Şüphesiz ki insanoğlu var oldukça beklentiler ve arayış bitmez. Bursaspor’umuzun da futbol anlamında henüz oturmadığı, teknik kadronun denemelerle bir sistem arayışı içerisinde olduğu hususu aşikar. Bizlerin taraftar olarak iradesi dışında olan bu teknik konuları şu aşamada sorumlularına bırakıp, kendi sorumluluk alanımıza bakalım şöyle bir.

 

Bursaspor camiası olarak, taraftarlar olarak ne durumdayız?

 

Bir kere şu net; her halimizle Türkiye’de birçok camiadan 4-5 adım öndeyiz. Ama mevcut durumu kendi aramızda sorguladığımızda insanların tatmin olmadığı, keyif almadığı, geçmişe özlem duyduğu bir tablo çıkıyor önümüze.

 

Bu olumsuz tablonun altyapısını hepimiz biliyoruz aslında. Camiamızın “Beşiktaş olayları” şeklinde andığımız süreçte aldığı yaralar, Passolig ve basiretsiz yönetimler vs. sayılacak çok şey var.

 

Tüm bunların birikiminden hepimizde bir burukluk, bir yorgunluk var. Şu an her şeyi oluruna bırakmış durumdayız. Aslında bilinçaltında hep bir arayış içerisindeyiz. Bir şeyler yapılsın, birileri bir şeylerle ortaya çıksın isteniyor ama bir belirsizlik hakim… Durumu şuan için ruhun genel anlamda yitirilmesi şeklinde özetleyebileceğimiz gibi pozitif gözle bakarsak camianın kendini nadasa bırakması olarak ta yorumlamak mümkün.

 

Özetle gelmek istediğim nokta şudur; Az zamanda çok şeyler yaşayan Bursaspor camiasının artık heyecan duyacağı yeniliklere, farklılıklara ihtiyacı var. Camia Avrupa dâhil her şeyi gördü ve maalesef artık kendi içinde tekrara düşmeye başladı.

 

Bu monotonluğun sadece küçük bir detayı belki ama farkında mısınız stadyumda tezahüratlarımız dahi yıllardır aynı.

 

Bu işlere kafa yoracak, kendinden, ailesinden, işinden zaman çalıp vaktini ayıracak çok kişi tanıyoruz. Zira birçoğumuz için zaten Bursaspor, Teksaslılık kültürü bir yaşam biçimi.

 

İşte yıllarca başarıya endeksli olmadan en iyisi için ömrünü vermiş arkadaşlarımızda tekrar heyecanı yakalayabilmek için, üretkenlik için ekstra bir motivasyon unsuru ne olabilir diye düşündüm kendimce. %100 çözümdür iddiasında olmamakla birlikte kafamda her yol 2010 senesinde denenen BTB yani Bursaspor Taraftarlar Birliği’ne çıkıyor.

 

Grupların, derneklerin, şahısların yine kendi çizgisi ve görüşünü muhafaza ettiği ancak Bursaspor ortak paydasında ortak hareket edebildiği bir organizasyon hedeflenmişti.

 

2010 senesinde şekillendirilmeye çalışılan Bu güç birliği belki de birilerini öyle ürkütmüştü ki çeşitli oyunlar oynandı. İstenilenler yapılamadı.

 

Bursaspor emekçileri, tribünün eskileri diye andığımız kişiler yorgun ama burada dimdik ayakta ve kimse sevdaya sırtını dönmüş değil. Ve tabi Şuan Yapılanları, harcanan emekleri de takdirle izliyoruz. Birçok kişi, grup, dernek kendi çapında hala bir şeyler yapıyor. Ama çok daha organize heyecanlarla eskileri üretkenliğe sevk etme ve en önemlisi yeni nesili yakalama adına ekstra bir şeylere daha ihtiyaç var. BTB bir barış masası, çizgilerden taviz, kendini lağvetme ve yeni isim alma ortamı değildi. Sadece dağınık güçlerin organize olabilme ve birbirini tetikleyebilme hareketiydi. Farklı niteliklere sahip güç odaklarını düzenli olarak yan yana getirebilme ve bu sinerjiden Bursa için üretme ve çalışma hamlesiydi.

 

Yeni stadyum avantajı, şehirde her daim mevcut Bursaspor sevgisiyle Düzen böyle de gider mi tabii ki gider! Ama çok daha iyisi için yarım kalan işi tamamlamanın vakti gelmedi mi?