Okudiyo’dan selamlar herkese…

Taraftar işi her zaman güzel ve özel, biraz da underground’ tır. Yazanlar da, okuyanlar da ‘bizden’ olunca, ortaya çıkan ilk şey ‘samimiyet’ oluyor.

Samimiyet iyidir.

Bu sebeple, fırsat buldukça Yeşil-Beyaz penceremden gördüklerimi buradan da anlatmaya çalışacağım.

İlk elin günahı olmaz demişler. Vira bismillah…

Konuya net ve sonuç kısmından gireceğim; geride kalan haftalarda aldığı sonuçlar itibariyle Bursaspor bu sezon inandığım futbol değerlerini ve başarı için şart gördüğüm sistemi sorgulamama sebep oluyor.

Sadece bende değil, gözlemlerine ve futbol bilgisine inandığım kişilerin tamamında da aynı durumu görüyorum. Çünkü plansızca ve bu camianın benimsediği futbol anlayışıyla uyuşmayan bir sistem (buna sistemsizlik de diyebiliriz) ile nefes almaya çalışıyoruz ama toplanan puanlara ve lig sıralamasına bakıldığında, Şenol Güneş’in o zevk veren Bursaspor’una havlu attırmış durumdayız. Fakat bunları ‘övgü’ olarak yazdığımı sanmayın.

Çünkü bu plansızlık ve bu sistem ile günlük başarıların elde edilebileceğini ama nihai başarının sanıldığından çok çok daha uzakta olduğunu düşünüyorum.

Peki neden?

Bakın, futbolda her başarı hikâyesi, kulüpleri veya takımları yönetenler için birer örnektir ve bu işi ciddiye alanların bunları incelenmesi gerekir.

Kalıcı, yani başarısını uzun vadeye yayan takımlara baktığınızda göreceğiniz şeylerin başında ise az ama öz transfer anlayışı, yaş ortalamasını düşürme ve gençlere yatırım çabasını göreceksiniz.

Özellikle kulübü yönetmeye aday yönetimlerin bunu görmesi ve bunun üzerinden bir kurgulama oluşturması gerektiğini düşünüyorum.

En nihayetinde bakmak ayrı görmek ayrı…

Paslaşırız yine!