetinden bahsederken, bunun onun Bursaspor kalibresinde bir oyuncu olmadığı gerçeğini değiştirmediğini söylemezsek bu bir hatadır.

 

“Recep Altepe de çok iyi niyetli” ama bugüne dek Bursaspor’a en fazla omuz çıkan yerel idareci olan Altepe’nin bu iyi niyetinden bahis açıldığında, buna karşın yeni stadın hala şantiye olduğunu ve bu durumun Bursaspor’un hem bugününden, hem de geleceğinden çaldığını konuşmazsak bu da büyük bir hatadır.

 

“Ali Başkan da çok iyi niyetli” fakat Başkan Ali Ay’ın şüpheye mahal olmayan iyi niyetinden konuşurken de benzer hatalar yapmamak lazım. Evet, özellikle Recep Bölükbaşı döneminden sonra iyi niyetli yönetim olgusu çok daha değer kazandı ama unutulmamalı; hataların üstüne zırh olan iyi niyet, zararda kötü niyetle yarışır.

 

“Yani?”si şu;
Bursaspor, son yıllarda tüm mali politikasını, dolayısıyla yolunu, oyuncu satışından elde ettiği gelirlerle çiziyor. Bu durum, isteyerek ya da istemeden bize yeni bir yol göstermişti. Kulüp, hem sportif hem de mali açıdan kalkınmak istiyorsa attığı her adımda, sonraki adımlarını da planlamalı. Oyuncu alırken satışını planlamak bu yeni yolun en önemli kavşağı. Zira dünyada hiçbir ticari alanda, 300 bin Euro’ya aldığın bir ürünün bir sene sonunda sana 8 milyon Euro kazandırması mümkün değil, futboldan başka…

 

Peki, öyle mi oldu?

 

Oyuncu dağarcığı, çalıştırdığı eski takımlardaki öğrencileri kadar kıt olan bir teknik direktöre ve kulübün değil, onun güvendiği insanlara emanet edilen transfer süreci sonunda gelinen nokta şu;
Bursaspor’un yaş ortalaması, altyapıdan takıma adapte edilen yeni isimler de olmasına rağmen bir yıl içinde 2 yaş arttı.Ve Bursaspor’un, gitmesine ihtimal verilmesi bile tehlikeli olan Batalla dışında 1 milyon Euro üstünde bir bonservisle satabileceği oyuncu sayısı ikiyi geçmez. Kurtuluş reçetesinde yazanların aksine; Bursaspor’un kadrosu emekliliğine gün sayan, sıradan isimlerle dolduruldu.

 

Bu yolla kar mı elde ettik? Hayır. Üstelik sayıca az, daha nitelikli oyuncu transferiyle aynı maddi hedef pekala tutturulabilirdi.Türkiye’ye ihraç ettiği oyunculardan bir tanesi bile fos çıkmayan Fransa Ligue 1’de en fazla top kapan ilk 5 oyuncudan birini 1,3 milyon Euro’ya almak varken, aynı meblağı iki ’emekli adayının’ yıllığına gömerek elde edilecek kardan da hayır gelmez zaten.

 

Uzun lafın kısası;

Takım, ligde dördüncüyken ve futboluyla olmasa da aldığı sonuçlarla taraftarının yüzünü güldürürken yazıyorum. Bursaspor iyi yolda falan değil. Bu politika devam ederse, bu sezon ligi nerede bitirirsek bitirelim Bursaspor ileride daha da dibi görecek.

 

Kusura bakma Başkan…